The Mars Volta – The Bedlam in Goliah

mars.jpg

Belki uyarıcı etkisiyle dışarıya verilen enerji, belki dumanın etkisiyle kaotik sesler, yüksek ihtimal 1970’ler etkisiyle retro görünüm, analog kayıt tadıyla farklı hoparlörlerden farklı enstrümanlar. Mükemmel bir ses, çığlıklar, mükemmel gitar sololar ve melodiler, hiç durmayan ve aniden patlayan davul, latin jazz öğeleriyle dolu perküsyonlar ve ileriye hep ileriye doğru deneysel, gelişen-progressive, doğaçlamayla ortaya çıkan, kelimenin gerçek anlamıyla futuristik bir grup the Mars Volta ve onlar, Ocak ayının sonunda piyasaya verilen dördüncü albümleri, “The Bedlam in Goliath” ile son yıllarda olduğu gibi, belirli bir kitleyi sarsmaya devam ediyor.

Grubun gitaristi Omar-Rodriguez Lopez, 2007 yılında, sayabildiğimiz kadarıyla 6 adet solo albüm çıkardı. Albümlerden bazıları, bir dönem hayatını geçirdiği ve oldukça yaratıcı bir dönemi olan Amsterdam döneminden kalma, deneysel, emprovize jazz çalışmalar.

The Mars Volta, yine 70’ler tavrının da etkisiyle olsa, tematik albümler yapmaya çalışan bir grup.

Ouija tahtasından dökülen sözler

Vokalist Bixler-Zavala, 29 Ocak tarihinde çıkan albümün şarkı sözlerini yazarken, Omar-Rodriguez’in ona Kudüs ziyaretinin dönüşünde, şehrin eski pazarlarının birinden bulup hediye olarak getirdiği, ouija tahtasına benzeyen, “The Soothsayer” ismini verdikleri bir tahtadan etkilenmiş. Tahtanın lanetli olduğunu düşünüyorlar.

Omar ve Cedric, bir şekilde kaderin onları beraber müzik yapmaya yönlendirdiğine inanıyor. Aslında seveni olduğu kadar nefret edeni de çok bir grup The Mars Volta. İnsanların artık daha kısa, çabuk yutulur ürünler istedikleri bir çağda, uzun süren şarkılar, şifreler, kutsal kitap diliyle yazılan şarkılar ve telaffuz edilmesi zor şarkı ve albüm isimlerine tahammül edemiyorlar. The Mars Volta ise umursamadan devam ediyor. Her albümlerine bir kitapçık hazırlıyorlar. Son albümleri için de “Genesis…/Yaratılış…” isimli bir mini booklet hazırlamışlar. ((Genesis’i buradan indirebilirsiniz. 90 Kb.)) “Art Brut şarkısı ‘Kıskanç oğlan’ gibi dandik isimlere mi takılalım?” diyorlar, “Neden yeni bir dil yaratmayalım? Neden zorlamayalım?”

Charles Mingus da Black Flag kadar punk’tır!

Cedric unutamadığı bir adamdan bahzediyor. Ünlü olmadan önce onlara sahneye çıkma şansı veren bir adamdan. Kendilerine “Gidip biraz Charles Mingus dinleyin oğlum, o da en az Black Flag kadar punk’tır” diyen bir adamdan. Eski günler güzeldi. Kendilerine sorulmuş olan “kartal mı kertenkele mi?” sorusuna verdikleri cevap manidar: “Tabii ki kertenkele. Çünkü kertenkele çöl hayvanıdır, size çölde rehberlik edebilir.”