1 Sesinde haşhaş ve büyü.
Yaralı bir melek besler gibidir şarkılarında.
Takvimler on iki yıl diyor ama,
biraz önce ölmüş gibidir aslında.

2 17 Kasım 1966’da ünlü müzisyen Tim Buckley ve Mary Guibert’in evlilik dışı çocuğu olarak Anaheim, Kaliforniya’da dünyaya gelir Jeff. Evini terk edip giden babasına benzetilmekten hiç hoşlanmadı ama babası gibi bir müzisyendi ve babası gibi babası gibi genç öldü o da…

3 Büyükannesinin dolabında bulduğu gitarı çalmaya başladığında henüz 5 yaşındaydı. Led Zeppelin, Jimi Hendrix, Pink Floyd’u dinleyerek büyüdü.

4 Nusrat Fateh Ali Khan onun Elvis’iydi. Edith Piaf’a âşık olmamak için hasta ruhlu olmak gerektiğini düşünüyordu.

5 “Özelliklerimiz aynı olabilir ama dışavurumum babamınkinden çok farklı. O adamla ilgili her şeyi başkalarından öğrendim. Babamın benim üzerimdeki etkisi, yokluğu. Beni annem büyüttü.” diyordu. 1991’de babası Tim Buckley’i anmak için düzenlenen konserde sahneye çıktı ve Babasının oğlu Jeff ve onun annesi için yazdığı “I Never Asked To Be Your Mountain” parçasını, Gary Lucas’la birlikte çaldı. Son olarak “Once I Was”ı akustik olarak çalan Buckley, parçanın ardından o an içinden gelen bir cappella son ekledi. Jeff ve son parçadaki enstrümansız söylediği kısımla ilgili: “Benim işim değildi, benim hayatım değildi. Ama cenazesinde olamamak beni üzdü, ona hiçbir şey söyleyememiş olmak. Bu konseri ona olan saygımı sunabilmek için yaptım.” demişti.

6 İlk ve tek stüdyo albümü “Grace” 1994’te çıktı. Kendi albümü için, terkedilmiş bir zavallıyı anlatıyor dese de, Gary Lucas farklı düşünüyordu: “Her an daha fazla insanın Grace ile temas kurmasını isterim. Bu albümdeki şarkılar insanın önünü aydınlatan fenerler gibi, kılavuzlar gibi…

7 İlk albümünden sonra çıktığı Dünya turunu 2 yıldan fazla sürdürdü. Bir gezgin gibi dolaşıp durdu. Caferlerde ve yerel yerlerde çalmaktan hep hoşlandı. “Kısa süre önce hayatımda bir cafeye gidip, basitçe ne yapıyorsam onu yaptığım, müzik yaptığım, kendi müziğimi çalarak öğrendiğim ve benim için ne anlam ifade ettiğini keşfettiğim, beni tanımayan, ne yaptığımı bilmeyen seyirciyi, sıkarken ya da eğlendirirken zevk aldığım bir dönem vardı. Bu durumda kaybetmenin, riskin ve başarmanın değerli ve değiştirilemez lüksüne sahibim. Bu tür şeyleri, bu çalışma formunu bir araya getirmek için gerçekten çok uğraştım. Sevdim ve sonra ortadan kaybolduğunda onu kaybettim. Tek yaptığım bunu geri istemek.” demişti.

8 Daha önce Edith Piaf, Leonardo Cohen, joan Baez gibi müzisyenlere verilmiş olan Academie Charles Cros Ödülü’nü aldığında 19 yaşındaydı.

9 Yaşasaydı pek çok şarkısı daha olacaktı onun. Ama geride bıraktığı bir avuç şarkıyla kendi rüzgârını en sert biçimde esirmeyi başardı.

10 Çocukluk arkadaşları onun için her an yok olacakmış gibi bir hali olduğunu düşünüyordu. Öyle de oldu; 29 Mayıs 1997 akşamı, şarkılar söyleyerek Mississippi Nehri’ne girdi ve dalgaların arasında kaybolup gitti. 4 Haziran günü, vücudu Beale Caddesi’nin kıyılarına vurduğunda artık şarkı söylemiyordu Jeff. Susmuştu. Sesi Mississippi Nehri’nde kaldı.

11 Tabutunun bir çivisi hep eksik olacak.

12 Lu li lu lay lu li lu lay

Hayali Kardeşim – Dream Brother

Orada ikizinin yanında uyuyan bir çocuk var.
Fotoğraflar telaşlı rüzgârın içinde çıldırıyorlar.
Ayak dirediği bu siyah melek
Açılmış siyah tüylü kanatlarıyla onları izliyor.
Açıkça onun teniyle kaybettiğin aşk
Karamela saçlarında rüzgârla birlikte özgür.
Yeşil gözleri
Ellerindeki başıyla ve senin bir başkasının dudaklarındaki öpücüğünle
elvedalar üfledi..
Hayali kardeşim senin gözyaşlarınla dünyanın etrafında darmadağın.
Beni bu denli yaşlandıran o kişi gibi olma.
İsmini arkada bırakıp giden o kişi gibi olma.
Çünkü onlar seni bekliyorlar tıpkı benim beklediğim gibi.
Ve kimse asla gelmez.
Korkmuş hissediyorum ve ismini çağırıyorum
Sesini ve çılgın dansını seviyorum
Sözlerini duyuyorum ve acını biliyorum
Başın ellerinin içinde ve öpücüğü bir başkasının dudaklarında
Karaya oturmuş gözlerin
Ve etrafında durmadan dönen dünya
Aşıp giden okyanusla
Kumsalın içinde uykuda…

Çeviren: Burçin Ayebe

Futuristika’nın notu: 90’lı yılların başında Buckley, New York’ta Sin-é Club’da sahne alırken adını bilmediğimiz bir müzisyen ya da müziksever, her pazartesi gerçekleşen bu rüyaları kaydediyordu. Dinlemek için: Jeff Buckley / Monday Nights / Sin-é / 1 ve 2.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page