[dropcap type=”2″]L[/dropcap]ouise “Gypsy Lou” Webb ve kocası Jon Webb’in kurduğu Loujon Press, son dönem beatniklerin zamanında denk gelmiş, elle dizilen kitaplarında farklı sayfaların farklı renklerde, yazı tipinde oldukları görülmüş, hatta edebiyat dergileri The Outsider’da çiçek basmışlardı. Henry Miller’ın iki kitabını, Charles Bukowski’nin isminin duyulmasını sağlayan şiir kitaplarını hep el yapımı hazırlamışlardı. Loujon Press ile takıldığı zamanlar Bukowski New Orleans’a sıklıkla gelmiş, içmiş, dövüşmüş, sikişmiş ve yazmıştı. Duvarlarına “Hank buradaydı” kazınan kentte Bukowski kitaplarını çıkarabilmek için Lou, resimlerini satmıştı. Çift, 1971 yılında ölen Jon’un ölümüne denk, şehirlerden şehirlere göç edip yayıncılık çabalarını sürdürmüştü. Bukowski daha sonra bir gazeteye, -kimilerine göre- Lou’yu nasıl becermeye çalışıp da başarısız olduğunu yazar.

“June, ölüler ölüdür. Buna yapılacak bir şey yok. Gel yatağa gidelim…”
“Yatağa mı?”
“Evet, tokmaklayalım, yapalım…”
“Clyde’ı 32 yıldır tanıyordum….”
“Clyde şu an sana yardım edemez biliyorsun.”
“Bedeni hala sıcak seni piç…”
“Benimki de…”

Lou, kocasının ölümü sonrasında bohem tayfanın kucakladığı bir sima şeklinde New Orleans’a dönüp turistlere eşya satar. 1940 yılında Cleveland’dan alkolik kocasından kaçmak üzere atladığı otobüs onu New Orleans’a getirmiş ve Jon Webb ile çarpıştırmıştı. Çiftin kente geldiğince ceplerinde sadece 17 doları, Jon’un sürekli çalındığından şikayet ettiği polisiye hikaye taslakları vardı. Loujon Press’, kurduktan sonraki yıllarda ziyaretçiler arasında Allen Ginsberg olacaktır. Ginsberg, Lou’nun anfizemini “umm omm” diye seler çıkardığı mantralarıyla tedavi ettiğini düşünür. Bukowski, kızına Lou(ise) Webbden dolayı Marina Louise adını verir. Bukowski söyleşisinde detayları okunan yayıncılık maceraları, Lou’nun hastalanıp komaya girmesi, ameliyatlar, ödenemeyen hastane paraları, Miller kitabının sınırlı sayıda baskısının, tek gelir kaynakları tabloların ve yayımlanmayı bekleyen birçok el yazısı metnin yaşadıkları yeri su basması sonucunda mahvolması sonrasında, The Outsider için hazırlandıkları nihai sayı “Kenneth Patchen Özel Sayısı”nı yapmak için evlerini, arabalarını, mobilyalarını ve fotoğraflarını bile satarlar. Dönemin Küçük Yayıncılar ve Editörler Birliği, çıkardıkları derginin satın alınması için çağrı yaparlar. Yoklukta üretme çabası, bağırmadan, kendine özgü bir izzet hali ile sürer. Jon suç romanları yazmak dışında kumar da oynamaktadır. Aralıklarla yaptığı Las Vegas ziyaretlerinden birinde Lou’yu arar, bin dolar kazandığını söyler. Bir daha arar, bin dolar daha kazanmıştır. Bir daha, bir daha, bir daha arar. Sonra para transferi yapacağını söyler. Hesabına altı bin dolar transfer eder. Kente geri geldiğinde tekrar arar, taksi parası yoktur. Lou, Jon’un hediye ettiği yavru köpek kucağında, Jon’un kanserden hayatını kaybettiği hastane koridorlarında koşturur, sonraki yıllarda kendi ciğerinin yarısını da kansere verir. Yaşamını New Orleans’ta, kızkardeşinin yanında sürdürür, 2014 Ocak ayında 96 yaşında, şehrin yaşayan anıtı gibi sokaklarda zaman zaman görülmektedir. Yanına oturup eski günlerden, yayıncılık coşkusundan, yarı entelektüel yarı kafakol hamlelerle kitap ve resim sattıkları günleri hatırlatıp beresini düzeltirken, Jon Webb’ün ölüsünün yakıldığını, küllerini ve kemik parçalarını uzun zaman boynunda taşıyıp zaman zaman yediğini anlatıyor.