Grubun bir araya gelmesini Tacoma Narrows Köprüsü’nün 7 Kasım 1940 tarihindeki kazası ile anlatıyorsunuz?

Tacoma Narrows Köprüsü’nün olayı sıradışı bir kazaydı. Rüzgarın titreşim frekansı vardır, bu frekans başka bir nesnenin frekansıyla eşleşirse rüzgarın gücü katlanır. Köprünün yıkılmasına sebep olan da buydu. Biz de bu tipte bir yıkıcı frekans gücüne duyduğumuz hayranlığı ifade etme ihtiyacı duyduk.

Gareth Halsall (gitarda ve laptop’ta ben) Jack Robinson (solist ve gitarda) Mike Garth (bass ve vokaller) Tommy Rogers (davulda) Liverpool, İngiltere’den bir grubuz. Ocak 2010’dan beri birlikte çalıyoruz. İlk EP’miz “In the Dark”ı [www.myspace.com/tacoma]  adresine ekledik. Daha sonra yerel olarak konserler vermeye başladık, kayıt ve mix ekipmanı ve dağıtım için para bulduğumuzda “In The Light” adlı ikinci EP’mizi kendimiz dağıtmaya başladık.

İlham aldığınız gruplar kimler?

Dünyayı benim için daha iyi bir yer haline getiren gruplar: Deerhunter/Atlas Sound, White Stripes, Joy Division, Flaming Lips, My Bloody Valentine, Wilco, The National, Radiohead, Pavement, Pulp, Kurt Vile, War on Drugs. Tahmin edebileceğiniz gibi pek çok şeyden etkilendik, üzerinizde ne kadar çok etki olursa, bunlardan o kadar çok besleniyorsunuz. Blues da seviyorum, Son House ya da Robert Johnson gibi. Canlı performanslara gelince, White Stripes ve Flaming Lips beni tam anlamıyla uçurur, konserlerindeki enerjileri bende canlı müzik yapma isteği uyandırıyor.

In The Dark adlı ilk çalışmanızdan şarkılar, Electric Charm, Images, New Organ Song, Drowned World. Garage rock ve psychedelic öğeler yoğun…

In The Dark temel ekipmanlarla 3 hafta gibi çok kısa bir sürede kaydedildi, dediğiniz gibi garage rock ve psychedelic daha çok hissediliyor. Bunun nedeni de o zamanlar pratik yaparken çok fazla Joy Division ve The Doors şarkıları çalmamız. Hala Electric Charm ve Drowned World şarkılarını canlı performanslarda çalıyoruz.

“In The Light” ise bende biraz da shoegaze, post-rock, ambient tatları bıraktı. Müziğinizde öne çıkan ve sevdiğiniz türler hangileri? Octopus bu açıdan nasıl bir albüm olacak?

Octopus daha da fazla müzik türünün bir harmanı. Canlı müziğe enerjimizi katmaya çalışıyoruz böylece bir post-rock soundumuz var ancak bütüne bakarsak bu sound ambient uçlara da kayıyor. Octopus’a sampling ve synth soundlarını da ekledik. Ipad’ler prova çalışmalarımıza dahil oldu, ipad’lerdeki synth’leri birkaç şarkımızda duyabilirsiniz.

Temel riff motifleri olan kısa şarkılarda biraz garage rock da var.

Octopus’un kaydını yine kendimiz yaptık. Forest Fire ve Patterns gibi gruplardan güçlü destekler alıyoruz böylece daha fazla göz önündeyiz bu da bizi daha sonra bir plak şirketiyle kayıt yapma yoluna gitmeye yöneltebilir.

[sws_divider_basic]

Octopus albümünden dört şarkı Soundcloud’da;
“Bob Harris” http://soundcloud.com/tacomaliverpool/bob-harris

A. Doğan notu: Diğer şarkıları henüz seçmemişler. Gareth son olarak Octopus için 14 şarkı kaydettiklerini ama sayıyı 8’e indireceklerini söyledi.

In The Light ve In The Dark