Takvimin yaprağında 22 Eylül bazı insanlar için hiçbir şey ifade etmeyebilir. Esasında bana da ifade etmezdi. Ta ki Sezin Öney’in bana o günün Ernest Green’in doğum günü olduğunu hatırlatmasına kadar.

Şimdi hemen, “Kimdir bu Ernest Green?” denebilir. O kimilerine göre bir hikayenin kahramanı, kimilerine göre cesur bir insan hakları savunucusu, kimilerine göre rezilin ve utanmazın biri. Kim ne derse desin bence o cesur ve hayatını idealleri için yaşayan kişilerden biri.

Green’in kim olduğunu anlatmak için öncelikle 1954 yılında Amerika’da görülen bir davaya bakmak gerek; Brown-Eğitim Kurulu’na Karşı. Afrikalı Amerikalıların yani zencilerin yani siyahilerin ABD’de ayrı sınıflarda öğrenim görmesine karşın açılan bu davada anayasanın eşitlik hakkı göz önünde tutularak tarihi bir karar alındı. O tarihten sonra siyahilerle beyazlar aynı sınıflarda eğitim görecekti. Bu otobüslerde sadece arkaya oturabilen, lokantalara alınamayan, girdiği lokantada hesabı peşin ödeyen siyahiler için büyük bir zaferdi. Ancak doğal olarak bundan hoşlanmayan beyazlarda çoğunluktaydı. Zira ülkede çok meşhur bir siyahi bile kimi zaman bir lokantada yemek yiyebilmek için orayı kapatmak zorunda kalabiliyordu.

Mahkemenin verdiği karardan sonra siyahi öğrenciler beyazların sınıflarında dersler almaya gittiler. Fakat Arkansas eyaletinin başkenti Little Rock’ta bu karara karşı çıkan beyazlar, ırkçılık yanlısı kuruluşlar ve tabii en önemlisi vali Orval Faubus dokuz öğrencinin Little Rock Merkez Lisesi’ne girmesine izin vermedi. Little Rock Dokuzlusu olarak anılan öğrenciler okula gittikleri ilk gün eyalet federal güvenlik güçlerinin de etten duvar örerek onların içeri girmelerine engel olduğunu gördü.

Little Rock Dokuzlusu’ndan biri Ernest Green’di, dokuzlunun bir başka üyesi Elizabeth Eckford. O günle alakalı Eckford bir anısını şöyle anlatır; “Yaşlı, çok sevimli bir kadının yüzünü hatırlıyorum; gözgöze geldik ve bana tükürdü.”

Halk ikiye bölünmüş durumdaydı ve anayasa bir nevi kilitlenmişti. O sırada tüm gözler dönemin başkanı Dwight Eisenhower’a çevrildi. Eisenhower önce vali Faubus’a mahkeme kararına uymasını söyledi. Ancak siyasi çıkarlarını düşünen Faubus bunu reddetti.

Dokuz aylık tartışmanın sonunda Eisenhower Başkanlık Yetkisi’ni (Presedential Power) kullanarak Arkansas’ın güvenlik güçlerini komutasına aldı ve Ulusal Ordu’dan 101. Hava Birliği’nin nezaretiyle, siyah öğrencilerin okula başlamasını sağladı.

Dokuzlunun aileleri de eğitime önem veren kişilerdi. Çocuklarının öncü olarak beyazlarla aynı sınıfta okumasından “gurur verici bir olay” olarak söz ediyorlardı. En sıkıntı çektikleri durumlarda bile onlar çocuklarının beyazlarla okuma kararına hata olarak bakmadı.

Eisenhower’ın bu tutumuna karşın olaylar durmadı. Dokuzlu okulda dayak yedi, birinin gözüne asit atıldı, bir diğeri bıçaklandı. Ancak Ernest Green başını eğmeden, bütün zorluklara karşın okulu bitiren ilk siyahi öğrenci oldu.

Tabii okuması gibi mezuniyeti de olaylı olmuştu Green’in. Okul müdürü törende şiddet olaylarının yaşanabileceği duyumunu aldığını ve törene katılmamasının daha iyi olacağını söylemişti. Hatta diplomasının eve postalanacağı garantisini vermişti.

Green ise buna karşılık mezuniyetin hakkı olduğunu ve her ne olursa olsun törene katılacağını söylemişti. Ve dediğini de yapmıştı Gren, mezuniyete katılmıştı. Bütün bu badirelerin ardından katıldığı mezuniyet töreninde onu bir sürpriz bekliyordu. Martin Luther King Jr., Green’in annesinin yanına oturmuş, onun diplomasını alışını alkışlayarak izliyordu.

Vali Faubus ise boş durmadı ve eyalette ırkçılığı destekleyen yasalar çıkardı. Hatta o kadar ileri gitti ki 1958’de eyaletteki tüm liseleri kapattı. 1959’da ABD Anayasa Mahkemesi, okulların bu şekilde kapatılamayacağına karar verdi. Bu kararın ardından ırkçılık ülkede giderek kırılmaya başladı.

Ufak bir not olarak da… Yerel Arkansas Gazette’den Harry Ashmore 1958 yılındaki Pulitzer ödülünü yaşanan olaylar konusundaki köşe yazılarıyla kazanmıştı. Ashmore yazılarında olayların bu kadar büyümesinin sorumlusu olarak Vali Faubus’u göstermişti.