[dropcap]Y[/dropcap]apraklar kendi aralarında hışırdadıkça, boynumda tatlı bir esinti gibi horulduyor…omuriliğime geldiğinde, bedenim halı gibi silkeleniyor. Bir yandan korkuyorum, sanırım beni biri takip ediyor, o tanıdığım neredeyse kimseye benzemiyor. Sanki, birleşmiş bir ruh gibi. Tanıdığım, tanışacağım herkes olabilir… içlerinde kadınlarda var. Karşılaşan herkes ister istemez iyi şeyler söyledi onunla ilgili. Bir arkadaşım gördüğü anda yörüngesine girmiş. Onun bu güzelliğinin dünyayla bir alakası olmalı, bir de ben abartıyorum. Neden mi? Tanışın isterdim ama zaten yeteri kadar yayıldı kendileri. Biraz da saf biliyor musunuz? Böyle garip bir çocuksuluğu var ama bu asla akıllı olmadığı anlamına gelmiyor. İçimizdeki çocukla ilgili embesillik diye bir tanımlama yapıyorum. Yaratıcı, neşeli, istediğini alır, kendine has her ne yaparsa ama embesil, o değil. Bir de şey var, hatırlasanıza gözünüze farklı görünen bütün o insanları.

İzlemeseydiniz de olur filmleri izlerken bile bir şekilde hiç biri çirkin görünmedi göze, burunlarını silerken ya da neden o ritimle nefes aldığını düşünmediniz kulak karıştırırken… ne düşüneceksiniz! Kendinizle meşguldünüz siz de. Ben yanında kendinizi unutturacak, daldıkça bir çıkacak birinden bahsediyorum.
Sıra dışı bir masal kahramanı betimleyenlerden değiliz. Üstelik ayırt edici özellikleri yaşamın sürekliliği için çok önem arz ediyor. Zihni, kalbi, ruhu latif bir kudret sahibi. Yaşlanmıyor ne ruhu ne kalbi. Beraber dünyanın sonuna gidebiliriz ama kesin gitmeyiz. Böyle şeylerin ancak masallarda olduğunu bilmeniz daha iyi. Bahsi dolup taşan beyi ara sıra kaçırmayı düşünüyorum, dirseklerinin içine dokunup, gıcırdar orası, sonra tutup, yürü gidiyoruz demek istiyorum. Arkamdan kesinlikle biri geliyor. Gölge mi ne o? Neden sokaklar bu kadar boş oluyor geceleri diye düşündüyseniz sizde ben cevabını vereyim yeri gelmişken. YERALTI DÜNYANIN KARANLIK OLAN TARAFI VE BİZ ONA GECE DEYİP DURUYORUZ.
Bu arada beni takip eden sanırım bir gölge, bir arkadaşım bir ormanda bir gölgenin onu yakalamaya çalıştığını anlatmıştı, Azrail gibiymiş, koşmuş, kuşmuş, kaçmış ve bir ağaca sarılmış, alamazsın beni diye bağırmış. Umarım öyle bir şey değildir.

[su_pullquote]Biz rüyalarımızda amasya elması yiyoruz[/su_pullquote]

Ayaklarınızın şekli yeteri kadar düzgün mü? Burun biraz sarkık mı? Can sıkkın mı? Çakmağı yine nerede unuttuk… Derdini söylemeyen derman bulamaz da ya olmadık yere başkasına gider de yar olursa. Giderse gitsin, sanki onunla evde oturup portakal soymak isteyen var. Biz rüyalarımızda amasya elması yiyoruz. Böyle teferruatları başka biriyle yapabilir. Aramızda kalsın, bir keresinde aramızda bir şeyler geçti. Pek bir şey yok bununla ilgili anlatılacak. Ben onun ruhuyla iş birliği yapmak niyetindeyim.

O da benden hoşlanıyor. Güzel sayılabilecek bir sevgilisi olmasına rağmen deliler gibi sarılmak istiyor bana. Sanki sarılınca arkamdaki gölge yok olacak. Platonik bir hikayeden bahsettiğimi düşünmüyorsunuzdur umarım, bir keresinde beraber uyumuştuk, bu konuda ciddi olduğumu kendimden biraz utanarak söylemeliyim. Belki çocuklarımız olur.

Bir keresinde bir arkadaşımız-ortak- kendini mutlu sandığı bir anında aşk diledi bize, o an hepimiz salağa yattık. Kimin duasının kabul olacağı belli olmaz. Kaderci de değiliz zorlamalı tesadüflere inanıyoruz. Üstün yetenekleri olduğuna eminim, en az bir tane. Muhtemelen farkında değil ama zihin okuyabiliyor. Benimde üstün yeteneklerim var. Tutku duyduğum insanlara asla belli etmeyebilme gibi bir özellik bahşedilmiş bana da. Bu konuda yalancı çobanla yarışabilirim. Bir keresinde bir adama aşık olmuştum. Sonraları çok uzaklara gitti. Gitmişti. Sonra bir gün duydum ki o kadın benim sevgilim olmaz demiş yakınlarına tanıştığımızda. Ben o gittikten sonra bir yıl aynı yerden –sokağından- geçip, ona benzeyen üç sevgili, onunla aynı burca mensup beş adam ile hala istişare ediyorum. Oldu öyle, neyse. Ona da o kadar sıradan davranıyorum ki inanamazsınız, sokaktan geçen bir adama adres tarif eder gibi hayallerimi anlatabiliyorum ona, nasıl yeti? İyi değil mi? Saati sorar gibi naber diyorum. Siyah diyor, ben de o an zaten beyazı anlatır oluyorum, kısacası kendime hakim oluyorum. Yuvarlanıp gidiyoruz.

Belki de beni takip eden şey bir çeşit Azrail, canımı alıp kaçacak. Ben ne oldu diyemeden, nanik yapacak. Hızlı yürümeliyim daha hızlı. Neyse nasıl olsa onu düşünüyorum, diyor içim, sorun olmaz.
Embesil mi embesil?