Sükut-u Hayal

be kadın,
dört duvarın dördü ayrı renge mi boyanır ?

şuracıkta büyüdüm durdum iki ayda
o kadar büyüdüm ki;
üstüme konan kanatlıları hissedemez oldum
hay allah,
nasıl da kaşınıyor yahu.
oldu da yara-masalar beni
oldu da görmesem kırmızı lekelerini
geldiklerini bile anlamam ya.

ne bağırıp duruyorsun be kadın !
deli misin ?
bak görüyor musun, yine geldiler,

sus da dinle, başladığımız yere çağırıyolar
sus da izle, yaşamak için çırpınıyorlar.

be kadın,
dört duvarın dördüne aynı resim mi asılır ?

kim bu adam ?
pek de hoşmuş doğrusu.
aman, hoş olmasa siklemezsin zaten
devrimci miymiş neymiş.
aha, bak bir tane daha !
tam üstünde koca burnunun,
ellerini ovuşturuyor yine.
yapıştır terliği kaçmasın !

ne bağırıp duruyorsun be kadın !
deli misin ?
tamam anladık, indi çerçeve, ne yapalım ?

sus da dur, ölümsüzlüğe koşuyorlar
sus da sor, neden bu kadar yorgunlar.

be kadın,
dört duvarın dördüne fare yuva mı yapar ?

o gördüğün çizgi filmlerde olur,
fare duvara yuva yapar mı hiç.
hiç olmadı bir kedi al,
kendimden başka kedim yok sahi.
bir eve bir kedi yeter hem.
duvarı sarıya mı boyasak ?
sarıya gelmezmiş kanatlılar,
mutfağı sarıymış hem frida’nın.

ne bağırıp duruyorsun be kadın !
deli misin ?
ölmüş gitmiş kadının arkasından sövülür mü ?

sus da gör, tuvalinden akan hayali
sus da kör – bienalcileri

ah be kadın,
kim niye seninle yaşar ?

kırkımdan sonra bana bakasın diye mi geldim senle
geldiysem öldüğümden mi geldim aşktan ?
deliliğe gelmişim, delilikten
neresine gitsen aynı bu kahpenin,
her yerinde kanatlılar !
bak yine açmış cam çerçeve,
içeri doluyorlar dedikçe hele.
bir katır kafalıya geldim gele gele.

ne bağırıp duruyorsun be kadın !
deli misin ?
iyi işte, seviyoruz dedik ya !

sus da yaşa, yarattığım kumdan saraylarda
sus da öl, açlıktan ama sevdayla.

mehmet atakan foça
mayıs 2010


Görüş bildirin

gerekli

gerekli

şart değil