Doğum günleri
Ölüm kadar eski bu topraklar. Ölüm kadar!
Çokça üzerinde oynayan çocuklar, mayınlar ve düşler
Eskiler, yeniler, silinen, unutulan geçmişlikler.
Sokak çocuklarına, fahişelere ve travestilere sıcak bir çorba
Pazardan gelen anneme ve kahvede son parasını bırakan babama eski bir kırkbeşlik
Abime, kardeşime veya herhagi bir kanıma soğuk bir limonata
Dostuma, arkadaşıma, dijital tüm sevgililerime bir fidan
Kemancı ve udçu büyüklerimden bir taksim
Bir şairden varoluşumu düşleyecek bir dörtlük
Masamdaki sigaradan bir pencere daha
Taşlardan, denizlerden, akşam sefalarından ve akşamdan daha aydınlatıcı bir gerçeklik
Bir ağıttan diğerine, bir savaştan bir özgürlüğe ve sonra yine savaşa
Düşlerden karanlığa, yarım kalmış oyunlardan çiçeklere ve bir de yaşlılığa
Doyumsuz bir pazartesi gününden yine pazartesiye ve tüm günlerin pazarı ertelemesine
Vapurlardan arabalara, otobüslerden trenlere ve bitmek tükenmek bilmeyen yerçekimine
Tüm aksiliklerin ortasına bir de aksi bir yazı daha
Kendinden kaçmalara hercai bir çare
Özgürlüklere ve kurtuluş günlerine bir gönderme daha.
Birlikte olamama ve sebep olamama çaresizliğine dem vurulmuş, bir ikilik, üçlük, dörtlük…
Noktalara, arkası kesilmeyen virgüllere ve hazımsız düşüncelere…
Ölüme…
Ölümden sonra olamamalara ve çaresizliğe akıp giden doğum pazartesilerine
Her bir mumun acıya çağladığı bir yaşa daha
Doğuma, doğum günlerine…
*İllüstrasyon: Elif Yıldız
![[Futuristika!]](http://www.futuristika.org/wp/wp-content/uploads/2011/08/futuristika-logo-beyaz.png)
Görüşler