<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Kaos ve Sinema (1): Truman Show yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.futuristika.org/kultura/sinema/kaos-ve-sinema-1/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.futuristika.org/kultura/sinema/kaos-ve-sinema-1/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 09:04:45 +0300</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>Emre Karacaoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.futuristika.org/kultura/sinema/kaos-ve-sinema-1/comment-page-1/#comment-1439</link>
		<dc:creator>Emre Karacaoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Feb 2010 10:30:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.futuristika.org/?p=2014#comment-1439</guid>
		<description>Sevgili Barış Safran,
Tek kelimeyle nefis bir yazı, sıradaki üçünü okumak için sabırsızlanıyorum.
Bahsi geçen konularda ben de bir iki yorum yapmak isterim.
Sanırım üstte Osman&#039;ın kaçırdığı bir nokta var:
&quot;ancak insanın önüne aynısından iki şey koyup birini göster denildiğinde hangisini söyleyeceği hiçbir fiziksel olguya dayandırılamaz ve bu da kadere-hayata-zamanın akışına- insanın etkisini, iradesini gösterir.. seçimlerdir..&quot;
Yanlış anlıyorsam lütfen düzeltin ama yukarıdaki cümleyle Laplace&#039;ın söylediği şey tam uyuşmuyor. Eğer seçim yapmasını istediğimiz insanın bütün geçmişini, genlerini ve o zamana kadar aklından geçen bütün her şeyi ve verdiği kararları bilseydik, o kişinin o anda ne tercih yapabileceğini tahmin edemez miydik?
 
Bir de size özgür irade üzerine bir Richard Smullyan öyküsü:
 
http://www.aymavisi.org/hikaye/ozgur%20irade.html</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Barış Safran,<br />
Tek kelimeyle nefis bir yazı, sıradaki üçünü okumak için sabırsızlanıyorum.<br />
Bahsi geçen konularda ben de bir iki yorum yapmak isterim.<br />
Sanırım üstte Osman&#8217;ın kaçırdığı bir nokta var:<br />
&#8220;ancak insanın önüne aynısından iki şey koyup birini göster denildiğinde hangisini söyleyeceği hiçbir fiziksel olguya dayandırılamaz ve bu da kadere-hayata-zamanın akışına- insanın etkisini, iradesini gösterir.. seçimlerdir..&#8221;<br />
Yanlış anlıyorsam lütfen düzeltin ama yukarıdaki cümleyle Laplace&#8217;ın söylediği şey tam uyuşmuyor. Eğer seçim yapmasını istediğimiz insanın bütün geçmişini, genlerini ve o zamana kadar aklından geçen bütün her şeyi ve verdiği kararları bilseydik, o kişinin o anda ne tercih yapabileceğini tahmin edemez miydik?<br />
 <br />
Bir de size özgür irade üzerine bir Richard Smullyan öyküsü:<br />
 <br />
<a href="http://www.aymavisi.org/hikaye/ozgur%20irade.html" rel="nofollow">http://www.aymavisi.org/hikaye/ozgur%20irade.html</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Barış Safran tarafından</title>
		<link>http://www.futuristika.org/kultura/sinema/kaos-ve-sinema-1/comment-page-1/#comment-896</link>
		<dc:creator>Barış Safran</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Mar 2009 20:38:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.futuristika.org/?p=2014#comment-896</guid>
		<description>Akışkanlar Mekaniğini okuyup üzerinde konuşabilen tanıdığım ender kişilerdensin. Yazdıklarımı okuyup paylaştığın düşünceleri okumaktan keyif aldım. Her hikayeyi farklılaştıran bir yandan irade ve seçimlerdir ancak aynı zamanda elimizde olmayan ve geri döndürülmesi imkansız bir süreçte gerçekleşen dış olaylardır. Tanrı ve insanın ortaklaşa bir gelecek yaratması düşüncesi bir açıdan çok anlamlı, demokratik ve kişilikli, bir başka açıdan ise gereksiz aslında. Yapıtların yazarlarca yüklenmeyen anlamlar taşıması ve okumaların öngörülemezliği ve okuma farklılıkları ise örneklemdeki kişi sayısıyla orantılıdır.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Akışkanlar Mekaniğini okuyup üzerinde konuşabilen tanıdığım ender kişilerdensin. Yazdıklarımı okuyup paylaştığın düşünceleri okumaktan keyif aldım. Her hikayeyi farklılaştıran bir yandan irade ve seçimlerdir ancak aynı zamanda elimizde olmayan ve geri döndürülmesi imkansız bir süreçte gerçekleşen dış olaylardır. Tanrı ve insanın ortaklaşa bir gelecek yaratması düşüncesi bir açıdan çok anlamlı, demokratik ve kişilikli, bir başka açıdan ise gereksiz aslında. Yapıtların yazarlarca yüklenmeyen anlamlar taşıması ve okumaların öngörülemezliği ve okuma farklılıkları ise örneklemdeki kişi sayısıyla orantılıdır.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Osman -fortyfive- CAN tarafından</title>
		<link>http://www.futuristika.org/kultura/sinema/kaos-ve-sinema-1/comment-page-1/#comment-889</link>
		<dc:creator>Osman -fortyfive- CAN</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Mar 2009 16:36:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.futuristika.org/?p=2014#comment-889</guid>
		<description>barış safrana teşekkür ediyorum.. çok zamandır aklımdan geçen düşüncelerin cümlelenmiş ve sonuca ulaşmış hallerini gördüm.. bu benim için güzel bir şey.. bi çok adını bildiğim kavramın cümle içindeki halini görerek anlamına vardım..

*
&quot;ressam ya da yönetmen bile denetleyemez bir filmi ya da resmi oluşturan öğelerin, yani anlatım dilinin ya da renklerin nasıl davranacağını. Anlamı, hangi değişkenlerin, ne zaman, nasıl oluşturacağı bilinmez. Bu nedenle yapıt, yaratıcısının bile ayırdında olmadığı örtük bilgiler taşıyabilir.&quot;

bu konu üzerine nietzsche de -sanatçı ne yaparsa yapsın yapıt üzerinde bir şahit, bir gözlemciden öteye geçemez- anlamına gelen sözler söylemişti.. onları da sanırım antik çağ edebiyatında anlatılan olguları biraraya getirerek ortaya çıkarmıştı..

*
&quot;Fransız matematikçi Pierre-Simon Laplace, 18. yüzyılın sonlarında hazırladığı ve o günden bugüne kadar felsefe, fizik ve kimyanın da aynı sorunsala dahil olmasını sağlayan deterministik tezinde, günün birinde evrendeki tüm yasaların bilindiğinde gelecekteki tüm olayların öngörülebileceğini söylemişti&quot;

arkasından da bu konuyu düşünen insanlar irade mevzusu üzerine kafa yordular..
1- örnek olarak bir bozuk para atıldığında vuruş açısı, hızı, rüzgar etkisi, hava yoğunluğu gibi etmenler bilinse yazı mı tura mı geleceği bilinir.. bu geleceği görme işinin küçük bir örneği olabilir.. laplace dan önce hız denklemleri ile topun nereye düşeceğinin veya laplace dan sonra, göktaşının önceki hareketine göre ne zaman nereye çarpacağının söylenmesi gibi..
2- ancak insanın önüne aynısından iki şey koyup birini göster denildiğinde hangisini söyleyeceği hiçbir fiziksel olguya dayandırılamaz ve bu da kadere-hayata-zamanın akışına- insanın etkisini, iradesini gösterir.. seçimlerdir..
truman da ise ed harris öyküye göre tüm fiziksel koşulları önceden belirlemiş olsa bile (1) , truman ın seçimleri ortaya çıkan öyküye katkısı ile (2) bir ortak üretilmiş hayat ortaya çıkar..

peki bu durum, &quot;tanrı fiziği yaratır ancak insan etkisi ile o kurallar kırılır ve geleceği yaratan tanrı ve insan birliktedir.&quot; cümlesine mi çıkar.. truman ın eleştirisi; tanrı kavramı, film amerikan yapımı olduğundan hıristiyan tanrısına yönelik olabilir ancak insanın tanrı parçası ve/veya ondan geldiğini söyleyen diğer din/öğreti/felsefeler bu ayrımı ortadan kaldırır.. yani kaderin kendi elinde mi tanrının elinde mi sorusuna karşın, zaten ikisi de bi şekilde aynı kapıya çıkar denilir.. hatta kuantum fiziği anlatan konuşmalarda bi klişe vardır &quot;there is not a difference between inside and outside&quot;..

gibi düşünceler ve sorgular hep var olmuştur.. güncel olarak adam fawer ın kitaplarında sayfalar dolusu bu sorgu görülebilir..


bu yazı ve arkasından yapılan sohbetler beraberinde truman ın gerçekliğinden ve gerçeği arayışından yola çıkarak insanın gerçeğe yaklaşması ve rol kavramı, shakespeare in sahne insan ve rol benzetmeleri gibi bi çok yere varabilir.. fakat kaos teorisine uzaktan bakan biri olarak bu cümlelerim sadece bi kaç alıntı veya bilgi sunumudur..



ayrıca :
Yaşam Nedir - Erwin Schrödinger
Akışkanlar Mekaniği - Frank M White
Tanrı Yanılgısı - Richard Dawkins
Friedrich Wilhelm Nietzsche Hayatı ve Eserleri - Baha Tevfik


fortyfive</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>barış safrana teşekkür ediyorum.. çok zamandır aklımdan geçen düşüncelerin cümlelenmiş ve sonuca ulaşmış hallerini gördüm.. bu benim için güzel bir şey.. bi çok adını bildiğim kavramın cümle içindeki halini görerek anlamına vardım..</p>
<p>*<br />
&#8220;ressam ya da yönetmen bile denetleyemez bir filmi ya da resmi oluşturan öğelerin, yani anlatım dilinin ya da renklerin nasıl davranacağını. Anlamı, hangi değişkenlerin, ne zaman, nasıl oluşturacağı bilinmez. Bu nedenle yapıt, yaratıcısının bile ayırdında olmadığı örtük bilgiler taşıyabilir.&#8221;</p>
<p>bu konu üzerine nietzsche de -sanatçı ne yaparsa yapsın yapıt üzerinde bir şahit, bir gözlemciden öteye geçemez- anlamına gelen sözler söylemişti.. onları da sanırım antik çağ edebiyatında anlatılan olguları biraraya getirerek ortaya çıkarmıştı..</p>
<p>*<br />
&#8220;Fransız matematikçi Pierre-Simon Laplace, 18. yüzyılın sonlarında hazırladığı ve o günden bugüne kadar felsefe, fizik ve kimyanın da aynı sorunsala dahil olmasını sağlayan deterministik tezinde, günün birinde evrendeki tüm yasaların bilindiğinde gelecekteki tüm olayların öngörülebileceğini söylemişti&#8221;</p>
<p>arkasından da bu konuyu düşünen insanlar irade mevzusu üzerine kafa yordular..<br />
1- örnek olarak bir bozuk para atıldığında vuruş açısı, hızı, rüzgar etkisi, hava yoğunluğu gibi etmenler bilinse yazı mı tura mı geleceği bilinir.. bu geleceği görme işinin küçük bir örneği olabilir.. laplace dan önce hız denklemleri ile topun nereye düşeceğinin veya laplace dan sonra, göktaşının önceki hareketine göre ne zaman nereye çarpacağının söylenmesi gibi..<br />
2- ancak insanın önüne aynısından iki şey koyup birini göster denildiğinde hangisini söyleyeceği hiçbir fiziksel olguya dayandırılamaz ve bu da kadere-hayata-zamanın akışına- insanın etkisini, iradesini gösterir.. seçimlerdir..<br />
truman da ise ed harris öyküye göre tüm fiziksel koşulları önceden belirlemiş olsa bile (1) , truman ın seçimleri ortaya çıkan öyküye katkısı ile (2) bir ortak üretilmiş hayat ortaya çıkar..</p>
<p>peki bu durum, &#8220;tanrı fiziği yaratır ancak insan etkisi ile o kurallar kırılır ve geleceği yaratan tanrı ve insan birliktedir.&#8221; cümlesine mi çıkar.. truman ın eleştirisi; tanrı kavramı, film amerikan yapımı olduğundan hıristiyan tanrısına yönelik olabilir ancak insanın tanrı parçası ve/veya ondan geldiğini söyleyen diğer din/öğreti/felsefeler bu ayrımı ortadan kaldırır.. yani kaderin kendi elinde mi tanrının elinde mi sorusuna karşın, zaten ikisi de bi şekilde aynı kapıya çıkar denilir.. hatta kuantum fiziği anlatan konuşmalarda bi klişe vardır &#8220;there is not a difference between inside and outside&#8221;..</p>
<p>gibi düşünceler ve sorgular hep var olmuştur.. güncel olarak adam fawer ın kitaplarında sayfalar dolusu bu sorgu görülebilir..</p>
<p>bu yazı ve arkasından yapılan sohbetler beraberinde truman ın gerçekliğinden ve gerçeği arayışından yola çıkarak insanın gerçeğe yaklaşması ve rol kavramı, shakespeare in sahne insan ve rol benzetmeleri gibi bi çok yere varabilir.. fakat kaos teorisine uzaktan bakan biri olarak bu cümlelerim sadece bi kaç alıntı veya bilgi sunumudur..</p>
<p>ayrıca :<br />
Yaşam Nedir &#8211; Erwin Schrödinger<br />
Akışkanlar Mekaniği &#8211; Frank M White<br />
Tanrı Yanılgısı &#8211; Richard Dawkins<br />
Friedrich Wilhelm Nietzsche Hayatı ve Eserleri &#8211; Baha Tevfik</p>
<p>fortyfive</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
