Frida’nın günlükleri: Sen Oksokrom, ben Kromofor

Oksokrom – Kromofor. Diego.
O kadın ki rengi giyendir
O adam ki rengi görendir
1922 yılından beri.
Her zamana ve sonsuza kadar.
Şimdi 1944′te.
Yaşanan bütün saatler sonrasında.
Vektörler kendi orijinal yönlerinde devam ediyorlar.
Onları hiçbir şey durdurmuyor.
Canlı duygular dışında hiçbir şey bilmeden.
Buluşana kadar devam etmekten başka
bir dileği olmadan. Yavaşça.
Büyük bir tedirginlikle,
ama her şeyin “altın bölüm” ile
yönlendirildiği kesinliğiyle.
Hücresel hareket var. Işık var.
Bütün merkezler aynı.
Budalalık var olmuyor.
Nasılsak ve nasıl olacaksak öyleyiz.
Aptal bir kadere güvenmiyoruz.
*
*
*
Bay Diego:
Gecenin aynası.
Senin gözlerin benim bedenimin içinde
yeşil kılıçlar. Ellerimizin arasında dalgalar.
Seslerle dolu bir yerde senin bütünün – gölgede ve ışıkta.
Senin adın OKSOKROM, rengi yakalayan.
Ben KROMOFOR, rengi veren.
Sen sayıların bütün kombinasyonlarısın. Hayat.
Benim dileğim satırları anlamak,
form hareketi gölgelendiriyor.
Sen tamamlıyorsun ben alıyorum.
Senin kelimen evrenin bütünlüğünde geziyor
ve benim yıldızım olan hücrelerime ulaşıyor,
sonra da benim ışığım olan seninkilere ulaşıyor.
Hayaletler.

Oksokrom – Kromofor
Bu vücudumuzda zaptedilmiş birçok yılın
susuzluğuydu. Rüyaların dudakları dışında
telaffuz edemeyeceğimiz zincirlenmiş kelimeler.
Her şey senin bedeninin bitkisel mucizesinin
manzarası ile çevrelenmiş.
Senin formunun üstünde, çiçeğin kirpikleri
benim dokunuşuma cevap veriyor,
mırıldanmaların akarsuyu.
Senin dudaklarının özsuyunda
bütün meyvelerin biçimleri var,
narın kanı, mammeenin ufku
ve saflaştırılmış ananas.
Seni göğsüme bastırdım ve senin formunun dahiliği
parmaklarımın ucundan bütün kanıma işledi.
Meşe ağacının özünün kokusu,
cevizin anıları,
dişbudak ağacının nefesi.
Ufuk ve manzaralar = Bir öpücükle izlerini sürüyorum.
Sözcüklerin unutuluşu, kapalı gözlerimizin bakışlarını
anlamak için olan kesin dili oluşturacak.
= Sen burdasın, elle tutulamayansın
ve odamın şeklini verdiğim bütün evrensin.
Senin yokluğun saatin tiktaklarına sıçrıyor,
ışığın nabzına;
aynanın içinden nefes alıyorsun.
Senden benim ellerime
ve bir dakika için seninleyim
ve bir an için kendi başımayım.
Ve benim kanım, benim kalbimden senin kalbine
havanın gemileri ile akan bir mucize.
KADIN. xxxxxxxxxxxxx
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
ADAM. xxxxxxxxxxxxx
Benim vücudumun manzarasının bitkisel mucizesi
senden bütün doğayı oluşturuyor.

Ben onun içinden uçuyorum,
parmakuçlarımla yuvarlak tepeleri okşamak için,
sahiplenme güdüsü ile ellerim gölgeli vadilere dalıyor
ve nazik dalların beni kucaklaması ile sarmalanmışım,
yeşil ve soğuk.
Doğanın cinsiyetinin içine dalıyorum,
onun sıcaklığı beni yakıp kül ediyor
ve bütün vücudum sevecen yaprakların
tazeliği ile siliniyor.
Onların çiyleri yeni bir sevgilinin teri.
Bu aşk, sevecenlik ya da şefkat değil, bu onun ta kendisi,
senin ellerinde, ağzında, göğüslerinde gördüğümde bulduğum, benim hayatım.
Ağzımda senin dudaklarından badem tadını aldım.
Dünyalarımız hiç dışarı çıkmadı.
Sadece bir dağ bir diğer dağın merkezini bilebilir.
*
*
*
Senin varlığın bir ya da iki dakikalığına uçuyor,
sanki sabırsızca sabahı beklemenin bütün vücudumu sarması gibi.
Seninle olduğumu farkediyorum.
O anlık duyumsamalarla doluyken, ellerim portakallara gömülüyor
ve vücudum kollarınla sarmalanmış hissediyor.
Derleyen ve çeviren: Pınar İlkiz
Yazı dizisi olarak yayınladığımız Frida Kahlo’nun günlüklerinden bölümleri Futuristika ile paylaşan Mehmet Güreli‘ye ekip olarak teşekkür ederiz.
![[Futuristika!]](http://www.futuristika.org/wp/wp-content/uploads/2011/08/futuristika-logo-beyaz.png)
Yorumlar