Seyyah
Devrin devrilen devrimi
Düşme be seyyah, yolun uzun kalk!
Kalk ki gör dönmeyeceğin yerleri!
Bu gece ölme be seyyah, yarın güneş bulutların arasında olmayacak
İnan be seyyah sana yıldızlar harita olacak.
Ölme seyyah yollar sana bakiredir, kirletme kanınla.
Tanrı akıtacak kulaklarına en sevdiğin melodiyi seyyah sen yeter ki kalk.
Yak ateşini seyyah, gözlerinde ki siyah perdeler yanacak.
Ve açılacak yeni bir perde, başrolü sen olduğun mutlu sonlu perdeler.
Ah be seyyah neden düştün.
Şimdi silinecek tüm yol çizgilerin.
Kazalara sebebiyet vereceksin çıkmaz sokaklarda
Işıkların kırılacak yıldızların şahitliğinde, faili meçhul olurken yorgun vücudun.
Ölmeyeceksin be seyyah, dirileceksin aksine hiç doğmamış gibi…
Ve ben melankolik şarkılar fısıldayacağım sana doğumunda ismini söylercesine…
Her ne kadar yalnız kalacaksa da bedensiz ruhum, gurur duyacağım savaşında.
Ve her uçuşumda senin özgürlüğünü süreceğim devrim yaptığın yollarında.
Bu yazı, Futuristika! dergisinde 2 Mart 2010 tarihinde, Kurgu bölümünde şiir konuları altında yayımlanmıştır. Bu yazıyı RSS 2.0 ile takip edebilir, çıktısını
alabilir, Facebook, Friendfeed, Twitter, Del.icio.us, StumbleUpon'da paylaşabilirsiniz.

Bir sonbahar günü doğdu Kubilay, bir hafta Kubilay dendi ve bir haftanın sonunda aile büyüklerinin talepleri doğrultusunda Gökhan denmeye başlandı. Gökhan bunu öğrendiğinde bu ismi her kısa filminde, oyununda ve uzun metraj çalışmalarında kullandı. Kubilay artık bir hayal ve kurgu karakteriydi. Gökhan çocukluğunu her okul çıkışında kendisinin yazıp-yönettiği ve oynadığı filmlerle geçirirdi. Birçok işi denedikten sonra üniversite okudu, doyamadı bir üniversite daha okudu ki onda sıkıldı ve üçüncü sınıfta okul defterini kapattı. Şimdi bir yazı grubunda yazı işleriyle haşır neşir ve en kısa zamanda sonuçlarını almayı talep ediyor.
Yazarın 8 adet yazısı bulunmakta.