İkinci dünya savaşının ardından ikiye bölünen Almanya’nın doğusunda, konut sıkıntıları yaşanmıştı. Ülkede sanayileşme öne çıkarıldığından, konut inşaatındaki anlayışı da değiştirdiler. 1955 yılında gerçekleşen bu değişim sonrasında, beş yılda 300.000 adetten fazla prefabrik üretim yaptılar. Devlet destekli inşaat şirketlerinin geliştirdiği 1970’ler stili inşaat anlayışıyla 20 yılda Doğu Almanya’da sayısız konut ve ofis yapıldı. 1990 yılında bu anlayışla inşa edilen birim sayısı 1.200.000 adet olmuştu. Doğu Berlin’de şu an az 100.000 apartmanın bu anlayışla, WBS70, yapıldığı düşünülüyor. 2008 yılında Beijing’de yapılan bir sunumdaki rakamlara göre, Berlin’in doğusundaki nüfusun yarısı, 1950 ile 1990 arasında yapılmış olan bu prefabrik, beredeyse tek tip konutlarda oturuyor. Tanıdık gelen binalar. Eskinin hayaletleri. Kiminin “eski modası”, geçmiş dönemi olurken, benzer yapılar, 2010 yılına yaklaşırken, devet eliyle açılan, piyangoyla dağıtılan kimisinin “modern” konutları olmuş gibi sanki.

Bizim mahallede ise, TOKİ’lerimiz var, artık mahallemiz yok. İki katlı evlerimizden çıkarılıp bu gökyüzüne yükselen tabutlara konuyoruz. Yüksek mi yüksek binalar. Fakire fukaraya konut diyorlar, bilemiyoruz, devletin topraklarını kar ve rant ile katlayıp yurttaşlarına konut sattığı bir sistemin, bir araya gelmiş toplulukların ortak yaşam alanından çıkıp, ufak bölmelere yerleştirilip aynılaştırıldığı bir ufak alanlar silsilesi. Çin’in mega sitelerinin ardından, dünyada en çok tektipleştirilen konut projesi. Hayaletlerin biel terk ettiği, gölgelerimizi yansıtan bir vitrin göremeyeceğimiz yapılardayız.
Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page