Montparnasse’ın kraliçesiydi Kiki, bohemlerin ilham perisi. Aç kaldığı da oldu, seviştiği de.

Akşamları ışıl ışıl Montparnesse. Kalabalık kafelerden, bistrolardan yükselen kahkahalar, şölenler, davetler…  Montparnesse’in kraliçesidir Kiki. Kapkara saçları, iri siyah gözleri var. Beyaz tenli. Yüzünde hep bir müstehzi ifade. Tuhaf bir güzelliktir onun ki.

Kiki on ikisinde gelir Paris’e. Annesi yanına çağırmış. At arabalarını ve tertemiz dümdüz caddeleri keşfeder ilk; “Anne, buraları böyle partalmak için mi cila sürüyorlar”  Annesi, Vaugirard Sokağındaki Belediye okuluna gönderir  onu ama okulu sevmez Kiki. Nefret eder. “On üç yaşımı geçtim. Okulu kesinlikte bıraktım. Okumayı, saymayı biliyorum. Tamam artık!” Haftalık elli sente bir matbaada kitap diker Kiki. Ayakkabıcıda çalışır.  Cepheden gelen asker postallarını dezenfekte eder, yağ ile ile yumuşatır ve  beyaz ellerine aldığı çekiçle postalları düzeltir. Saint-Charles Meydanı’nda bir fırıncının yanına yerleşir sonra. Saat yedide işçilere servis,  dokuzda temizlik, alışveriş, mutfak, çırağa yardım günler geçer gider. Yorgun argın dündüğü odasının penceresinden meydanda sevişen çiftleri görür birgün; “Tuhaf hissettim! Çok güzeldi …çok korktum”  İlk makyajını yaptığı gün fırıncının karısına yakalanır;

Küçük Orospu

Kiki’nin kabul edebileceği bir laf değildir bu. Kadının midesine bir yumruk atıp kaçar. Bir daha da uğramaz oralara. Bir heykeltraşın yanında iş bulur. Heykeltraşa çıplak pozlar verdiğini annesi öğrenince aynı şeyi tekrar duyar Kiki;

Küçük Orospu

Fırını terk ettiği gibi annesini de terk eder. Halka dağıtılan mercimek çorbasıyla karnını doyurur. Çöpte bulduğu kırk numara ayakkabılarla gezer. Kümes gibi bir evde oturur. Tuvalette yıkanır, elindeki son kuruşlarını para makinelerine atar. Dostu Soutine, onu ısıtmak için atölyenin yarsını ataşe verir. Polanyalı Ressam, Maurice Mendjizky ile tanışır. Kiki ismi ondan  yadigardır. Fuojita’ya poz verir. Çıplak Yatan Kiki portesri sekiz bin franga satılır. Neredeyse olay olur, tüm basın ondan söz eder.

Man Ray ile bir bistroda tanışırlar. Başında şapka olmadığı için kendisine servis yapmak istemeyen garsonu “burası bir klise değil, herkes istediği kılıkla gelebilir,” diyerek azarlar. Garson olayı patrona haber verir.

-Başınızda şapka olmayınca sizin bir şey olduğunuzu sanabilirler, der

-Şey ne?

-Fahişe.

Kiki öfkeyle yerinden kalkar. Fransa taşrasında, Bougogne’de doğmuş gerçek piç olduğunu söyler ve bir daha buraya gelmeyeceğine dair yemin eder.

Man Ray hemen karşı masadan olanları izler. Garsona seslenir;

-Bayanlara iki içki, der ve onları masasına davet eder.

-Sizinle birlikte mi? diye sorar Garson.

-Evet, der Man Ray.

-Çünkü yalnız kadınlara servis yapmıyorum, der garson.

-Şapkalı olanlar hariç, diye ekler Kiki.

Birlikte içerler, akşam  sinemeya ‘Kamaleyalı Kadın’ filmine giderler.  Kiki bütün dikkatiyle ekrana bakarken Man Ray’in eli karanlıkta Kiki’nin elini arar, bulur ve sımsıkı tutar. Kiki  karşılık vermez  ama elini de çekmez onun elinden.

Man Ray resim yaptığından söz eder çıkışta. Çok heyecanlandığından dolayı bunu beceremediğini söyler. Ona fotoğraflarını çekmek istediğini söylediğinde Kiki; “Kesinlikle Hayır” diye cevap verse de  ertesi gün Man Ray’in otel odasında bulur kendini. Man Ray birkaç pozunu çeker. Ertesi gün tekrar gelmesini ister. Kiki gelir, beraber önceki gün çektikleri fotoğraflara bakarlar. Kiki soyunur. Man Ray Kiki’nin ellerini tutar ve Kiki’yi öper. Kiki ve Man Ray aşkı böyle başlar.

Sık sık  olay çıkarır, polislere yumruk atmaktan çekinmez, kavga ettiği kişilerin üzerine tabak fırlatır. Andre Breton bile nasibini alır onun sivri dilinden;  “Aşkın ve sevişmenin ne demek olduğunu bilmediğiniz bunlardan çok fazla söz etmenizden belli oluyor” Andre Breton Kiki’den nefret eder. Polisle başı belaya girer, on gün kadar hapis yatar. Başından geçen olayı Montparnesse gecelerinde günlerce anlatır. “En büyük zorluğu avukat arkadaşlara teşekkür ederken yaşadım” der. Yalnız şarhoş olduğu gecelerde şarkı söyler. Geceyi nasıl geçirdin diye soranlara “ Şahane, çok iyi düzüldüm” der. Montparnasse’ın kraliçesiydi Kiki, bohemlerin ilham perisi. Aç kaldığı da oldu, seviştiği de.

 ——————————————– /———————————————

Futuristika! ve Kiki

* Man Ray ve Kiki [Montparnasse’nin sürrealist gülü]

* Man Ray ve Andre Breton: Bir fotoğrafın konuşması

* Montparnasse’li Kiki

 ——————————————– /———————————————

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page