Felsefeci Martin Heidegger, düşme duygusunun yani toplumun karşısında duyduğumuz korkunun gücüne karşı koymanın, en yalın ve en değerli içgüdü olduğunu söylüyordu.

“Artık çok geç, her zaman hep geç olacak.”

Albert Camus, La Chute- Düşüş

İşte bu düşünceden hareketle, 1970 ABD doğumlu bir fotoğrafçı ve aktivist olan Kerry Skarbakka model olarak kendisini kullandığı fotoğraflarda çeşitli mekanlarda düştüğü anları görüntülüyor. Bunu yapmasına neden olarak tam düşüş ((Albert Camus’ya saygılarımızla: “İnsanları seviyorum, çünkü düşüşlerini gördüm.)) anında keşfetmeye çalıştığı duygunun, düşüşe karşı koymak mı yoksa kendisini düşmeye “bırakmak” mı olduğunu anlamaya çalıştığını sorgulamak olduğunu belirtiyor.

Bir dönem ABD ordusunda da görev yapması, aynı zamanda profesyonel dalgıç olması nedeniyle bedenini uç noktalarda kullanmayı gerektiren eylemler ona normal geliyor olabilir. Skarbakka, bu anları görüntüleme kararını vermesini, 1999 yılında beyin kanseriyle mücadele eden annesinin yaşadığı sürecin ruhuna ve hayatına yaptığı etkiyi tetiklemesi olarak gösteriyor. Annesinin tüm hastalık dönemini de fotoğraflamış olan Skarbakka, düşerken kendisini görüntülediği fotoğraflarda “İnsan uçmayı mı, düşmeyi mi tercih eder?” sorusunun cevabını arıyor.

Fotoğraf sanatçısı Kerry Skarbakka’nın cevabını aradığı soru: İnsan düşmeye karşı koyar mı yoksa kendini boşluğa mı bırakır?

2005 yılının Haziran ayında 11 Eylül’de İkiz Kulelere yapılan saldırıdan hemen sonra, hayatlarını kurtarmak umuduyla gökdelenlerden atlayanların neler hissettiklerini tam olarak anlayabilmek için, Chicago’daki 5 katlı Çağdaş Sanat Müzesi binasından tekrar tekrar atladı. Halkın, “Eğer sanatçıysa, gitsin bir kase meyve resmi yapsın!” tepkisiyle karşıladığı projeyi, New York Belediye başkanı Michael Bloomberg, “mide bulandırıcı ve tacizkar” buldu.

Son projesinde ise, sele kapılan, suyun altında kalan insanların neler hissettiğini anlamak amacıyla, kendisini su altında ağaç dallarına takılmış ya da selin etkisiyle sürüklenirken görüntülüyor.

Kerry Skarbakka hayata sadece mercekten bakmıyor, ona meydan okuyor.