Hush Gallery, Kerem Ardahan’ın “Kolektif Delilik” isimli ilk solo sergisine “18 Nisan-13 Haziran 2015” tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Sanatçı Ardahan, son dönem çalışmalarında toplum&birey ilişkisini, “erk” ve araçlarının dikte ettiği standartlaştırıcı değerler üzerinden primitif bir yaklaşımla ele alıyor. Bu bağlamda kolektif deliliğin insan yaşamındaki yıkıcı etkisini sorgulayan sergi, Pazar ve Pazartesi hariç her gün 11.00-18.00 saatleri arasında Yeldeğirmeni’nde konumlanan Hush’da gezilebilir.

Gündelik hayatta “normal” olmanın genel geçer formları dahilinde hareket etmeyi seçen bireyin, bir yandan da kendine “özgür alan” yaratma ihtiyacının ikilemini  Kerem Ardahan’ın işlerinde hissediyoruz. Sergide Sistemin standartlaştırdığı çoktan seçmeli özgürlük halleri arasından tercih yapmaya mecbur bırakılanların kendi iç seslerini kaybedişlerine tanıklık ediyoruz.

“Her gün bir öncekinin eşi olmasın” diyen sanatçı; hayallerden sosyal aktivitelere kadar tahsis edilmiş hayatları bütün yönleriyle kontrol altında tutan kolektif yapıyı işaret ediyor. Bu yıkıcı yapının sonucu “tek tipleşme” ve “kimlik kaybını” kendi çocukluğundan bugüne taşıdığı deneyimlerden yola çıkarak kurguluyor.

Ardahan çocuk zihni paralelinde, farklı mekanlardan topladığı oyuncakları gruplandırıyor ve bu ilkel dürtünün izdüşümü olarak oyuncakları kavanozlara koyup numaralandırarak etiketliyor. Başka bir çalışmasında bu kavanozların içindeki oyuncakları makro fotoğraflayarak “büyük yığın” içindeki bazı bireylere kimlik verirken eşzamanlı olarak fotoğrafların yer aldığı plastik yaka kartları  ile  aslında  kimliklerini kaybedişlerini vurguluyor. Resimlerini de bu çerçevede bütünden parçalayarak, rasgele ya da bilinçli birleştirerek bazen tuval bazen kağıt bazen de sokaktan bulduğu malzemeler üzerine çalışıyor. “Kolektif Delilik” sergisinde sanatçının ana disiplini olan resme ek olarak fotoğraf, yerleştirme ve enstalasyon üretimlerini görüyoruz.

Bireysel deliliği kolektif deliliğe tercih eden sanatçı, sergide Sistem’in rollerine ve araçlarına dikkat çekerek içinde bulunduğumuz duruma dışarıdan  bakmaya ve  olabildiği kadar delirmeye davet ediyor.

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page