Manuel Rivas, kafayı insanlara ve doğaya takmış bir İspanyol yazar. Çok seviliyor diyorlar. Sevilmek, özellikle bu zamanlarda, netameli konu. Rivas’ın öykülerinden yapılan bir derleme, Halil Beytaş çevirisiyle Doğan Kitap tarafından basılmıştı. [Link]

1999 yapımı “La Lengua De Las Mariposas / Kelebeklerin Dili” isimli film (Yönetmen Jose Luis Cuerda) ise, bir romandan değil kısa öyküden yapılan bir uyarlamayla zaten sempatik geliyor. Manuel Rivas’ın hikayesinde küçük yaşta bir öğrenci ile, anarşist idealleri olan yaşlı bir öğretmenin, doğa, insan, hayat ve ötesi üzerinden kurulan dostluğu anlatılıyor.

Rivas’ın derdi insanlar demiştik. Yönetmen Jose Luis Cuerda da filmde bunu güzel yansıtmış. Mekan olarak seçilen köy, köy sakinlerinin ve mekanların artan gerginliğinin getirdiği yabancılaşma hissi iyi verilmiş. Zaman, yaklaşmakta olan İspanyol İç Savaşı’nın hemen öncesi. Özellikle bilge öğretmen, gelecek günlerin ne getireceğini biliyor gibi sanki. Başka zamanlarda, başka ülkelerde de yaşandığı gibi, ötekine duyulan tahammülsüzlüğün, insanın, sınıf farkı olmaksızın içindeki faşist yöneliminin getirdikleriyle sona eren, bittikten sonra, kekre bir tat bırakan güçlü bir film. Özellikle günümüz Türkiye’sinde, çoğunluğun ve/veya devletin, farklı düşünenlere uyguladığı bilinçli-bilinçsiz baskıların benzerliğini kuracaklar da çıkabilir.