Sık sık gözlemlerim: Sözcüklere pek önem vermez insanlar. Açıklayayım. Sıradan bir insanın (sıradan sözcüğüyle aptal demek istemiyorum, yalnızca özellikleri olmayan birinin) bir kanısı vardır, bir kurum ya da basmakalıp bir düşünceye karşı çıkar; ama büyük çoğunluğun tersini düşündüğünü bildiği için susar; konuşmanın gereksiz olduğuna ve hiçbir şeyi değiştiremeyeceğine inanmıştır çünkü. Oysa büyük bir yanılgı bu. Ben başka türlü davranırım. Diyelim ki ölüm cezasına karşıyım. İlk fırsatta söylerim bunu; söylediklerimin, egemen güçleri hemen yarın ölüm cezasını kaldırmaya iteceğini sandığımdan değil; bunun benim düşüncemin utkusuna katkıda bulunacağına inandığım için. Kimsenin benimle aynı düşüncede olmaması pek önemli değildir. Sözlerim yitip gitmez nasıl olsa. Belki biri yineler onları, dinleyecek ve hesaba katacak birilerinin kulaklarına ulaşırlar. Belki bugün aynı düşüncede olmayanlardan biri, daha sonra, başka ve daha uygun koşullarda anımsar onları; belki aklı yatar ya da en azından sarsılır. Eylem’i gerektiren başka toplumsal konular için de bu böyle. Çekingen biri olduğumu biliyorum ben, eyleme geçmek elimde değil. Ama sözlerimin yararsız olduğunu sanmıyorum. Bir başkası eyleme geçer bir gün ama benim, bu çekingenin sözleri, onun eylemini kolaylaştırır. Araziyi temizleyip düzler.

Sanat Her Zaman Yalan Söylemez Mi?

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page