İngiliz in-your-face (yüzünüze karşı) akımının tanınmış yazarlarından Philip Ridley, 90’lı yılların İngiliz tiyatro çevresinde oldukça ses getirmiş bir yazar ve son birkaç yıldır oyunları ülkemizde de değisik tiyatro grupları tarafından sahneleniyor.

Kendisini ilk defa alternatif tiyatro grubu sıfırnoktaiki tarafından sergilenen Korku Tüneli, orijinal ismiyle Pitchfork Disney sayesinde tanıdım. Oyunun başında orta yaşlı bir izleyicinin ana karakterlerden birinin aniden sahneye girip kapıları zincirlemesiyle fenalaşıp “Çıkmam lazım, çıkmam lazım” diyerek salonu terketmesiyle bugüne dek hiç de alışık olduğum bir şey ile karşılaşmayacağımı o zaman anlamıştım. Salonu terkederken hangi ruh haline bürüneceğim konusunda da hiçbir fikrim yoktu ve evet sonunda gözlerimde yaşlar olduğunu gizledim herkesten. Şimdi o terk eden izleyicinin neleri görüp de kaçmak istediğini anlayabiliyorum.

Ocak 2011 ile prömiyerini yapan Kainatın En Hızlı Saati yine bir Philip Ridley oyunu ve sıfırnoktaiki tarafından 28 Eylül, 5-12 Ekim ve 26-27 Aralık tarihlerinde yeniden izleyici ile buluşacak. Oyun insanların nasıl fark etmeden bedenlerine, ruhlarına yenik düşerek yaşlandığı ve zamanın akışına direnmek istemeleri üzerine.

Doğum günü hazırlıklarının başlamasıyla pastaya dikilen 19 tane mum ve zamanla eriyen mumlar, yaşlılık-gençlik, beyazlamış saçlar-fırça gibi saçlar, bebeğini taşıyan bir genç kız-sevgilisi benliğini, kimliğini kaybetmiş bir genç çocuk, sevgisizlik, kurnazlık ve gerçekleşmeyen hayaller…

In-your-face akımının da etkisiyle koltuğumda bile rahat oturamadığım, kendimi sanki karakterlerden biri ya da hepsi yerine koyduğum, 50 kişilik salonda bir başıma kaldığımı hissettiğim ve Beyoğlu’nun o dışarıdan gelen uğultusunun bile dikkatimi dağıtamadığı, geçirdiğim 1 saat 40 dakikada kainatın akan en hızlı saatini yaşadığım muhteşem oyun.

Konunun işlenişi ve psikolojik derinliği yüzünden Philip Ridley oyunları izlemeye değecek cinsten. 2009’da Türkiye’yi ziyaret eden yazar, yaptığı panel konuşmasında yaşama sıkı sıkı bağlanmamızı ve sevdiklerimize sahip çıkmamız gerektiğini vurgulamıştır. 90’ların başında kendisi gibi popüler olan in-your-face yazarlarından Mark Ravenhill, Irvine Welsh, Joe Penhall ve Sarah Kane gibi yazarlar bir dönem sanat çevreleri tarafından oldukça tepki çekmiş ve oyunları yasaklanmasına rağmen kapalı gişe oynamiş. Şimdi ise yeni yeni İstanbul’da ozel tiyatrolarda (Dot da bunlardan bir tanesi) bu yazarlardan bazılarının ezber bozan oyunları sahneleniyor. Gidip görülmeye, sarsılmaya ve kendimizle yüzleşmeye değer bence!

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page