Franz Kafka, arkadaşı Max Brod’a yolladığı bir mektupta, Brod’un kendisinden pek az bahsettiğini, bu nedenle intikamını farelerle aldığını anlatır. Brod, arkadaşı kadar yazma yetisine sahip olmadığından, çekingen davranmaktadır. Brod fareler için tuzakları önerir, çünkü kedilerin nihayetinde bir iştahları vardır, doyduklarında farelerle ilgilenmezler. Oysa tuzaklar, hiç yorulmadan fareleri parçalamaya devam eder, sınırsızdır. Oysa Kafka aynı fikirde değildir. Kediler, doğanın kendilerini fareleri yutmaya tasarladığının bilinciyle dolaşırken, varlıkları bile fareleri ortadan kaybolmaya zorlayan tasarım harikasıdır. Kafka da, bu açıdan kendisini kedi gibi görmektedir. Kafka’nın iri gözleri, çilesini çektiği hastalık ve uykusuzluktan değil de, fareleri gözleyen bir kedi olduğundan büyümektedir.

Kafka’nın ilk faresinin adı Selma Kohn’du. Kafka henüz on yedi yaşındayken, Prag yakınlarındaki Roztoky kasabasında, Vltava nehrinde ortak yazlıkları paylaştıkları bir ailenin kızı olan Selma’yı, genç kıza yüksek sesle Nietzsche okuyarak tavlamıştı. [http://en.wikipedia.org/wiki/Roztoky] 1900 yazıydı, Kafka kızı tavlarken, aynı yazın 25 Ağustos’unda Nietzsche de bu dünyadaki son gününü yaşar. Derler ki, Kafka’nın okuduğu metin “Dionysos Dithyrambosları” olmuştur, bizim tahminimiz ise, özellikle “Ariadne’nin Yakınması”dır. [Link]

Kafka’nın fare tiksintisinin nedeni aslında çoğalma hızları da olabilir. İnsan ve fare, gereksiz bir hızda çoğalmaktadır, Kafka’ya göre, dünya sanki fareler ve insanlarla dolup taşmaktadır. Tıpkı Nietzsche gibi düşünür bu açıdan, insan, aslında hiç doğmamış olmalıydı.

İnsanların acımasızlığı, Kafka’nın yazdığı (bilinen) son metinlerinden “Şarkıcı Josefine ya da Fare Ulusu”nda da görülebilir. Halkın müziği sevmese de üzerine pek titrediği şarkıcı Josefine bir gün kaybolduğunda ve şarkıları duyulmadığında, halk şarkıları olmayan Josefine’i unutacaktır. Kafka, büyük kedi gözleriyle, insan denen fare ulusunu kendi bilincinde yargılayarak yok eder. Bir yaz daha geçer, kadınlar, fareler ve insanlar arasında…

Kafka'dan Brod'a...

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page