“Anladığının ilk işareti, ölme arzundur.” Franz Kafka

3 Haziran 1924. Kafka öldü.

3 Haziran 2010. Kafka’nın öngörüsü doğrulandı: Kafesin biri kuş aramaya çıktı.

Fotoğrafta, Franz Kafka ve en iyi arkadaşı Max Brod keyifle gülümsüyorlar. Kafka’nın gülümsediği nadir anlardan. Kafka, bahaneleri severdi. 21. yy’da bahaneleri kötü diye algılasak da, arsızlığın, yanlış diye bildiğimiz zamane doğrularının suskunluğunda, herkesin sadece kendini dinlediği ahir zamanın hızlı hayatında, Kafka’nın bahanelerinin aslında sevdiğine verdiği değeri gösterdiğini anlar gibi oluyoruz:

“Sevgili Max,

Nihayet işimin başına oturabildiğim için fena hissetmiyorum. Bu nedenle bu hafta kafemize uğrayamayacağım. Orada olmayı çok isterdim çünkü saat yediden sonra çalışmıyorum ancak bu tarz bir değişiklik yaparsam, ertesi günkü çalışmalarımı da olumsuz etkiliyor. Vakit kaybetmeye ise cesaretim yok. Dolayısıyla, akşam oturup Kugelgen okumak benim için en iyisi olacaktır. Aklım için biraz iyi vakit geçirip uykum geldiğinde yatmak en iyisi.

Sevgilerimle,

Franz.

Sevgili Max,

Dün akşam için özür dilerim. Saat beşte geleceğim. Özrüm o kadar komik ki kesin inanacaksın.

Franz.”

Aslında bahane, isteyene çoktur. İnsan Hitler sevmek için bahane isterse, yolu Almanca yazan Alman düşünceli bir Yahudi olan Kafka’dan geçebilir. Kafka “Metomorfoz/Dönüşüm” isimli romanında Gregor Samsa’dan “vermin”, “haşere/parazit” diye bahseder. İlginçtir, Hitler’in de Avrupa Yahudileri için sarf ettiği söz tıpatıp aynıdır: Parazitler.

Viyana’da bir eğlence parkında çekilen fotoğraf. Soldan sağa: Kafka, Albert Ehrenstein, Otto Pick ve Lise Kaznelson. Kafka’nın Viyana’da olduğu bu dönemde, diğer üçü ise yine aynı şehirdeki siyonizm konferansına katılmak üzere şehirdedir. Kafka’nın ilgisini pek çekmemiştir bu konferans. Zaten günlüğünde bile, 1914 yılında, “Almanya Rusya’ya savaş ilan etti. Öğleden sonra yüzdüm.” yazmıştır. Kafka Milena’ya yazdığı mektuplardan birinde, caddeye bakan evlerinde birinci kattaki odasında pencereye sahip olmanın enteresanlığından bahseder, yirmili yaşlarda o pencereden ilk kez hayat kadını çağırmıştır.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page