Joshua Hoffine röportajı hakkında birkaç not
Eskiler nevi şahsına münhasır derler ya. Hoffine olumlu anlamıyla tam olarak öyle biri. Çalışmalarına çeşitli yerlerde denk gelmiş olabilirsiniz. Dergilerde, blog sitelerinde, fotoğraf çalışmalarıyla dikkat çekiyordu. Korku filmlerinden bir sahnedeymişsiniz hissi veren Hoffine’ı sadece tanıtımla geçiştiremezdik. Kendisi de sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Onu ilk etkileyen sanat çalışmasının Black Sabbath’ın ilk albüm kapağı olduğunu öğrenmek, beni pek şaşırtmadı. Röportajın sonunda, çocukluk korkuları serisi çalışmalarının tamamına ve fotoğraf çekimleri sırasındaki set görüntülerine gözatmayı ihmal etmeyiniz. Joshua Hoffine, tam da “Cadılar Bayramı” öncesinde karşınızda…

[Futuristika]: Başlarken, güzel sanatlar ve fotoğrafa olan ilginizden bahseder misiniz? Hangisine daha çok eğiliminiz var?

[Joshua Hoffine]: Fotoğrafa olan ilgim, diğer tüm dallara göre çok daha derine gidiyor. Kendimi asla bir Korku Sanatçısı olarak tanımlamıyorum. Ben bir Korku Fotoğrafçısıyım.

Fotoğraf setlerinizi hazırlamanız bize sanki bir korku filmindeymişiz hissi veriyor. Maskeler, makyajlar, set, ışık ve. ayrıntıları, hikaye anlatacak olan bir yönetmen ya da bir yazar gibi hazırlıyorsunuz sanki. Bu çekimleri gerçekleştirirken mevcut kendi asıl süreciniz nedir?

Tanımlamanız oldukça doğru. Fotoğraf çekimlerine, her biri birer küçük filmmiş gibi yaklaşırım. Görsel için, önce konu gelir. Taslak gibi çalışmaları çok nadir yapıyorum. Bunun yerine kısa bir uygulama ya da fotoğrafın açıklamasını yazıyorum ve bunu kamera yerleşimi, gerekli olan ekipman ya da aksesuarlarla ilgii notlarla tamamlıyorum. Ayrıca fotoğrafta model olarak kullanmak istediğim arkadaşlarımın bir listesini yapıyorum. Herhangi bir konunun ürün haline gelmesi için yıllar geçebilir. Ancak genellikle birkaç hafta ya da ayda hazırlanmış oluyorum. Bazen, eğer konu buna izin veriyorsa, belirli bir mekan arıyorum. Diğer zamanlarda ise fotoğraf stüdyomda bir set oluşturuyorum. Dekoru hazırlıyorum, boyaların renklerine karar veriyorum, duvarkağıdını ve kullanılacak eşyaları seçip şekillendiriyorum. Bazen, arkaplanda kendi çocukluğumdan kalma totemlere sokuluyorum. Modellerimi hazırlıyorum ve resim için ne yapmaları gerektiğini açıklıyorum. İnternetten bulduğum Cadılar bayramı maskeleri, kostümleri, içi doldurulmuş hayvanlar, modeller, ile son dönemde ben ve arkadaşım Jason Coale’nin beraber kotardığımız tasarım eşyalar ve masklar kullanıyorum. Bazen çekim gününde iş yapmak üzere ekibe dahil edebildiğim oldukça yetenekli fotoğrafçı arkadaşlarım ve aile üyeleri var. Görsellerimin hiçbiri fotoşop kolayi değil, herşeyi dijital çekiyorum. Bu sene yaptığım son çalışmada PhaseOne ile Hasselblad dijital kamera kullandım. Görseli, fotoşopta baskıya hazırlama aşamasında olabildiğince mükemmel olmasından emin oluyorum.

Bir çocuğun korkusu son derece yoğundur

“Korku” ile ilk tanışma anımı hatırlıyorum. Carpenter’ın “Sis” isimli filminin ilk çevrimiydi. En sevdiğim yazar olan Egar Allan Poe’dan bir alıntıyla başlıyordu film: “Tüm gördüğümüz ve göründüğümüz/Bir düş içinde bir düş”. Ya sizinki neydi? Korkuyla ilk ilgilenmeye başladığınız anı hatırlıyor musunuz?

Annem ben çocukken beni ve kızkardeşlerimi alıp “Poltergest” isimli filme götürmüştü. O film benim takıntım haline geldi. Bazen, o filmin kimi sahnelerinde gibi rol yapıyoruz. Küçük kız kardeşim Sarah her zaman dolapta kapalı kalıyor.

Size göre, “Korku bizim güven duygusuna olan inacımızın -delüzyonal/kuruntu- olduğunu ve canavarların yakınımızda olduğunu anlatır.” Bu sözünüzün gerçek anlamı dışında, ben bir şekilde bu sözlerin politik bir yanı olduğu hissine de kapıldım. Eğer uygarlığın, güvenlik hissine olan inancı yanıltıcıysa, sizin görüşünüze göre, yakınımızdaki canavarlar kimler?

Korku kültündeki canavar imgesi metaforik olarak yaşamınızdaki dengeyi tehdit eden, dünyadaki kaotik güçleri yansıtmaktadır. Kaotik güçler sayısız maske takabilirler. Gerçek hayattaki örnekleri ölüm, hastalık, terör, veba, sosyal toplumun çöküşü ve manyak insanlar olabilir.

Çalışmalarınızda, ilk ve en temel korkunun, yetişkinlik öncesi çocukların hissettikleri fobilerin fotoğraflanızın odağı olduğunu görüyorum. Çocukların kabuslarının, sizin çalışmalarınızda ortaya çıktıklarında daha mı gerçek olduklarını düşünüyorsunuz? Korku, bir çocuğun kabusunda daha mı gerçektir?

Bir fotoğrafın gücü hakkında söylenebilecek çok şey vardır. Fotoğraf resim yapmaktan çok daha gerçektir. Hepimizin, yatağın altında ya da dolapta saklanan canavarlara ilgisi vardır. Ancak bunları daha önce fotoğraflamıyorduk. Bu durumun bir gücü var.

Çocukken, korkularımız çok daha ilkeldir. Karanlık korkusu, yüzünüzde dolaşan eller korkusu ve sizi yiyecek olan kocaman ağızlara duyulan korku. Biraz büyük bir çocukken, fantastik ve gerçek dünya arasındaki çizgi hala belirsizdir. Eğer hatırlıyorsanız, bir çocuğun korkusu son derece yoğundur.

Fotoğraf resim yapmaktan çok daha gerçektir.

Korku kültlerinin sanattaki yansımaları farklı ülkelerde neredeyse benzer olmasına rağmen, dünyadaki farklı kültürlerine kendilerine özgü peri masalları, kendi folklorları nedeniyle, farklı korku çeşitleri olduğuna inanıyorum. Sizin çalışmalarınıza bakınca ise, evrensel korku öğelerine rağmen, tan bir Amerikan korku filmi tadı da alınıyor. Böylesine geniş bir sinema akımı sizi genel olarak nası etkiledi? Doğu’ya ait korku öğeleri, diyelim ki cinler, ejderhalar, tek gözlü devler vb. hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir Amerikalı olarak, çalışmalarım Amerikan kültür ve psikolojisinin korku ikonografisinden oluşuyor. Amerikan korku filmleriyle büyüdüm. Diğer kültürlerin korku kültlerine yakın değilim, bu nedenle onların etkisi oldukça az diyebilirim.

Böylesi muhteşem bir atmosfer yaratırken, belirli sanat idolelleriniz ya da sinema, edebiyat gibi temel ilham kaynaklarınız nelerdir?

Korku filmleri, peri masalı illüstrasyonları ve eski çizgi filmlerin hepsi beni çok etkiler. The Mask of Satan, Poltergeist, Evil Dead 2 ve The Shining, hepsi muhteşem çalışmalar. Ayrıca Disney çalışmaları da favorimdir. Çocuklarımla izliyorum. Tüm bunlar çalışmalarımda karşılığını buluyor.

Daha ayrıntılı olmak gerekirse, eserlerinizin edebi bir yanı da var. İngiliz edebiyatı okuduğunuzu biliyorum. Beğendiğiniz yazarlar kimler?

Kurt Vonnegut, William Blake, Alan Moore, Henry Miller, Edgar Allan Poe, Albert Camus, Stephen King ve şair W.S. Merwin.

Çalışmalarınızdaki Küçük Kızlar imgeleri kendi kızlarınız tarafından canlandırılıyor diye biliyorum. Küçük kızlar belki de masumiyeti simgeliyor. Bunun yerine bir oğlan kullanmayı düşündünüz mü? Ayrıca, sarışın ve renkli gözlü küçük bir kız çocuğu kullanmanın herhangi bir alt metni ya da mecazi anlamı var mı?

Küçük sarışın bir kız çocuğu kullanarak, klasik peri masallarının kahramanlarına gönderme yapmayı umuyorum. Goldilocks, Kırmızı Başlıklı Kız ya da Alis Harikalar Diyarında gibi. Ayrıca çocuk yeme ile ilgili de bir alt metin var. Küçük bir kız kullanmak, bir oğlan çocuğu kullanmanın tersine, böylesi bir alt metni daha açık hale getiriyor. [Wolf/Kurt] ya da [Closet/Dolap] gibi çalışmalarda, çocuk tacizcisi bir öcü fikri vardı. Dört kız çocuğu babası olarak, bu da benim en derin korkum. Bu görseller tabii sinir bozuyor. Birçok nefret maili alıyorum, dayanamayıp ağlayanlar da var.

Teknik açıdan, fotoşopu sanatınızda nasıl kullanıyorsunuz? Bu dehşet verici peri masalında yazılımın rolu nedir?

Mümkün olduğunca, kameranın önünde canlı çekim yapıyorum. Fotoşopu ise detayları düzeltip baskı için renk ve kontrast ayarı yapmakta kullanıyorum. Eğer aşırı kan ve çıplaklık varsa, ki en son fotoğrafım “Face/Yüz”de öyleydi, kızımı o zaman sette tek başına çekiyorum ve fotoşopu kullanıp onu fotoğrafın son haline yerleştiriyorum.

Çocukken, korkularımız çok daha ilkeldir.

İlk kısa korku filminiz “Black Lullaby/Kara ninni” üzerinde çalıştığınızı duydum. Film nasıl gidiyor? İzleme şansımız olacak mı?

Her altı ayda bir, bir kısmını da editlemiş oluyorum. Yaklaşık beş dakikalik bir film olacak. Gelecek yaza kadar bitirmeyi umut ediyorum.

Fotoğraf kitabınız var mı? Belki bazılarımız öte dünyaya giriş için sayfalarını çevirmek isteyebilir!

Ne yazık ki henüz bir basılı kitabım yok. Çocukluk korkularıyla ilgili olan seri üzerinde çalışmayı sürdürüyorum. (After Dark, My Sweet) Bu çalışma bitince kitap olarak yayınlamayı düşünüyorum. –

Hiç bir müzik grubunun artwork çalışmasını gerçekleştirdiniz mi? Böyle bir imkan olsa neyi tercih ederdiniz? Bana sorarsanız, çalışmalarınız Black Sabbath ile mükemmel giderdi.

Gruplar ve müzisyenler için artwork ve konsept çekimleri yapıyorum. Hatta şu an asıl gelirim buradan geliyor. Babamın orjinal Black Sabbath plağı vardı. Küçük bir çocukken, Black Sabbath’ın o ilk albümünün kapağına bakakalmıştım. Tüm kalbimle inanıyorum ki, o albüm kapağının çalışmalarımdaki etkisi büyüktür. O kapağı tekrar yapmanın hayalini kuruyorum. Bu da benim yeniden çevrim korku trendine katkım olurdu.

Profesyonel bir fotoğrafçı olarak ise, daha çok grupların nasıl müzik yaptıklarından çok, nasıl göründükleriyle ilgileniyorum. Bu açıdan Marilyn Manson ya da Michael Jackson, benim için rüya gibi işler olurdu.

Ancak bildiğim kadarıyla, kariyerinize düğün fotoğrafçısı olarak başladınız. Buna hala zaman bulabiliyor musunuz?

Bu konuda emekli oldum diyebiliriz. Hala düğün fotoğrafları çekmekten hoşlansam da, toplantı ya da albüm siparişleri için yeterince zamanım yok.

Başucunuz kitap ya da dergi var mı?

Joseph Campbell ve fizik ile kozmoloji hakkında kitaplar. Bir de Türkçe dergiler, Futuristika yani!

[simpleviewer=72,670,900]

Joshua Hoffine Set-Çekim görüntüleri

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page