Jorge Luis Borges
Jorge Luis Borges, bir kahin.
[sws_2_column title=”Jorge Luis Borges’in Musevi olma isteğinin nedeni neydi?“]

Buenos Aires’te yayınlanan avangart dergi Megáfono’nun 1934 yılı Nisan sayısında yayınlanan yazıda “Ben, Bir Yahudi” diye seslenen Borges’in bu yazısı, en az bilinen metinlerindendir.

Yazının yayınlandığı tarihte Arjantin, askeri dikta ile yönetilmekteydi. Megáfono, 1933 yılında bir sayısını tamamen Borges’e ayırmıştı. Dergide Borges övülürken, yerelliğinden dem vurulmuş ve metafiziksel konulardan oldukça etkilenmiş ve kelimeleri iyi kullanan bir yazar olarak bahis açılmıştı. Derginin bu sayısına cevap olarak, o dönemde aşırı sağ/milliyetçi bir çizgide yayın yapan Crisol isimli yayın ise, Borges’in gizli bir Yahudi olduğunu ve Musevi köklerini gizlediğini iddia ederek Borges’e saldırmıştı. Hatta Borges’in metinlerindeki o fantastik göndermelerin de, ataları ile arasındaki kayıp bağı oluşturma çabası olarak nitelendirmişti.

Borges, cevaben yazdığı yazıda da bahsettiği gibi, Güney Amerika’da yaygın olan Yidiş cemaatinden olan herhangi bir atası olmasa da, kendini Yahudi hissediyordu. Bunun en büyük nedenleri ise Yahudilerin zamanda yolculuk eden bir kültür anlayışıyla, kitap severlikleri ve mistizmlerine duyduğu saygıydı.

[/sws_2_column]

[sws_2_columns_last title=””] 

İlginçtir, Borges’in “Ben, Bir Yahudi” yazısı, onun Platonculuğunun tek kanıtı sayılabilir. Benzer dönemde yazdığı Gizli Mucize’de, isim vermeden Kafka’ya saygı duruşunda bulunan Borges’in iş özellikle Kabala’ya geldiğinde ne derece takıntılı olduğu, yazdığı şiir ve öykülerden bilinir.

Borges’in tüm bu Yahudi göndermelerinin aslında çok kültürlü gözüken ancak derinlerde, farklı olana güçlü bir tahammülsüzlük eğilimi gösteren Güney Amerikalılar arasında tepki alması bir dereceye kadar tahmin edilir bir hareket olmuş. Öte yandan, bahsedilen askeri cunta sırasında sisteme karşı direnen radikal sol grupların çoğunda Yahudiler etkin yer almış. Bu açıdan da Musevilere yönelik sistemsel baskının arttığı görülmüş. Solcu Yahudiler cuntanın işkencelerinden geçmiş.

Tüm bunlar bir yana, Borges Museviliği bir kültür olarak kucaklamış. 50 yaşında, tıpkı Homeros gibi kör olduğunda, körlüğü nasıl alegorik olarak geçersizliğini yitirdiyse ve bakışında bir değişiklik olmadıysa, milliyetçilere karşı kendini savunduğu yazısında da benzer tavrı sürüyor Borges’in. Borges nereye bakarsa, orada göreceğini görür, kimse engelleyemez.

[/sws_2_columns_last] 

“Ben, Bir Yahudi” 

Jorge Luis Borges – Megáfono Dergisi, Sayı 12, Sayfa 60, Buenos Aires, Nisan 1934

Tıpkı Dürzüler gibi, ay gibi, ölüm gibi, gelecek hafta gibi, uzak geçmiş de cehaleti zenginleştirebilecekler arasında yer alır. Sonsuz biçimde dövülerek şekil verilebilir ve ikna edebilir, geleceğe karşı çok daha sorumluyken, çok daha az çaba gerektirir. Mitolojilerin meşhur ve en sevdikleri duraktır.

Kim, bir şekilde, bazen atalarını merak edip incelememiştir ki? Et ve kanının tarihine kim bakmamıştır? Ben sıklıkla yaptım bunu ve çoğunda Yahudi olduğumu düşünmek beni hiç rahatsız etmedi. Bu, kimseye hatta İsrail’in ününe bile zararı olmayan, basit ve yer etmiş, kendi halinde bir maceranın temelsiz bir hipotezi hakkında. Sanki benim Yahudiliğim Mendelssohn besteleri gibi, kelimesiz.

Crisol dergisi 30 Ocak tarihli sayısında bu geçmişe dönük umuda iltifat etmek istemiş ve benden “art niyetli biçimde Yahudi atalarını gizliyor” diye bahsetmiş (sıfat-fiil ve zarf kullanımı beni hayrete düşürüyor.)

Benim adım, Borges Acevedo.

Ramos Mejia, Rosas’ın beşinci kuşağından bir parça, kendi döneminde o tarihte soyadı Buenos Aires’li olanları listeleyerek hepsi ya da en azından tamamının “Portekiz Yahudisi soyundan geldiğini” göstermek istemiş .

Acevado bu listede yer almış, Crisol’ün belgelemesine kadar Yahudi olduğumu gösteren tek döküman bu.

Ancak Komutan Honorio Acevedo göz ardı edemeyeceğim gerekli bazı araştırmalar yapmış. Bu araştırma bana bu topraklara ilk ayak basan Acevedo’nun, Katalan Pedro de Acevedo olduğunu, toprak ağası olduğunu, 1728 yılında çoktan “Pago de Arroyos”a yerleşenlerden olduğunu, bölgedeki çiftçilerin pederi ve atası olduğunu, Rosario de Santa Fe’nin yıllık raporunu ve Yerel Yönetim’in tarihini sunan adam olduğunu, büyükbabanın, kısacası, iflah olmaz bir İspanyol olduğunu söyler.

İki yüzyıl ve Yahudiler hakkında hiçbir şey bulamıyorum, iki yüzyıl ve atalarımı hatırlayamıyorum.

Crisol dergisinin sunduğu fırsata müteşekkirim. Ancak umut sönüyor, konu Ekmeğin Masası, Bronz Denizi, Heine, Gleizer, On Sefirot, Kral Süleyman’ın Eski Ahdi Ecclesiastes ve Chaplin’le benim aramda bir bağ bulma keşfime geldiğinde.

İstatistik olarak, Yahudiler en küçük azınlık. Dört bin yılına gelindiğinde her yanda Aziz Juan’ların olduğunu keşfeden bir adam hakkında ne düşüneceğiz? Engizisyon sorgucularımız Yahudi aramışlar ama Fenikelileri, Berberileri, İskitleri, Persleri, Mısırlıları, Hunları, Vandalları, Ostrogotları, Etyopyalıları, İlliryalıları, Paflagonyalıları, Sarmatları, Medleri, Türkleri, Britonları, Libyalıları, Tepegözleri ya da efsanevi Lapitleri asla aramamış. İskenderiye’nin, Babil’in, Kartaca’nın , Memfis’in geceleri bir büyükbabayı canlandırmaya yetmemiş; sadece katranlı Ölü Deniz’in kabileleri bu güzelliği vermiş.

[sws_divider_line]

 Not: İspanyolca metinden düzeltmeler için Pınar İlkiz’e teşekkürler.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page