1964 yılında Jim Morrison UCLA Film okuluna devam ederken First Love isimli bir kısa film çekmişti. Ham kaydı ortalama bir çalışma olan film.

Daha sonra 1970 yılında Nuno Monteiro tarafından editlenen film, The Doors’un The Spy isimli şarkısıyla senkronize edilmişti.

http://www.youtube.com/watch?v=iDgaEleUCww

Jim Morrison, kısa yaşamında bir deneysel film de çekmişti. HwY isimli bu deneysel filmin altbaşlığı Bir Amerikan Pastorali’ydi. Filmin senaryosu, bir zamanlar bu topraklarda güzel kitaplar yayımlamış Korsan Yayınları tarafından 2001 yılında türkçe olarak yayımlanmıştı. Filmin son sahnesini aşağıdaki alıntıdan okuyabilirsiniz. Morrison’ın ısrarla Highway/otoyol diye değil de HwY diye adlandırdığı film, yönetmeninin karşılaştırmalı edebiyata hakimiyetinin de etkisiyle, hala anlaşılabilir bir yapım olmaktan uzak gözükmektedir.

Jim Morrison’ın da dahil olduğu bir başka film ise 1970 yılında tamamlanan The Doors belgeseli Feast of Friends oldu.

UCLA Film Akademisi’nde, amiral babasının etkisiyle cebinde parası olan, kimseyi umursamadan tek başına takılan bir öğrenci olduğu söylenen Morrison’ın filmleri müziğinin gerisinde kalsa da, şair ve yönetmen olarak da anılmaya devam edeceği aşikar.

 

Otostopçu / Jim Morrison

ADAMLAR

Demek onca insanı öldüren küçük piç sensin, ha! (Tekme) Eğlendin mi bari, ha?
(Tekme) Gerçekten öldürdün, di mi onları?

Elleri arkasından kelepçeli bir halde kafası karışmış bir ifadeyle bakar ve
konuşur:

BILLY

Ama ben iyi bir çocuğum.

Adamlar güler

Film RENKLENİR. Günümüze kadar uzanan ve ölümü yansıtan fotoğraflardan bir
montaj. Che Guevara’nın cesedi, çarmıha gerilişi gösteren bir Kuzaey Rönesans
dönemi Hollanda resmi, boğa güreşi, mezbaha, mandalalar ve soyut fotoğraflar.
Bir firavun faresinin bir kobrayı öldürüşünü gösteren doğa belgeseli, sahilde
başıboş koşan bir siyah köpek. EKRAN KARARIR.

DIŞ MEKAN, gece. Adalet Sarayı’nın merdivenlerinden otostopçunun bir
düşteymişçesine ağır çekim indiğini görürüz, ağır ağır boş bir şehir
meydanından geçerek sonunda lensi tamamen kaplayıncaya ve içinden geçip gitmiş
hissi verene kadar kameraya doğru yürür.

Şimdi arkası dönük bir halde lensten uzaklaşarak bir araba mezarlığının
bulunduğu çölün eteklerindeki bir bölgeye girer. Sonsuzluk içinde
toplanmışlardır. Kömürün üstünde patates közlemektedirler, DOC adındaki
yaşlıca bir adam elindeki sopayla ateşi karıştırmaktadır. Yaşlıca, garip ve
gösterişli bir kadın vardır. Üçüncü kişi ise dilsiz, yaşı belirsiz bir
oğlandır. Hafiften beyaz bir makyajı vardır. Sonsuzluktaki hobo’lardır bunlar
ve onu gördüklerine hiç şaşırmamışlardır. Ateşe yaklaşır.

DOC

N’aber evlat? Demek gene yaptın, ha. Aç mısın? Eğer istersen biraz
yiyecek var burada.

Billy konuşmaz. Aya bakar. Kadının başı önündedir, saçları yüzüne örter.

DOC

Billy geri döndü. Mavili Kadın, duyuyor musun beni? Billy geri döndü
diyorum.

Kadın ilk defa başını kaldırır.

MAVİLİ KADIN

Merhaba, Billy.

BILLY

Merhaba, Mavili Kadın.

Oğlana dönüp bakar.

Merhaba Soytarı Çocuk.

SOYTARI ÇOCUK ellerini çırpar ve başını sallar, yüzü selamlarken grotesk bir
biçimde buruşur. Bir süre öylece otururlar ve ateşi seyrederler. Patates
yerler. Sonra Doc ayağa kalkar ve konuşur:

DOC

Güneş az sonra doğacak. Yola çıksak iyi olur.

Yavaş yavaş ve birer birer diğer ikisi de ayağa kalkar. Doc ateşi toprakla
söndürür ve konuşur:

DOC

Bizimle geliyor musun, Billy?

BILLY

(düşünceli bir şekilde)

Bilmiyorum, Doc, bilmiyorum.

Doc gülümser.

DOC

Peki, seninle sonra görüşürüz evlat. Çetenin geri kalanı da seni
görmekten memnun olacaktır. Kesinlikle. Peki, öyleyse…

Doc, Soytarı Çocuk ve Mavili Kadın çöldeki dağa, yükselen güneşe doğru
yürümeye başlarlar. Arada sırada dönüp el sallarlar. Soytarı Çocuk aşağı
yukarı zıplayarak el sallamaktadır.

Onlar ağır ağır gözden kaybolurken, kamera, için için yanan ateşin üstünde
oturan Billy’e, otostopçuya, delikanlıya, katile odaklanır.

SON.

Çeviren: Ogan Güner

The Doors stüdyoda…