J G Ballard için, basında biyografisinden fazlasını yazıp, onu tanıdıklarını hisettirenler…

J.G Ballard’ın öldüğünü dün öğrendik. Ballard doğrudan doğruya değil ama gizliden gizliye sinemayı ilgilendiren bir yazardı. Onun ölümüyle birlikte, beylik deyişle ‘bir devrin kapandığı’ hissine kapılmak bile mümkün. Ballard, soydaşı yazarlar olarak düşünülebilecek ve sinemanın son 20-30 yıldır konu ve fikir ödünç aldığı Philip K. Dick, William Gibson ve Asimov gibi yazarların belki de en ilginciydi. Doğrudan bir kurgu-bilim yazarı denemezdi ona, ama gelecekle ilgili fikirleri daima beklenmedik ve ilginçti. Teknolojinin marifetleri ve teknolojinin biçimlendireceği bir gelecek kadar, teknolojinin bugüne nasıl bulaştığı, nereden eklemlendiği ile de ilgilenmesi dikkat çekiciydi. Bu anlamda ‘gelecek çoktan geldi’ hissine en erken sahip olan yazarlardandı. Şehirle ilgiliydi; mimari ya da sosyoloji gibi tanımlı alanların kenarında gezinir ve onların mesela antropolog Marc Auge gibi kimselerin çok sonradan merak edeceği ‘kenarsal’ tanımlarını yapardı. Auge’nin ‘Yok-Yerler’ kitabında havaalanı bekleme salonu vb. gibi çağdaş kentsel ara alanları tarif edişinden yıllar önce, Ballard başyapıtlarından biri olan ‘Beton Cengeli’ni yazmıştı. Bu romanda kenti çevreleyen yollardan birinde arabasıyla yol alan bir adam kaza geçirerek refüje düşer ve yardım istemek üzere hiçbir arabayı da durdurmayı başaramayınca refüjün üzerinde bir hayat biçimi kurar. Anlaşılabileceği gibi, Ballard’ın edebi öncüllerini bilen ve bir biçimde yeniden yorumlayan yanı da vardı.

Ben de yakın tarihli otomobil filmimizi yâd ederek şöyle diyeyim; otomobilden anladıkları başkomutan ‘araba yapın’ buyurdu diye araba yapan bir garaj dolusu oğlanın üç-beş ışık yılı ötesinde durur J. G. Ballard. Okuyunuz, bu büyük yazarı siz de yâd ediniz. – Fatih ÖzgüvenRadikal [Futuristika notu: Radikal’deki yazıda yazarın adı Jc Ballard olarak yanlış yazılmıştı, biz buraya doğrusunu aldık, ayarlarınızla oynamayın.]

Ben onu hep bir bulut heykeltıraşı olarak hayal etmiştim. Nasıl bir havada olursa olsun pırpır uçağına atlayıp, al kumsallardaki meraklı kalabalığın bakışları altında, bulutların altından girip üstünden çıkan, uçağın kanatlarını bir keski gibi kullanıp benzersiz sanatını icra eden maceracı olarak. Böyle günlerden birinde, tıpkı öyküsünde anlattığı gibi fırtınalı, kötü bir hava yüzünden yere çakılacak ve hayatı son bulacak diye düşünürdüm. Oysa “Al Kumsallar” kitabı, boş bir maceradan çok daha fazlasını anlatır. Kendisinin de söylediği gibi, geleceğin gerçekte nasıl olacağına dair çarpıcı bir tahmindir. O, bilimkurgunun paradoksunun farkındaydı; zamandan ve mekândan ne kadar uzaklaşılırsa uzaklaşılsın bilimkurgunun hemen tamamı bugüne dair olmaktan kurtulamıyordu.

Şu cümleden söyleyeyim ki, bir remix olarak Ergenekon operasyonlarını anlamak için bize ışık tutabilecek bir yazar yaşıyordu birkaç gün öncesine değin. Özcan Yüksek Referans

Türkçeye de birçok romanı çevrilen Ballard için meslektaşı Iain Sinclair şöyle diyor: ‘Ekolojik yıkım temasını kullanan ilk yazar Ballard’dı. İlk zamanlarda ün, yıldızlar, arabalar, otobanlar ve ‘şehirlerin uçurumları’ konularıyla çok ilgiliydi. Tüm bunlardan zamanla bir felsefe ortaya çıkaran ilk isim oydu. Bu sebeple çok çok büyük bir isim oldu.’ Atlas da geçmiş sayılarında teknolojik ve çevresel değişimlerin neden olduğu sorunlara eğilen, modernitenin kasvetini yansıtan Ballard’a yer vermişti. Haziran 2005 tarihli 147. sayıda yer alan ‘Seni Seviyorum Makine’ konusunda Ballard’ın Çarpışma romanına yer veriliyordu. İnsan ve araba arasındaki ilişkinin değiştiği, beden ve makine arasındaki sınırın belirsizleştiği, üzerinde duruluyordu. Ballard bunları çarpıcı bir şekilde, araba kazası ve cinsellik boyutunda anlatıyordu. Bunlar bir bakıma, başlarda bilimkurgu yazarı olarak da tanıtılan Ballard’ın aslında pek de öyle olmadığını, yazarın haklı çıktığını ve bir ‘makine arzusu’ çağına girdiğimizi gösteriyordu… Atlas

“Gelecekle ilgili korkularımı tek kelimeyle özetlemem gerekirse şöyle derim: Sıkıcı. Olabilecek her şey zaten gerçekleşti, heyecan verici, ilginç ya da yeni bir şey asla gerçekleşemeyecek.. Gelecek ruhumuzun varoşlarına uyarak büyük bir boşluktan ibaret olacak…” demişti J.G. Ballard. Gelecekle ilgili fazla umudu ya da beklentisi yoktu. Artık biz de biliyoruz, Ballard olmadan gelecek daha sıkıcı olacak, o yeni bir kitap yazamayacak, okurlarını ancak eski bir kitabı yeniden okunup içerisinde yepyeni kıvılcımlar bulunduğunda heyecanlandırabilecek. Çünkü olabilecek her şey gerçekleşti artık, edebiyat dünyasının en büyük yazarlarından biri olan J.G. Ballard hayata gözlerini yumdu.

Distopik eserleriyle bilimkurgu edebiyatına imzasını atan Ballard, bilimkurguyu gelecekte değil kendi içinde aradı ve onun gibi yapanlar için bir idol oldu, Ballardvari yaşayan ve Ballardca konuşanlar için… Taraf

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page