Sel Yayıncılık – Mart 2014

“Kadın, Ne çok şey unuttun, dedi.
Adam, O kadar çok şey ansıyorum ki, dedi. Onlar da
senin unuttukların.
Uzun bir susuştan, birkaç yudum şarap içildikten sonra, kadın,
Üşüyorum, dedi.
Erkek, kulağı, çakıllara çarpan küçük, kırılgan dalgalarda, duymadı üşüyorum sözcüğünü.
Gene de (sözcüklerin garip rastlantısı!), Ben de, dedi.”
İşte Deniz, Maria’da Ferit Edgü’nün hem 1950’lerde oluşan öykü anlayışını sürdüren örnekler hem de kısa, çok kısa, tüm fazlalıklarından arındırılmış, ayıklanmış, “dil”in içindeki cevhere varmaya çalışan minimal öyküler yer alıyor.