İntihar Salgını

Werther dünyanın en güzel kadınından bile daha çok intihara yol açmıştır.”  – Madame de Stael

ocak13-intiharsalgini

[dropcap]B[/dropcap]atıda eski bir tartışma konusudur intihar. Tanrı’ya ya da topluma karşı bir suç olarak görülüp kınanıp yasaklandığı dönemler oldu. İntihar edenlerin bedenlerine işkence edildi, yakıldı, mallarına el kondu. Aydınlama dönemi pek çok şey gibi intihar edimine olan bakış açısını da değiştirdi.

İntiharla köklü bir ilişkisi bulunan Batı toplumunda intihar salgınları da yaşandı. ‘Genç Werther’in Acıları’ bunun en uç örneklerinden biriydi kuşkusuz.

Goethe’nin bir yanda Charlotte Buff’a duyduğu aşk, öte yandan dostu K.W. Jerusalem’in intiharı onu ‘Genç Werther’in Acıları’nı yazmaya iter. 1774 yılında yayımlanan kitap Goethe’ye şöhretin kapılarını açarken bir intihar salgınını da beraberinde getirir. Dönemin gençleri kuyruklu mavi ceketlerle, sarı yeleklerle dolaşıyor, Werther ile ilgili her konuşmada Napolyon’un bu kitabı tam yedi kez okuduğu özellikle vurgulanıyordu. Werther fincanları, parfümleriyle doluydu her yer. Werther salgını Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda’dan Çin’e kadar uzanıyordu. İsveçli bir genç kendini tabancayla vurduğunda hemen yanı başında ‘Genç Werther’in Acıları’ duruyordu. Ertesi yıl ise sevgilisi tarafından terk edilen bir kadın ‘Genç Werther’in Acıları’yla beraber kendine suya atar. Kendini pencereden aşağıya atan bir kunduracı çırağın cebinde, 1784 yılında yatağında intihar eden bir kadının yastığının altığında yine Werther vardı. Werther salgını endişe verici boyutlara ulaştığında kimi yerlerde kitap yasaklanırken Goethe de eleştirilere maruz kalır. Kendisine melankoliden dolayı acılar çektiğini yazan bir genci ziyaretinden sonra “Tanrı beni tekrar bir Werther yazmak zorunda olmaktan korusun” diyecektir sonrasında.

Werther’den kısa bir önce ise yazar olmak için geldiği Londra’da Brooke Caddesi’ndeki bir evin çatı katında arsenik içerek yaşamına son veren Thomas Chatterton’ın intiharını taklit edenler olur.

Benzer bir durum ise ‘Gloomy Sunday’ parçası ile ortaya çıkar. 1933 yılında Rezso Seress tarafından bestelenen parça savaşın da yarattığı ruhsal çöküntüyle birlikte insanları intihara sürükler. Tıpkı Werther gibi ‘Gloomy Sunday’ de ilk yıllarında yasaklanır. Rezso Seress kınanmış mıdır bilmiyoruz ancak onun da Ocak 1968’de intihar etmesi ilginç ayrıntılardan biridir.

Daha yakın bir tarihte; 5 Nisan 1994’te intihar eden Kurt Cobain de ardında benzer bir moda yaratmak üzereydi. Seattle’da kurulan bir kriz merkezinin Kurt Cobain’in yasını tutmak isteyen gençler için bir toplantı düzenleyerek olası bir toplu intiharı önlediği rivayet edilir.

Her insan, sessizce tamamlanmayı bekler bir köşede. Olumlanmayı diler hayattan. Ne var ki herkese yüz vermez hayat. Kendi işini kendi gören kurt misali insan da kendi işini kendi görür; hayatın eksik bıraktığı anlamı arar kendi dışında. Kendi dışındaki bir başka şeyle bütünleştirir kendini. Bütün çabası, anlamı odur hep. O bazen ‘Genç Werther’in Acıları’ adında bir kitaptır. Bazen ‘Gloomy Sunday’ isimli bir şarkı, bazen Beşir Fuad.