Kimi zaman hayatımızda çoğunlukla kullandığımız kelimelerin esas anlamlarını bilmeyiz. Bize söylenen halini kabul eder ama onun nereden geldiğini, ilk başlarda hangi anlamları içerdiğini neredeyse hiç araştırmayız. Bu yanlış tarihte bazen çok ilginç olaylara yol açmıştır.

Mesela, İngiliz kaşif ve denizci James Cook 1770’lerde Avustralya’da iken ceplerinde yavrularını taşıyan ve zıplayan hayvanları gördüğünde onları ne olduklarını sormuş ve ‘Kanguru’ cevabını almıştır. Arada 200 yıl geçtikten sonra bölgedeki Guugu Yimidhirr halkının dili üzerine araştırma yapan dil bilimci John B. Haviland bu kelimenin esas anlamının ‘Seni anlamıyorum’ olduğunu dünyaya duyurdu.

Aynı şekilde çoğu kişinin çocukluğunda oynadığı Lego’nun Danca ‘Leg’ ve ‘Godt’ kelimelerinin birleşiminden meydana geldiği ve anlamının ‘İyi oyna’ olduğu da bilinmez. Bizim için Lego birbirine kolayca eklenen, her türlü yapının ufak modelini yapabileceğimiz bir oyuncaktır.

1932 yılında kurulan şirketin ilk ürettikleri tahtadan yapılan kaba prizmalardı. Yıllar içinde bu prizmalar plastikten yapılan ve birbirine kolayca takılıp çıkarılabilen bloklar oldular. 1960’larda üretilmeye başlayan plastik parçaların günümüzde üretilenlere uyumlu olduğundan Lego efsanesinde yıllar içinde yayıldı.

Tüm dünyaya yayılan bu oyuncağın yıllar içinde parklarının açılması da kaçınılmaz oldu. Dünyada şu an dört tane olan Lego Şehirleri’nde çalışanlar bir tutku olarak bağlandıkları oyuncaklarla dünyadaki önemli yapıtları ufaltarak tekrardan birebir yapıyorlar.

Sabah yedi gibi erken bir saatte parka giden mühendisler ilk başta parktaki oyuncakları kontrol ediyorlar. Daha sonra yapacaklara projeye odaklanan ekip, kimi zaman bir Boeing uçağın cokpitini yaparken, bazen de Empire State binasını yapıyorlar.

Londra’nın ufak bir minyatürünün bulunduğu İngiltere’deki parkta şehrin o ara yaşadığı kimi olayları da görmek mümkün. Mesela bir şehirde yapılan bir maraton aynen parktaki kopyasında da yer alıyor.

Ekip üyeleri her ne kadar yaptıkları işi sevseler de kimi zaman çalışma şartları onları zorluyor. Yapım aşamasında sürekli dışarıda olma zorunluluğu özellikle soğuk havalarda pek hoş olmuyor. Yağmur ya da kar altında yapılan kimi tasarımlar bittiğinde park ziyaretçilerinin gösterdiği ilgi ise her şeye değer nitelikte.

Bir oyuncakçıda kolayca bulunacak 10 temel renkli Legolardan yapılan eserleri görünce insan çocukluk günlerine dönüp tekrardan onlarla oynamak istiyor.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page