[Harfhane] İlhan Berk’in özür dilediği patates gibi gerçek bir yayınevi


Recep Şener [Futuristika!]: Sizi biraz tanıdıktan sonra Harfhane’nin öyküsünü dinleyebilir miyiz?

Gülçin Sesil Sar Karasulu [Harfhane]: Harfhane’nin öyküsü… Şöyle anlatabilirim sanırım. İlkokulu Avusturya Linz’de diğerlerini de İstanbul’un çeşitli semtlerinde, hatta Türkiye’nin bazı şehirlerinde okudum. Turizm ve Sosyal Bilimler öğrenimi gördüm. Yaklaşık on yıldır çalışıyorum. 28 yaşındayım. Üniversiteyken telefoncuda, kuaförde, yerel gazetede çalışarak başladım iş âlemine. İstanbul’a döner dönmez kendimi bir Lojistik firmasında Finans Sorumlusu olarak buldum. Aklım hep yazı çizi işlerindeydi. Lojistik firmasındayken LeMan’ın Kaçak Yayın isimli edebiyat dergisinin “yazınsal ve düşünsel geliştiricilik” seminerlerine katıldım. Ondan sonra da hem yazın hem de yayına adım atmış oldum.

Uzun bir süre Plan b Yayınları’nda çalıştım. Kitap okumak, dizgi yapmak ve kitap okumanın getirdiği ilave imla bilgisi dışında hiçbir şey bilmiyordum yayınla ilgili. Orada çok şey öğrendim: Ardından reklam ajansına girdim. Yayın ve reklam arasındaki uçurumu gördüm. Sonrasında da Zihin Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nde çalıştım. Sosyal bilimler saha araştırmaları yöntemlerinden kendimize uyarladığımız bir sistemle saha çalışması işlerini yürütüyordum. Engelli çocukları olan aileleri özel eğitim merkezi kavramıyla tanıştırıyor ve ücretsiz eğitimden faydalanmaları için çalışıyorduk. Bu işler kendimi bulana, ne istediğime karar verene kadar beni ayakta tutan işlerdi. Bütün bu işlerde çalışırken de dergi çıkarmak ve dergilerde yazmak dışında, kukla senaryosu, dizi senaryosu, metin yazarlığı alanında eğitimler aldım.

Farklı iş alanlarında çalışmak, hep farklı bilmece çözmeyi öğretirken, farklı alanlarda çalışmak yazının edebiyat dışındaki çeşitliliğini ve gücünü fark etmemi sağladı. Yazı da iş de benim için oyun gibiydi. Hatta kimsenin pek de hoşlanmadığı evrak işleri bile oyundu… Yazının gücü muazzamdı!

Benim için haldır haldır çalışmak oyundu ama asıl mesele farklıydı. Yeni kapitalizm kültürüne göre, baktım ki meritokrasinin içindeyim. “Şöyle yetenekliyim, böyle bulunmazım” dediğim sanılmasın. Bu sistemin içinde herkes öyle olmak zorunda. Ama benim için asıl “potansiyel” taşıma hali, bilmece çözmek gibi görünen şey oyundu. “Kobiler hobimiz değil, işimiz,” diyorlar ama bence tam da hobimiz. Yine sistemin bir oyunu, hobileri küçümsemek. Asıl damar orada. Tabii yeni kapitalizmin kültürüne göre öyle değilmiş gibi görünmek zorunda. Uzun lafın kısası, Harfhane Yayınları aslında Harfhane Reklam ve Yayın Hizmetleri’dir. Nedeni de şu: Bundan 5 yıl önce kültür bakanlığındaki pek yetkin bir yetkiliye: “Lütfen araba reklamları gibi kitap reklamları da olsun,” demiştim. Kendisi de bir çeviri ajansı olmayı önermişti. Üzülmüştüm. Fatma Aliye okumak, onun tanıtımını yapmak istiyordum. Şükûfe Nihal’i okumak ve onun tanıtımını görmek istiyordum. Ama ne kitaplarını görüyordum ne de herhangi bir tanıtımlarını… Ben de kendi potansiyelimle kendi “oyun alanı”mı yarattım. Şimdi üzüldüğüm, şöyle olsa dediğim, istediğim şeyleri hayata geçirmeye çalışıyorum. Birkaç yılın damıtılmış birçok şeyin not edilmiş karşılığı. Kısaca Harfhane potansiyel bir yer. Şöyle idealist, böyle kuralları var, demem. Çünkü yaşam böyle değil. Harfhane, yaşama uyum sağlayan bir yer. Bazen entelektüel, bazen dengesiz, bazen erotik, bazen sığ, bazen de ironik; Harfhane patates gibi. Yazı patates gibi çünkü her şeyin içinde… –Umarım İlhan Berk’in özür dilediği patates gibi gerçek bir patates olur– O yüzden de yayın, reklam, video, sergi… Yazıyla ilgili her şey olabiliyor burada.

Kitap yayımlamanın dışında metin yazarlığı, reklam yazarlığı, senaryo gibi diğer işlere de el atıyorsunuz. Harfhane’nin mutfağında kaç kişi var?

Bağımlı bağımsız beş kişiyiz. Yazıda da grafikte de ortak dili tutturduğumuz için şanslıyız.

İlk kitabınız Burhanettin Ardagil’in, Unutma Bunlar Yaşandı isimli karikatür kitabı. Genel olarak ne tür kitapları göreceğiz Harfhane’de?

Yayın olarak sırada kişisel gelişim ve kadın yazarlarla ilgili projeler var. Onun dışında da yine kitapla ilgili video ve kitap aksesuarları projeleri. Şu an hazırlık aşamasındalar. Dilerim güzelce hayata geçerler, o zaman daha rahat söz edebiliriz.

[sws_divider_basic]

harfhane.com.tr

[sws_divider_basic]

Kitaptan

S. 54
“Düne kadar önemli kadrolarda ve kamu hizmetlerinde olan bizler, bundan sonra hakaretlere maruz kalıp ülkenin çeşitli kışlalarına temerküz edilmiştik. Bazılarımız sürgünde bazılarımız da (kanlı direnişi başlatanlar, içimizden en yüreklileri) emniyet dairelerinde, cezaevlerinde tutuklu .. . Bazılarımız can
çekişen siyasi mahpusların bedenlerinin parçalanma sı için kara domuzlara atıldığı ölüm adası – ölüm kampı, melun Belene’de mahkûm; diğerleri “Eski Zara” ve başka zindanlarda. ”

“Всички ние, които до вчера бяхме важни кадри и държавни служители, след това бяхме подложени на обиди и унижения. Някои от нас бяха изпратени в концентрационни лагери, други бяха в изгнание, а най-неустрашимите, които започнаха кървавата съпротива, бяха задържани в полицейски участъци, хвърлени по затвори. Изнемогващите политзатворници бяха подхвърлени на диви прасета и разкъсани от тях… Обречени на смърт в зловещото Белене –острова на смъртта. Останалите бяха задържани в Стара Загора и в други
затвори…”

S. 80
“ Ve bir gece kullanılmış, eskimiş, parçalanmış çarıkların çöp konteynerlerine fırlatıldığı gibi atılmışlığı
yaşadık. ”

“И една нощ преживяхме чувството, че сме ненужни и захвърлени като използвани, захабени и разкъсани цървули, захвърлени в кофите за боклук…”