Dinlemek için: It’s Gonna Rain (Birinci ve ikinci bölüm) ya da burada yine her iki bölüm.

Sene 1964. San Francisco Union meydanı. Pentekostalist vaiz Brother Walter, insanlığın şer ve günah dolu olması sonucu Nuh tufanının gerçekleşmesi ve dünyanın sonunun gelmesi üzerine vaaz vermektedir. Müzisyen Steve Reich, tesadüfen oradan geçmekte iken vaazı dinlemeye karar verir. Üstelik dinlemekle kalmaz tüm vaazı kayıt da eder. 1965’te ortaya “It’s Gonna Rain” adında 17 buçuk dakikalık minimal müziğin referans noktası olacak bir eser çıkar, Reich da müzikte minimalizme imzasını atar.

Jason Gross’un müzik dergisi Perfect Sound Forever için Nisan 2000’de Steve Reich ile yaptığı şöyleşiden

…It’s Gonna Rain dünyanın sonu ile ilgili. O günlerde, sesler 1964’te kaydedildi,  Küba Füze Krizi vardı ve bu konu pek çok kişinin aklındaydı. Öyle bir durumdaydık ki her an radyoaktif küllere dönüşebilirdik. İşte bu adamın Nuh hakkında vaaz vermesi, insanların hayatlarında olmayan soyut bir şey değildi. Ayrıca kişisel olarak da oldukça zor bir dönemdi benim için. Bu yüzden It’s Gonna Rain, özellikle ikinci bölüm, çok kastevlidir. Dünyanın parçalara ayrıldığını kelimenin tam anlamıyla duyabiliyorsunuz. Teknik olarak, phasing tekniğinin bu parça ile keşfedildiği pek çok kez söylendi. Bu, iki küçük Wollensack kasetçalarımla gerçekleşti….

It’s Gonna Rain’in birinci bölümünde, Brother Walter Nuh’un gemisini inşa ederken nasıl da küçümsendiğini söylüyor: “…Bir süre sonra 40 gün ve 40 gece yağmur yağacaktı ve insanlar ona inanmadılar ve ona güldüler. Ve onunla dalga geçtiler ve dediler ki “Yağmur yağmayacak!”…”

İkinci bölümde ise, Nuh gemisine binmiş ve kapı mühürlenmiştir. Brother Walter çıldırmışcasına şöyle diyor: “…Yağmurun yağacağına inanmadılar, ama şanlı Tanrı! (Hallelujah!)… Ama beklenildiği gibi, yağmur yağmaya başladı. (Hallelujah!) Kapıyı çalmaya başladılar ama çok geçti. İncil bana dedi ki; ellerinin derisi soyulana kadar kapıyı çaldılar! Efendimiz, efendimiz, ellerinin derisi soyulana dek diyorum! Ağladılar. Ağladıklarını şimdi bile duyuyorum. “Ah, hayır! Kapıyı açar mısınız?” dediklerini duyuyorum. Ama Nuh kapıyı açamazdı. Kapı, Tanrı’nın eliyle mühürlenmişti. Şanlı Tanrı!..

Eserin sonunda vaizin söyledikleri anlaşılmaz hale gelir, diğer sesler arasında kaybolur ve sonra sessizlik… Haleluyah!

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page