Geoturka Yayımcılık, tekrar ediyorum, YayıMcılık, ilk roman yarışması [düzenliyormuş]. Roman yarışması, ilk romanlar için… Bir yanıyla çok olumlu buluyorum. Basın da olumlu buluyor belli ki, Zaman’dan Sabah’a kadar birçok gazetede çıkmış haber. İlk romanını yayımlayabilmek için güzel bir sebep, ancak bunu “yayım” amacındaki bir firmanın değil, bir yayınevinin yapması iyi olur. Roman yarışmasının ilginç detayı, romanların üç sayfalık özetleriyle ilk değerlendirmeye tutulması.

Üç sayfalık özetle roman nasıl değerlendirilir? Daha doğrusu, bir edebi eser nasıl yarıştırılıyor. Bu değerlendirmelerde yer alan isimlere bir denk gelirsem sormak isterim, yanyana oturup tartışıyorlar mı? Edebi eserin matematiksel sıralamasını gerçekleştirirken göz önüne aldıklar kriterler neler?

Ayrıca, yarışma şartlarından öğreniyoruz ki, kendileri gönderilen çalışmaları “geri iade etmeyip” imha edecekler. Geri iade etmek…? Bravo gerçekten. Türkçe’nin vahşi ormanlarında kaybolmayın lütfen…

Üç sayfalık özetle roman nasıl değerlendirilir? Bu soru kafamda çınlıyor. Üç sayfalık özetle roman nasıl değerlendirilir?

Franz Kafka bu yarışmaya katılıyor ve özet geçiyor: Gregor Samsa var, bu biraz çekingen biri, bir sabah uyanıyor bu. Kendisini devcileyin bir böceğe dönüşmüş buluyor. (Yayımlamak-yayıncılık farkını bilmeyen YayıMevi bu noktada devcileyin için sözlüğe başvuracak ve roman için ilk eksi puanı haneye yazacaktır.) İşte Samsa’nın hamam böceği olarak yaşadığı bazı çelişkileri sıkıntılar ve ailesiyle giderek artan iletişimsizliği üzerine bazı olayları yazdım. Kitabın sonunda okuyucuları bir sürpriz bekliyor. (DAAAT. Saçma sapan bir konu, okuyucunun ilgisini çekmez. Elendi.)

James Joyce, Ulysses’i özet geçiyor: Efendim baş karakterimiz Leopold Bloom’un Dublin sokaklarını arşınladığı (Geoturka Yayımcılık editörlerinin kaşları çatılır bu kelimeyi görünce), bunu yaparken sürekli zihninde nesnelerin, olayların, konuşmaların, insanların ve tarihin değerlendirildiği ve bunu yaparken de Bloom’a Stephen Dedalus’un eşlik ettiği, dilin bazı bölümlerde bilinçli olarak değiştirilip bozulduğu, kimi bölümlerde kentin tüm detaylarının aktarıldığı, başıbozuk, oyunlarla, kelimebozumlarıyla dolu bir roman. Ayrıca Homers’un ünlü yapıtına da göndermeler içeriyor. (DAAT. Oyunlarla, kişisel buhranlarla işimiz olamaz bizim. Biz burada ciddi bir yarışma düzenliyoruz. Elendi.)

Neyse uzatmayayım, anladınız siz.

Bu 3 sayfalık özeti geçen romanlardan 15 adedi finale kalacakmış. Anlıyorum, gelen her roman okunamaz. Ancak 3 sayfalık özetle de bir romanın karakter örgüsü, kurgusu, dili, okuyucuya ne sunduğu ya da sunmadığı nasıl anlaşılabilir?

Benzer bir garipliği Altzine öykü yarışmasında da görmüştüm. Orada da A, B, C isimli editörler öyküleri değerlendiriyor, sonra bu değerlendirme sonrası (edebiyat CV’lerinin daha yukarıda olduğunu anladığımız) X, Y, ve Z isimleri ise nihai değerlendirmeyi yapıyorlardı. Bu yarışmada ise, üç adet öykü ödül alırken, mansiyon alanlarla birlikte yapıtları bir bir e-kitaba dönüşüyordu. Sonucun yararlı olduğunu düşünmeme rağmen, çözemediğim detay şu: Neye göre birinci ya da ikinci ya da yedinci belli oluyor? Bir öyküyü, matematiksel bir değerlendirmeye nasıl alıyorlar? Komposizyona not veren öğretmenler gibi not mu kırıyorlar? Böyle yapıyorlarsa, eğitim fakültelerinde öğrenim mi gördü bu değerlendirmeyi yapanlar?

Yazınsal çalışmalar sadece yazarın ürettikleriyle mi değerlendirilir? Yazın, yazarın ürettiği metne yönelen okuyucunun tamamen her biri kendine özgü algısıyla ilgili değil midir aynı zamanda? Aynı öyküyü okuyan birden fazla insan, aslında aynı okumuyordur… Bu değerlendirmelerin neye göre yapılmış olduğunun da açıklanması gereklidir.

Yazınsal yarışmaların, düzenleyenlerin pazarlama aracı olarak kullanılmasının değil, kendine mecra bulamamış metinlerin gün yüzüne çıkmasını sağlaması gerektiğini vurgulamalıyız.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page