George Grosz (1893 –1959) 1
Grosz’un bu resmi bir ailenin iç dünyasını yansıtır.

Modern bir ailenin getirdiği çekirdek aile modeli resimde parçalanmış şekilde karşımızda durur. Baba, yerde içtiği zehirle; anne kendini asarak intihar etmiştir. Bebek ise bakımsızlıktan ölmüş gibi duruyor.

Resmin renk dağılışı ailenin nasıl ilişkilerde olduğunu gösteriyor. Sarı evin dışını, yeşil evin içini gösteriyor.

Babanın giysisi en koyu sarıdadır, annenin vajinası ve saçlarında babanın giysisiyle paralel bir sarı vardır. Sarı ve tonları evin dışındaki hayatın onlara getirdiği bir renktir. Baba, anne ve bebekten daha çok dışarıda olduğunu için koyu renktedir. Anne bir obje olarak sarılanmıştır. Toplumun kadına biçtiği iki yeri; başı ve vajinası.  Bebekte hiç yoktur. O daha dış dünyayla irtibat halinde değildir. Sadece ailesi vardır onun. Babasının eli ve başı bebeğin yeşil renginden daha açıktır. Büyüdükçe solan bir renk. Annede yeşilin tonu daha da azdır. O hem evin dışında hem içinde kendi yalnızlığını yaşıyormuş gibi.

Annenin kendisini kocasının şapkasını koyduğu yere asmıştır. Bu şapka günlük hayatta kullanılmayan bir şapkadır. Bir süs gibi tavana yakın bir yerdedir. Eski günlere duyduğu özlem ve zaman geçtikçe umutsuzlaşması onu boğmuştur. Yüzünde o yaşlanmış duruş vardır. Kendini çok yaşlı hisseden bir anne.  Resmin en önemli ayrıntısı annenin ellerinin görünmemesidir. Arkadan bağlanmış ve görünmez bir el. Bu kesinlikle onun sürekli evin için sosyal yaşamdan uzak kalmasından dolayıdır. Ellerini bağlayan bu şey, hayatın ona sunduğu en acı şeydir. Eli, kolu bağlı bir annenin kendini şapkalığa asmasından daha ironik ne var? Şapka bir nevi sosyal yaşamı temsil ediyor. Onun altında gitgide boğulan bir annenin durumu.

Babanın giysisi sanki işçi giysisidir. Tek parça ve tekdüze. Elleri yerde, pili bitmiş bir kumanda gibi bırakmıştır kendini. İçtiği zehir bebeğinde yanında duran alkol şişelerine benzer. Bir şeyden kaçmak için alkol tüketen baba figürü bu sefer içtiği zehirle kendinden kaçmıştır.

Ailenin üç üyesinin de karınları şişkindir. Tek amaçları karınlarını doyurmak olan bir ailenin tasviri gibi. Oran olarak bebeğin karnı ikisinden de şişkindir. Bir bebeğin sadece karnını doyuran bir aile.

Annenin ayaklarının altında ve babanın elinin yanında olan bebek.

Bir aile fotoğrafı gibi çerçeveye alınmıştır resim. Yazarın imzası da bu çizgilerin içindedir. Sadece yerde yatan bebeğin ayağının olduğu yerde çizgi biraz belirsizleşmeye başlamıştır. Ölen üç kişiden sadece o bu resmin çizgisini bozabilecekmiş gibidir

Babanın şapkasıyla annenin şapkası arasında (komodinin yanında, beyaz bezin yanında ki beyaz şapka) yükseklik olarak fark fazladır. Babanın siyah, onun beyaz şapkası vardır. Biri şapka takmayı çoktan bırakmış diğeri hala onu kullanıyor. Annenin şapkasının asıldığı yerde bir aynası vardır. Ters çevrilmiş bir el aynası. Bu el aynası kadının artık istemediği veya artık anlamını yitirmiş bir şeydir.

Komodinin hemen yanındaki baston gariptir. Çünkü bastonu kullanacak yaşta değiller. Bu baston onların hem iç yorgunluğudur hem de ölene kadar bu döngüden çıkamayacaklarının işaretidir. Bastonun yanındaki kova daha gariptir. Böyle bir kova neden odada tutulur? Estetik hiçbir değeri olmayan kova evin git gide salınışı gibidir. İşlerini görsün yeter.

Komodinin üstündeki ayna yerine bez parçası asılmıştır. Ayna bezin üstündedir. Bir nebzede olsa kendilerine yukardan bakma isteği. Karşıdan bakmak yerine, yukarıdan bakmak. Önemli bir ayrıntı olarak aynanın karşısına geçtiklerinde bastıkların yerin yeşil olduğudur. Yer keskin bir şekilde sarıdan yeşile döner orda. Kendi iç dünyalarında yolcuk etmek isteyen insanların aynaya baktıklarında kendilerini rahatlamış hissettikleri bir yerdir burası.

Odadaki duvarda asılı  hiçbir şey net değildir. Boş kalmasın diye asılmış şeyler veya zamanla anlamını yitiren şeyler.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page