1.       Doğardoğmaz bıkan çocuk

Georg Trakl bir geldi ki mahalleye, mahallede yalandan bir sevinç, bir coşku. İnsanlar güler gibi de gülmez gibi. Trakl bebek gelmiş diye sevinir gibi de aslında içleri kan ağlar gibi. Trakl daha doğmadan anlıyor insanların çok yüzünü. Trakl daha doğmadan fazla durmam ben bunların arasında der gibi somurtkan doğuyor.

Trakl okula gidiyor tüm çocuklar gibi. Tüm çocuklardan ayrı dinden soğuyor Katolik okullarında. Trakl diğer çocuklardan ayrı ben durdururum treni diye atlıyor raylara, aman Trakl yapma Trakl derken Baudelaire okuyor Trakl, Verlaine okuyor, etrafına da okutuyor okumayan kalmasın diyor, kağıtlara yazıp dağıtıyor daha ilkokul yeni bitmişken. Şair olacak bu çocuk diyorlar Trakl afyona düşüyor, Trakl renkli haplardan bir hap oluyor, en güzel kimyasalların yüzü suyu hürmetine eczacı oluvermiş Trakl.

Dünyanın en büyük savaşı çıkmış Trakl’ın kafası güzel. Milletler, uluslar, yosunlar ve tüm hayvanlar özellikle de katırlar bir olmuş bir birlerinin üzerinde bombalar patlatırken Trakl şiirini karartıyor. Gazeteler “Almanlar Avrupa’yı ele geçiriyor! Galiçya’ya ünlü eczacı-şair-alkolik-bağımlı Trakl atandı!” diye manşetlerle çıkıyor (çıkmıyor), Trakl kafasını kızkardeşinden başka yöne çeviriyor (çevirmiyor), Trakl şiir yazıyor (yalan – o da yazar gibi yapıyor) Trakl atlıyor traktörüne, yollanıyor Margarete’ın en dibine.

2.       19. asır bereketi

1890’lar Avusturyalılar için hasadı bol bir on yıldı. Kafka, Musil, Wittgenstein, Hitler doğmuştu. Aralarına Trakl da katıldı. Ailesi bir baktı ki Trakl 18 yaşında odasında bilinçsiz yatıyor. Trakl bir leyla. Leylalar Trakl için toplanmış. Anladılar ki yıllar olmuş haplarla güzelleşeli. Cildi bir açılmış Trakl’ın, bir şeffaflaşmış ki sorulmasın. Derler ki, daha o yaşlarda Trakl’a bakan içinden diğer tarafı görebilirmiş. Aydınlık bir karanlık çökmüş Trakl’a, bir daha da kalkmamış üzerinden yaşam boyu. Georg, Gretl-Margarete’in elinden tutup çektirmiş afyonu, sonrasında bir ayrılık bir yoksulluk birçok şiir.

3.       Gretl

Georg için en güzel kadın Margarete. Tüm Trakl metinlerinde altmıştan fazla yerde nanikliyor Margarete. “Dişi yabancı, androjen sevda, rahip-kadın”, bir “içsel ihtiyacın ötesi” Trakl kızkardeşinden öylesine utanıyor ki ta Katolik okulundan hatırladığı ilahilerle konuşuyor Margarete ile. Georg için yeryüzünde tek değeri olan kadın Margarete. Traktörünü bile sadece ona teslim edebilir o derece! Margarete bir “ay parçası” tıpkı işi gücü bırakıp bu sevdaya eşlik eden Heidegger namlı feylezofun, uzun yıllar sonra traktörü servise götürdüğünde ustabaşına söylediği gibi: “Öyle bir ay ki çapıyla yıldızdönümüne neden olur da yıldızları soğutur.”

Margarete yeter diye bağırıp yirmi yaşındayken, cüsseli bir ingilizle evleniyor. Cüsseli ingiliz kimilerine göre editör kimilerine göre altıpatlarıyla belalı. Kimilerine göre yayıncı kimilerine göre haraççı. Beş yıl evlilik beş yıl kabus anlamına geliyor. Georg ise bunalımlardan sıkıntılara, karanlıklardan iç sıkıntılarına koşuyor da hiç görmüyor kızkardeşini. O kadar yıl nasıl görmez kızkardeşini diye başyazılar çıkıyor Viyana gazetelerinde, Adolf Hitler vekil seçildiği seçimin ardından ilk açıklamasında Georg Trakl’ı kınadığını belirtiyor, Vinston Çörçil purosunu ağzına iyice yayıp Margarete kızımızı aramayan sormayan Trakl’ın delikanlılığını sorguluyor, Kemal Paşa Trablusgarp’dan teleks ile ACİL!!! başlığıyla Trakl’a hemen kızkardeşini ziyaret etmesini öğütlüyor.

Ah felaketler dizisi! Ah yirminci asır çaresizliği! Yaptı mı sana bana bir düşük Margarete! Georg Trakl hemen kızkardeşinin yanına koşar adım, Trakl ağlayayazar halde, Trakl kendini paralıyor, Trakl gömleklerini yırtıyor. “Yaşamım birkaç günde parçalandı gitti. Bana kalan anca berdevam bir acı…”

4.       Trakl’ın traktörü yolda kalıyor

Trakl Berlin’e dönecek de ayık kalacak, kim inanır? Arkadaşları onu Inssbruck tren istasyonunun önünde ayak tırnaklarından saçının en dibine kadar uyuşmuş halde bulduklarında yedi ay kendine gelemiyor Trakl. Tam yedi ay atıyor içine acısını atıyor ağzına hapını katıyor nefesine afyonu eritiyor kaşığında kokaini arada yazıyor birkaç şiir. Belki yüz yıla varmadan dilden dile dolaşacak o şiirler. Edebiyat dergileri özel sayılar yapacak, üniversitelerde bitirme tezlerinde ismi geçecek, TRT şiir programlarında donuk bir ses ile “Genç yaşta intihar eden şair Trakl’ın acısı dizelerine yansımıştı…” diye süre gidecek yayınlar. Ardından maç özetleri gelecek sonra hükümetin sabrı taşacak ancak Trakl’ın hayata sabrı çoktan tükenmişti. Atlıyor traktörüne Trakl takıyor geri vitese basıyor marşa hıııh, hııh motor devrini almıyor yükleniyor pedala Trakl, trumtrak trumtrak Trakl sen bu işi artık bırak.

Trakl kendine geldiğinde Galiçya cephesinde bir eczacıydı. Kafası iyi olduğunda yaşayacağı bu durumun gerçek olması kafasını daha da bulandırıyordu. Etrafında insanlar birbirini boğazlıyordu, şarapnel parçaları yanındaki teğmenin böğrünü deliyordu, Trakl’ın yüzünde arkadaşlarının kemik parçaları yüzünü ellerini toprakla temizlemeye çalışırken tırnak arasından çıkan arkadaşlarının kemik parçaları… Trakl nihayete ermeli diye kendine kıymaya çalıştığında o kadar dünya savaşı o kadar cephe muhaberesi arasında onu kurtardı insanlık da, hastaneye yatırdılar. Krakow’da bir akıl hastanesinde iyileş diye, uzan biraz dediler Trakl’a o gitti kızkardeşinin de geçtiği son bir şiir yazdı /ah kızkardeşimin gölgesi sessiz mezardan sıyrılır gelir/gecenin ve yıldızların altın dalları arasından/ yıl olmuş 1914, aylardan kasım gecelerden üçüncü günü dörde bağlarken, Trakl tam da yirmi yedi yaşındayken verdi kendine tonlarca kokaini, attı böğründeki çocukluğundan kalma o devasa sıkıntıyı. Traktörü kapıda sessizce bekliyordu şairin, kimseler çalıştıramadı onu bir daha.

5.       Margarete  

Ludwig Wittgenstein yirmi bin lira elinde öylece kalakaldı oysa Trakl biraz rahatlasın diye bağışlamıştı. Para şimdi Margarete’ın elinde Margaret’ın aklı Georg’da, para yanıyor ellerinde. Dağıtıyor kuruşları oraya buraya, boşanıyor bir yandan kocasından. Eski koca da eski kocaymış ha, sürekli para dileniyor Margarete’dan. Ne yapsa olmuyor Margarete, bir yanda sürekli uçacak bir yanda sürekli eski kocaya para akıtacak beri yanda hep Georg’u özleyecek bu böyle olmayacak bir rahatlasın biraz arkadaşlarıyla bir araya gelsin diye mitingler düzenleniyor ülkenin dört bir yanında. Halkı ne de olsa dertleriyle ilgili, halkın tümü şairi kaybettik bari kızkardeşini kazanalım derdinde. Yüce Avusturya milleti, kandaşları yüceler yücesi Alman milletiyle birlikte tek vücut olmuş şiirlerine ağladığı Trakl kardeşlerin yanında manevi destekte. Kocaman, dev gibi, bümbüyük bir parti hazırlıyorlar Margarete için.

Ohhh herkes eğlenmelerde, herkes danslarda, herkesin elinde içkiler, herkes bir gülüyor bir daha gülüyor, biri diğerini bir öpüyor, dönüyor bir daha öpüyor. Şamata. Gırgır. Şarkılar. Danslar. Dünya dönüyor. Margarete Jeanne Langen, aslında Margarete Trakl tüm dans edenlerden kaçınarak, kendisine gülümseyenlere cevap vermeden, ah Margi canım Margi nasılsın Margi sen de gelsene Margilerden uzaklaşıp bir odaya geçiyor. Birden tüm partinin uğultusu duraksıyor. Bir sessizlik hasıl oluyor Marginin odada tam da 26 yaşındayken kafasına sıktığı merminin patlamasının ardından. Bir dan. Kocaman bir mısır koçanı ortasından ikiye ayrılır sesi gibi çatlama. Bir sessizlik ki ömür boyu sürüyor. Perdeler iniyor, ışıklar sönüyor, gülümsemeler yüzlerde donuyor. Herkes arkasını dönüyor. Kendi neşelerinden utanır gibi evlerine dağılıyor. Gazeteler bile yazmaya utanıyor. Başkasının acısından neşe bulamayız diye sabah baskılarında yer vermiyorlar. Bunlar günahkardır diye akşam baskılarında yer vermiyorlar. Bir Salzburglu pastane çırağı ilerleyen yıllarda şairin kanı yerde kalmaz gibilerinde bir sevda dörtlüğü yazıyor Margeret’e, lakin gönderdiği dergi yayımlamaya değer görmüyor. Müşteriye verilen bir krovasanın yağını kucaklayan kağıdın arkasında unutulup gidiyor şiir.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page