Paris’te, Didot sokağı’nın kaldırımlarına iki genç adam hızlı hızlı yürüyor o gün. Yol boyunca hiç konuşmuyorlar. Biraz sonra bir sundurmadan geçiyorlar beraber. İki taraflı ağaçlı yolları izleyerek bir binaya giriyorlar. Bir salona girip bir süre bekledikten sonra bir hemşirenin peşine takılıp bir odaya giriyor iki genç adam.

Rue Didot - Didot Caddesi

Paul VerlaineZiyaretine geldikleri hasta pencerenin sağ tarafında karyoladaki yatıyor. Başucunda tabelada adı yazıyor: Paul Verlaine. Başında bir başlık, üzerindeki gömlekte hastanenin adı yazıyor. Brousse Hastanesi.

Paul Verlaine yattığı yerden doğrulup yatağındaki dergileri, gazetleri kaldırıp bir kenara koyuyor. Kalkıp eski o eski pantolonunu giyiyor sonra. Lekeli yeleğini giydikten sonra gene hastanenin verdiği robdöşambrı giyip ziyaretçilerle birlikte yürüyerek bahçeye çıkıyor. Üç adam bir saat boyunca sohbet ettikten sonra vedalaşıp ayrılıyor o gün.

Paul Verlaine, Brousse Hastanesinden taburcu olduktan sonra Montmartre’de bir sokakta dolaşırken ziyaretine gelen o iki adamdan birine rastlıyor. Paul Verlaine’in kendisini tanımaması üzerine genç adam adını söyler; Andre Gide.

Ayaküstü kısa bir süre sohbetten sonra Paul Verlaine,“Bir kadeh bir şey ısmarla bana,” deyince Andre Gide, küçük para cüzdanını çıkarır ve birkaç kuruşluk bütün servetini gösterir. Biraz önce kıyafetinin uygunsuz oluşundan dolayı oturduğu bistrodan atıldığını söyler sonra.

Paul Verlaine ve Andre Gide bir kafeye girip sohbete orada devam ederler.

Andre Gide: “Nerede oturuyorsun?”
Paul Verlaine: “Bir yerde oturmuyorum, geceler sokakta geçiyor.”

Andre Gide