17. yy’ın başlangıcında Istanbul’a gelip beyoğlu yakınlarında, Galata’da küçük bir dükkana yerleşen Cenevizli Isaac Rousseau, Topkapı Saray’ına saat tamiri ve yapımı hizmeti vermeye başlamıştır.  Isaac Rousseau, 1705-1711 yılları arasında saraya hizmet etmiş. Saatçinin oğlu yazar ve filozof Jean Jacques Rousseau ise, ileride fikirleriyle Fransız Devrimi’ne ilam verecektir. Baba Rousseau’nun saatleri çoğunlukla altın ve gümüşten, arapça rakamlarla yapılmıştır. Saatçinin istanbul’u neden tercih ettiği belirsiz aslında. Bir görüşe göre, kaynanası yüzünden! aynı evde yaşadığı kaynanası, kızının iyi bir evlilik yapmadığı düşüncesinden hareketle, dünyayı Rousseau’ya dar atmektedir. kafası atan saatçi de, yeteneğini ispatlamak için İstanbul’ gelir. Bir başka görüşe göre, annesinden kalan miras sayesinde böylesi bir yolculuğa çıkıp, şansını, dönemin önde gelen semaye ve zenginlik merkezi İstanbul’da denemiş.

Biz daha çok ilkine inanıyoruz, çünkü Jean-Jacques Rousseau İtiraflar’ında babasından bahsederken, annesinin ailesinin tavrına karşı, babasının zanaatının özgürlük alanı olduğunu söylemiştir. (İstanbul’da olan abbasının yokluğunda annesine asılanlar olmasına rağmen, babasına aşık annesinin kendisini koruduğunu da söylemeyi ihmal etmez.) Jean-Jacques Rousseau, aynı kitapta, babasının doğu ile batı arasında bir noktada, kültürel bir araya gelme örneği verdiğine de gönderme yapar.