“Bu yıl, Jimi hendrix ile tanışmamın 41. yılı. Bir partiye davet edilmiştik ancak içeri girmeye çekiniyordum. 22 yaşındaydım. Dışarıda merdivenlerde oturdum. Jimi ise dışarı çıkıyordu. Benimle konuşmak için durdu ve 10 dakika boyunca stüdyoya dair umutlarını ve düşlerini anlattı. Çok güzeldi. O dönemde, herhangi bir kaydımın olacağından bile emin değildim.”

Solda Virginia Woolf’un yatağı, sağda Susan Sontag’ın Paris Montparnasse Mezarlığı’nda yattığı yer.

“Her zaman yazmak istedim. Ancak yazı ağır ağır geldi. Enerjimin yoğun olduğu zamanlardı ve çizime disiplinle bol vakit ayırdım. Picasso ve de Kooning’i çok sevdim. Albert Ryder ve Siyam primatlarını. Sanatı sevdim. Diego Rivera’yı…”

Solda Şilili yazar Roberto Bolaño’nun sandalyesi, sağda Smith’i çok etkilemiş olan Arthur Rimbaud’ya ait kaşık ve çatal.

“Belirli kişilere ait bu belirli fotoğraflarla hüznü ya da bize elem veren kayıplarımızı bir hatıraya, bize kalan yadigar duyguya dönüştürüyor. Böylece kayıplarımızı yüceltiyoruz, onlara bir şey vermiş oluyoruz ve onlardan aldıklarımızı başkalarına aktarıyoruz. Keats’in yatağı, Shelley’nin mezarı, Victor Hugo’nun çalışma masası… Kendilerinden bir parça. Brancusi’nin mezarını görürken, orada ayağımın altında ondan bir parça olduğunu biliyorum. Bunda bir güzellik var işte.”

Solda Constantin Brancusi’nin mezarı, sağda Robert Mapplethorpe’ya ait terlikler.

“Öyle kahramanlara tapan bir tip değilim. Ancak ölü ya da diri olsun diğer sanatçılarla duygusal yakınlık kurup özdeşleşmek, bu insanlar tarafından büyütülmüş gibi hissetmemle ilgili. Allen Ginsberg ile bu konuda oldukça konuşmuştuk. O kendiy olunda tıpkı benim gibiydi. Bir şekilde Blake ve Whitman ile yürüdüğünü hissediyordu. Onlar, onun ailesiydi.”

Virginia Woolf’un bastonu.

” Polaroid Land 250 kullanıyorum. 1967 Model. Işık uzmanı değilim ama kameram için en iyi ışığı biliyorum. Kendi kameramın ustasıyım. Tüm dünyada yanımdaki dostum oldu. Yabancı olduğunuz bir kentte sevip düşünüp fotoğraf çekmek gibisi yok. Beni mutlu ediyor.”

pattismithcamerasolo.com