Trendeyim. Tüm gün kütüphanede çalışmanın yorgunluğuyla tekli koltuğa yığıldım. Derin bir nefesten sonra çantamdan kitabımı çıkarıp dış dünyayla iletişimimi kestim- ya da ben öyle sanıyorum.

Karşımdaki çiftli koltuğa bir aile oturdu. Adam pencere kenarına geçti, dağınık saçlarıyla oynayıp duruyordu. Kadın, 4-5 yaşlarında, pek de rahat durmayan çocuğunu yatıştırmaya çalışıyordu.

Adam, kadına dönerek, “senin yüzündeki ne,” diye sordu. Yüzü ekşiydi. Kadının yüzü gerildi. Anlamsızca kocasına baktı: “O siyah bir ben,” dedi, “ küçüklüğümden beri yüzümdedir o, daha yeni mi fark ediyorsun.”

Adam penceresine döndü yeniden, “bugün çok yorgunum,” dedi.

Elimdeki Alain De Button’un Görmek ve Fark Edilmek kitabının kapağına öylece bakakaldım.