Gebe

Cim karnında nokta, çocuk, dogmadan, yeryüzünü görmeden önce var olur – bilim dünyasının kat ettiği mesafeler bize son yıllarda iyiden iyiye kesin veriler sunar oldu: Ceninin büyüme, gelişme süreci üzerine. Çok iyi bilemiyoruz hala: Rahimde yaşadıklarımız, doğduktan sonraki yaşamımızın ne oranda belirleyicisi?

Gene de, nereden bakılsa, “doğum” kelimesi tökezletiyor beni: Neden, rahimden çıkmadıkça doğmuş sayılmıyor insanoğlu? Neden, Hayat, iki tılsımlı gecenin içine sıkıştırılmak, gömülmek istenmiş?

Gustave Klimt’in gebesi, benim durumun estetiğine ilişkin duygu ve düşüncelerimi temsil eden bir yapıt: O görünümden derin haz alıyor olmamda herhangi bir sapkınlık belirtisi okumuyorum kesinkes; tam tersine, İnsan’ın Doğa’yla pek az koşulda örtüştüğü oranda burada örtüşebildiğine duyduğum inanç tam.

Karanlıkta son günler. Rahmin açılmaya hazırlandığı, içindeki canı kendi canından söküp atmaya durduğu zaman kesiti. Bir erkeğin en büyük olamazı bu – dişi yanı hafifsenemeyecek şairin de:

“Erkeğim ben, bir daha doğuramam seni.”

“Sanat Dünyamız” dergisinin 1999 yılı – 71. sayısında yayımlanmış yazıdan alıntıdır.