Andre’nin hayatında iki şey vardı; biri güreş, diğeri alkol. Bu ikisini birbirinden ayrı görmediği için, gününü ya içerek ya da güreşerek geçirirdi. Tabi ringlerde harcadığı kaloriyi ne bal kaymaktan, ne kuzu kebaptan ne de başka bir yiyecekten alır, sadece içki içerdi. Günde ortalama 7000 kalorilik bir içiş bu. Havaların ısınmaya başladığı şu günlerde, hepimiz 7000 kalorinin ne demek olduğunu az çok biliriz. Halk dilinde söylemek gerekirse, “Boru değil bu, ortalama 25 bira”.

O zamanlar henüz yeşil bir bebek olan Hulk Hogan, Andre ile tura çıktığında, onun alkolikliğine ilk elden tanık olmuş. Yol boyunca Andre, cüssesine eşit hacimde bira alıp, her birası bittikten sonra geğirerek boş kutusunu Hogan’ın kafasına fırlatmış durmuş. Bu şekilde uzun bir turu birlikte geçirince Hogan artık Dev’in ayarının ne zaman kaçacağını anlar olmuş ve kükremesine fırsat bırakmadan önüne yeni bira koymaya başlamış.

Tur bitene kadar, korkudan, otobüs ne zaman dursa koşarak marketten galonlarca bira taşımak zorunda kalmış zavallı ezik Hulk. Belki “Ringlerde görürsün sen!” şeklinde hırs yapmıştır ama yaptıysa da nafile bir hırs olmuş. Çünkü, ancak bundan yıllar sonra Andre’yi yenebilmiş; o da tepeden birileri Andre’ye yenilmesini emrettiği için.

Japonya’da turnedeyken, maçı kazandığı için sponsorları epey pahalısından 6 şişe şarap hediye etmişler. Andre teşekkür edip otobüse binmiş ve bir sonraki müsabaka yerine doğru yola koyulmuş. 4 saat sonra otobüs durup kapıları açılınca, son şişeden son yudumu almış ve bu şekilde art arda üç maça çıkmış. İçince, Drunken Master misali güçlendiğinden midir nedir, rakiplerini iki dakikada indirip gene içmek için en yakın bara gitmiş.

Çok eğlenceli bir kişi olduğu için peşinden de bir sürü arkadaşını sürüklemiş. Gülmüş eğlenmişler ve toplamda da 100 bira tüketmişler o gece (bunun 75’i bizim Andre’ye aitmiş). Bu yetmezmiş gibi bardan çıkınca sarhoş olan arkadaşlarını arabayla tek tek eve bırakmış. Polis yolda es kaza çevirme yapsa, çıkacak olan alkol değerini siz düşünün.

Andre ve içki maceralarının sonu yok. Gene günlerden birgün biriyle girdiği iddiadan mıdır yoksa Andre’nin kendini sınamasından mıdır nedir, bir oturuşta 119 adet 33’lük bira içmiş ve bunu 6 saatte yapmış. Gece sonunda, polislerle başı derde girmesin diye oteline gitmeyip bardaki piyanonun üstünde uyumuş.

Neyse, uzun lafın kısası, hayranlığın ise şükelası, 6 saat boyunca aralıksız olarak 3 dakikada 1 bira içmek anlamına geliyor bu. Mavi ve şirin gezegenimizde, ortalama olarak bir biranın 20 dakikada içilmesine rağmen, bu eylemi 6 saat boyunca yapabilen insanların sayısının pandalara eşit olduğunu göz önünde bulundurursak, Andre’nin büyüklüğünü daha iyi anlarız.

En nihayetinde, bu kadar içkiye bünyesi dayansa da kalbi dayanamamış. Kendisini saygıyla anıyoruz. Yolunuz Kuzey Carolina’dan geçerse, mezarına bir şişe bira dökmeyi ihmal etmeyin.

Not: Andre Rene Rousimoff’un bu yönünü bizlere sunmasından dolayı Richard English‘e teşekkürü borç biliriz.