Müziğin benim için tekrar anlam kazandığı anlardan: Derdiyoklar ikilisi. Ali Ekber Aydoğan (vokal-saz, gitar) ve İhsan Göğercin (davul-vokal) Türkiye’den Almanya’ya göç etmiş iki Alevi kökenli müzisyenin kurduğu grup, tarihteki en güzel kültür farklılığından yapılmış müziğini yaratıyor. Krautrock, türkü, Alevi deyişleri birbirine girmiş, aşmış bir performans ve huşu halinde, ibadet eder gibi yapılan müzik. Almanya’da düğün salonlarında ortaya çıkan performans, Can’in, yetmişlerde modern sanatın sergilendiği yerlerde yaptıkları gösterileri andırıyor.

İlk kasetlerini 1979’da çıkarmış Derdiyoklar ikilisinin diskografisi 2000’lere kadar gidiyor, sonrası ayrılık. Sağda solda bulduğum şarkılarında, zamanında Helmut Kohl’ün yabancıları sınırdışı edelim söylemine verdikleri “Kardeşçe yaşamak” cevaplarını ve ırkçı hareketlere tepkilerini de gördüm, şad oldum.

Deneysel müzik yapmak konusunda kelimenin tam anlamıyla batış yaşayan genç Türk gruplara örnek olmaları gerekir. Absürd tavır, kara mizahın bilinçli örneği, sonsuz saygıyla selamlıyoruz.

Bir düğünde çalınan, Kalktı göç eyledi Avşar illeri: mükemmel bir performans, bu halk türküsünün dinlediğim en güzel modern versiyonu, ensede, sırtta, ayakla çalınan gitar, davul-vokal, sonlara doğru gerçekleşen über davul solo ve çocukların katıldığı bir ilahi müzik.

Yaz gazeteci yaz: Jimi Hendrix’ten hiç aşağı kalmadan, kafanın üstünde yapılan soloyla başlıyor, arkası deyişler ve anlatılmaz bir güzellik.

Ve şimdi İstanbul’dalar. 23 Ekim Perşembe gecesi Anadolu-Pop’un bir başka emekçisi Barış K. ile birlikte Babylon’da aynı sahneyi paylaşacaklar. Bizi bekliyor olacaklar, bekletmeyelim…

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page