27 Kasım – 25 Aralık 2010

Sanatorium, 2010 yılının son sergisinde, devlet kültürünü ve hayatımıza olan yansımalarını mercek altına alan sanatçıların yapıtlarını “Demirbaş” başlığı altında sanatseverlerle buluşturuyor.

Henüz ilkokuldayken sıraların arasına sıkışıp kalan enerjimizin bir kısmını atmak için, çöp tenekesine kalem açmaya gittiğimiz zaman mı ilk defa fark etmiştik Demirbaş listesini? Öğretmene yakalanmamaya çalışarak, sınıfın geri kalanını gizlice güldürürken arada gözümüzün takıldığı o garip çerçevelenmiş dosya kâğıdını…

Demirbaş listesinin kendisinin de bir demirbaş olduğu bu Kafkaesk evren ilk defa o zaman mı şaşkına çevirmişti bizi? Yoksa memur denilen, her an keyfi kaçmaya hazır ve bir defa kaçtığı zaman da “Yok efendim, hayatta olmaz!”, “O imza olmadan ben nasıl paraf atayım?”, “Müdür Bey’den başka kimse imzalayamaz” dan başka bir şey duymanın mümkün olmadığı o narin yaratıkların önünde, devlet dairelerinde sıra beklerken gözümüz takıldığında mı? Peki demirbaş olanların yalnızca mobilyalar ve malzemeler değil, aynı zamanda onları kullananlar olduğunu ne zaman fark ettik?

Sanatorium’un Demirbaş başlıklı bu sergisi, demirbaşlar karşısında duyduğu ilk şaşkınlığın ürpertiye dönüştüğünü fark eden ve bu duyguları mücadele alanına taşımaya karar vermiş olan sanatçıları bir araya getiriyor ve demirbaş listelerinin karşısına kendi listesiyle dikiliyor.

Sanatorium Sivil Sanat İnisiyatifi’nde 27 Kasım – 25 Aralık 2010 tarihleri arasında gerçekleşecek Demirbaş sergisinde; Can Ertaş, Erol Eskici, Feza Velicangil, Gençay Aytekin, Guido Casaretto ve Zeyno Pekünlü’nün yapıtları yer alıyor.