Memleket kokan adalet. Huzursuz seyyah, kargalarla konuşan adam.

“Yalan dünya, kahrolası hayat”

Deli Gücük Osmanlı taşrasında dünyayla, alçaklarla, kendiyle hesaplaşıyor…

DELİ GÜCÜK KİMDİR?

Doğru Söylerim halk razı değil, eğri söylerim Hak razı değil.

Deli Gücük Anadolu masallarında ve söylencelerinde çoklukla yer alan bir kavram. Birçok farklı yörede, türkülerde, atasözlerinde ve deyişlerde ismi geçiyor. Kimi zaman bir mevsimi kimi zaman bir durumu anlatmak için kullanılıyor. Bu mitten esinlenerek yaratılmış Deli Gücük karakteri ise kargalarıyla birlikte dolaşan bir seyyah olarak tanımlanabilir. İnsanlardan uzak yaşamı, az konuşması, delici bakışları, görünümü ve hepsinden önemlisi konuşabilen yedi kargası onu korkutucu kılıyor. Osmanlı taşrasında, uzak dağ köylerinde bilinen ve konuşulan bir mit ve belki ondan bir tür “öcü” olarak söz edilebilir. Adalet beklenilen ama korkulan da biri: “günahı olan korksun” dense de hemen herkesi tedirgin ettiği aşikar. İnsanlardan ve yerleşim yerlerinden uzak, doğayla iç içe “kuşlarla yatıp kalkması” bu tedirgin edici varlığını pekiştiriyor. Onu hep yürürken görüyoruz, bir bayırı tırmanıyor veya sarp tepelerden iniyor. Bir köylünün dediği gibi “nerde karga kuzgun toplaşmışsa biliriz ki Deli Gücük oradadır”. Köye uğramıyor, köyde kalmıyor, yürürken tepesinde dolanan ve ürkütücü sesler çıkaran kargalarıyla birlikte köyden geçip gidiyor. O geçerken köy sessizleşiyor, köylüler siniyor ve geçip gitmesini korkarak izliyorlar. Kimi hikâyelerde hemen her şey onun dışında gelişip sonuçlanıyor. Silahlar patlıyor, türlü acımasızlıklar ve ölümler yaşanıyor. İnsanlar hiç görmedikleri ya da bilmedikleri ama mutlaka korktukları Deli Gücük hikâyesi anlatıyorlar birbirlerine. Deli Gücük, Osmanlı taşrasında bir mit ve mesel olarak seyahatini sürdürüyor… Sığınılacak ve korkulacak bir adalet meleği gibi durmaksızın yoluna devam ediyor.

KİTABIN HİKAYESİ

İyilik geçicidir, kötülük kalıcı.

Deli Gücük Osmanlı Taşrasından Dehşet ve Korku Hikâyeleri bir çizgi roman çalışması. Ülkemizde üretim zorlukları nedeniyle mizah dışında örneklerine sık rastlamadığımız yerli çizgi roman örneklerinden biri. Yaklaşık bir buçuk seneye yayılan hazırlık döneminden sonra ortaya çıkmış yazar ve çizerlerin büyük bir emek vererek hazırladığı çalışmalardan oluşan kolektif bir eser. 224 sayfalık kitapta sadece çizgi romanlar değil, ilüstrasyonlarla bezenmiş hikâyeler de yer alıyor. Editör Levent Cantek kitabın ortaya çıkış hikayesini anlatıyor:

Türkiye’de çizgi roman yayınlamak uzun zamandır çok külfetli, yerli çizgi roman üretmek ve bunu yayınlamak ise çok ama çok daha fazla külfetli elbette. Elinizdeki albümün yapım serüveninin aralıklarla da olsa yaklaşık iki yıl sürmesinin nedeni kaçınılmaz olarak bu güçlüğe dayanıyor. Buna kolektif uyumun pek gösterilemediği topraklarda yaşıyor olmamızı da ekleyebilirsiniz. Deli Gücük, Osmanlı Taşrasından Dehşet Hikâyeleri albümü sadece bu yönüyle bile, özverili bir avuç insanın ortak çalışması olması nedeniyle ileride de hatırlanmayı hak ediyor.

Deli Gücük’ün ilk hikâyesi, 2007 yılında yapmayı tasarladığımız bir korku çizgi romanları albümü için hazırlandı. Farklı yazar ve çizerler tarafından hazırlanan kısa hikâyelerden oluşan bir çalışma hedefliyorduk. Deli Gücük de albümde yer alacak hikâyelerden biri olacaktı. İstediğimiz ölçüde bir nitelik tutturamadığımız için o albümden vazgeçtik ama kısmetmiş, o sıralarda çıkmaya başlayan Tam Macera çizgi roman dergisinde Deli Gücük’ü ayrı bir seri olarak kullanmaya karar verdik. Aslına bakılırsa başlangıçta Coşkun Kuzgun’un “fumetti” çizgilerine uyabileceğini düşündüğümüz Aziz Tuna’nın bir hikâyesini seçmiştik, sonra ikili seriyi devam ettirdiler. Dergi kapandı ama albüm konusunda bir fikri takip yaptık. Kuzgun ve Tuna’dan başka yazarlar ve çizer arkadaşlar çalışmaya katıldılar, destek verdiler. İlginç bir not düşebilirim: Pek çok çizer ve yazar birbirleriyle hiç karşılaşmadılar, mektuplaşarak ortaya çıkarttılar hikâyelerini.

Deli Gücük, Osmanlı Taşrasından Dehşet Hikâyeleri albümünün önemli bir ilk olma özelliği var. Bu albümle birlikte Türkiye’de ilk kez farklı yazar ve çizerlerin çalışmalarıyla katkıda bulunduğu aynı kahramanın serüvenlerinden oluşan bir çizgi roman kitabı yayınlanıyor. Deli Gücük, on iki yazar ve çizerin ortak çalışmasından oluşuyor. Çizgi romanın endüstri olduğu ülkelerde, özellikle Amerikan ekolünde karşılaştığımız bu uygulamaya bizde pek başvurulmuş değildir. Çizerlerimiz birkaç başarılı istisna dışında genellikle yalnızdırlar, tek başlarına yazıp çizerler.

Bu kez öyle olmadı, bir tiplemeyi farklı yazar ve çizerler farklı estetik kaygılarla yorumladılar. Elbette bu türden farklı yorumlar okuru etkiler, kıyaslamalar yapmasına neden olur, kişisel beğenilerine uygun düşenleri önemser, bir diğerine daha soğuk bakar. Türkiye gibi çizgi roman üretiminin belli bir türe yoğunlaştığı, onun dışında kalan her çalışmanın marjinal sayıldığı ülkelerde bu değerlendirmelerin, özellikle niteliğe ilişkin kıyaslamaların daha soğukkanlı yapılmasından yanayım. Her şeyden önce üretim yapılabilecek bir mecra bulabilmek, devamlılık sağlayabilmek, varolabilmek bana daha önemli geliyor. İnsanlar, ancak ve ancak üreterek kendilerini geliştirebilirler. Çabuk unutuyoruz bunu… Üstelik çok da çıkmıyor ama bu ve benzeri albümlerin iştah açıcı olmasını, herkesi yeni şeyler üretmeye teşvik etmesini dilemeliyiz.

YAZAR VE ÇİZERLER

Deli Gücük lakaplı mahlukun rivayetlerini nakleden mimlenmiş katip ve nakkaşların özmazileri…

Koray Kuranel
Rivayet odur ki kendisi miladi ‘75’de Bitinya’da bu aleme zuhur etmiştir. Meraklısı o güzide kenti bugün Bursa olarak bilir. Kendisi nikahlıdır ve iki adet harikulade mahdumesi vardır. Bu zat, Anadolu Darülfünunu Minyatürlere Vücut Buldurma ve Nefes Verme Zanaatı İlmini ezber etmiş, miladi ’96 senesinde mütehassıs olmuştur. Nicedir, gavurun “reklam” dediği ifşa-ül mamül erbablığı içinde “istoribord”, ill’üs-tirasyon, film-ül hat zanaatiyle iştigal etmektedir.

Melike Acar
Bu hanım kişi, miladi ‘78 yılında Kostantiniyye’de dünyaya gelmişlerdir. İlk mektebi Bahariye’de, devamını ise Kadıköy Hatunlar Mektebinde tamam eyledi. ‘96-03 seneleri arasında Şehr-ül Kadim Anadolu Dar’ülfünunu Latif Zanaatlar Mektebinde Tasarum-ül Grafük İhtisası yaptı. Bahis konusu devirde ilk şahsi nakış teşhirini sergüledü. İlk mütehassıs resimli menkıbesi “Atom” mecmuasında neşredildi. Leman ve L-Manyak mecmualarında resimli öyküler ve karikatür derler keyifli minyatürler nakşetti. ’09 senesinde Image Comics namlı gavur basımevince neşredilen Outlaw Territory külliyatında “Craftmanship” adlı öyküsüyle yer aldı. Acar, halen Şehr-i İstanbul’da yaşamakta, çizgi roman ve sanat meşgalelerine ziyadesiyle devam etmektedir.

Uğur Bülent Sertçelik
Miladi ‘77 Angara’da doğmuştur. Orta Şark Teknik Dar’ülFünunu Muhendisun Mihanikiyet kısmında makinaların muhendisliğini etüt etmiştir, Hacettepe mektebinde Grafik ilmi hat ve tezhib sanatı hususunda yüksek ihtisas yapmıştır. Tedrisat yazılımları ve mult’i-medi’a (ortam-ül bereket) alanını meslek edindi. Velet kitapları, ders kitapları resmetti. Bir bahriye firmasında muhendis olarak çalışırken aylık neşredilen Tam Macera Mecmuası’nda Meşhur Hafiyeler’i nakşetti. An itibariyle hususi bir şirkedin idari kademesinde meslek erbablığı yapmakta ve Deli Gücük’ü nakşetmeyi sevmektedir.

Murat Başekim
Başekimler’den Murad namlı bu madrabaz, miladi ‘75’te Angara’da doğmuş. Hacet-ül Tepe mektebinde İngiliz’in dilini, edebiyetini belleyip ardından mütercimlik yapmış. İngilizlerin meşhur padişahı Sultan Artur ile ilgili bir tercümesi, Japon’un Karagöz oyunu “Anim’e” ile ilgili bir tefsiri var imiş. Namlı gavur katip Çelebi İstefan King’in Zifir Kule menkıbesini mübarek Lisan-ı Osmani’ye çevirmişmiş. Bir ara edebi neşriyatlarda dört-beş mesel neşrettirmeyi becermiş. Sonraları aylık Tam Macera mecmuasında Cinlerin Han’ı ile ilgili muhayyile ürünü birkaç rivayet nakletmiş. Şimdilerde ise muallim olarak kazanırmış ekmeğini. Lakin er ya da geç katipliğe dönmek niyetinde imiş bu kendini bilmez zındık.

Aziz Tuna C.
Rızık kavgasına ekseri meslekle iştigal etti, halen de eder. Tam Macera mecmuası itibarıyle nakşedilmiş roman hikayeleri anlatmaya başladı, delikanlılık hülyalarını tezahür ettirdiğinden olacak, pek bahtiyar.

Coşkun Kuzgun

Ege’de ikamet eder, ilüstrasyon yaparak ekmeğini kazanır. Çizgi roman üreterek geçirebileceği bir hayatı hayal ediyor.

Levent Cantek

’69 senesinde Şehr-i Ankara’da doğdu. Bilkent Darülfünun’unda
Beynelmilel Münasebetler ilmini etüt etti, Gazi ve Ankara Dar’ülfünunlarında Muharrirlik yüksek ihtisası ve doktorası yaptı. Resimli roman ve mizaha dair tefsirleriyle nam saldı. Tarih-ül Hars (Kültür tarihi) ile ilgili tetkikler yapıyor. An itibariyle İletişim Neşriyatevi’nde mütehassıs neşriyatçı olarak vazife yapıyor.

Divanı: *Türkiye’de Çizgi Roman (İletişim Yayınları, 1996/2002), *Markopaşa, Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi (İletişim Yayınları, 2001), *Çizgili Hayat Kılavuzu (der. İletişim Yayınları, 2002),* Karaoğlan, Erotik ve Milliyetçi Bir İkon (Oğlak-Maceraperest, 2003), *Çizgili Kenar Notları (der, İletişim Yayınları, 2007), *Cumhuriyetin Büluğ Çağı (İletişim Yayınları, 2008).

Özgür Kurtuluş
Miladi ‘75 senesinde meşhur gavur yiğidi Herkül’ün memleketi Herakleion nam-ı diğer Ereğli’de doğdu. İlk mektebi Muğla, Kastamonu, Sivas; Orta mektebi Erzurum ve Angara’da okudu. Orta Şark Teknik Mektebi’nde İlm-ül Siyaset belledi. Veledlere hitab edecek tedrisat ve şenlik-şadımanlık mamulleri imal eden şirketlerde vazifelerde bulundu. Bodur metrajlı seyirlik temaşa çekti, sıbyanlara masal risaleleri yazdı. ‘04’de Tam Macera mecmuasını neşretme teşebbüsüyle nakışlı roman serüvenine atıldı. Şol zat, bir yandan revactaki kültüre dair tefsirler kaleme alıyor, bir yandan da senaryolar, hikayeler, romanlar. Hanidir Kamra’da neşrıyatçılık ve katiplik yapıyor.

Ozan Küçükusta
‘77’de Angara’da doğdu. Kadim Kent Anadolu Dar’ülfünun’unda Zarif Zanaatlar Mektebi Nakışlara Nefes Vermek Suretiyle Anim’e Etmek İlmi mezunu. Nicedir veledlere, sıbyanlara hitab eden ill’ü-strasyonlar, oyunlar ve nakşedilmiş temaşalar hazır etti. ‘04’te yoldaşının “Destur, hele bir nakkaşlı roman mecmuası neşredek bre, Tam Macera olur, he mi?” lakırdısını zikretmesiyle ömrü tebdil oldu. O gün bu gündür çifte ömür sürmekte. Tan vaktinden, fasıl fasıl akşam çökene değin gene veled mecmualarına nakış roman, kitab desenlemeleri ve çizg-ül filmler hazırlayıp, vakit gece oldu muydu tahayyülleri istikametinde çizgi roman nakşediyor. Ola ki eceli gelince, meftunu olduğu zanaatinin içine gömülmek niyetlisi (Allah gecinden versün).

Murat Gürdal Akkoç
‘79’da Zonguldak Ereğlisinde doğdu. İzmir 9 Eylül Darülfünununda Maliye etüd etti. Lakin gönlünü nakşa kaptırdı. Mizah Mecmualarında karikatürleri neşredildi. Tam Macera nakış roman dergisinde resmeyledü. Bundan gayrı Angara’da Kamra Neşriyatçılık’ta vazife yapıyor. Nikahlı, mesut, baht oyunlarından mecidiye-mangır peydahlanmasını ümit ediyor.

Korkut Öztekin
‘76’da vücut buldu. İzmir Latif Zanaatlar Anadolu İdadi’si ve Bilkent Grafük-ül Tasarum ilmini etüd etti. Hattatlık, nakkaşlıkla iştigal ediyor. Tefsirler yapıyor. Halihazırda İzmir 9 Eylül Dar’ülfünununda Grafük Bölümünde tetkik vazifelisi makamında. Külliyatını bilumum teşhirlerde zanaat-meftunları ile müşerref ediyor.

Kitabın Editörü Levent Cantek ile Deli Gücük Hakkında…

Doğru söylerim halk razı değil, eğri söylerim Hak razı değil.

Deli Gücük fikri nasıl ortaya çıktı?

İki yıl kadar önce korku temalı bir çizgi roman kitabı yapmaya karar vermiştik. Deli Gücük de o kitap için yazılan bir senaryoydu. Kitaba çizgileriyle katkıda bulunmak isteyen Coşkun Kuzgun’un tarzına uygun olduğunu düşünerek kendisine senaryoyu verdik. İlk çalışma bu şekilde ortaya çıktı. Fikir olarak yerel nitelikleri olan Anadolu masallarından beslenen bir tipleme ve hikâye arıyorduk. Sonuçta Deli Gücük ismi bir masaldan alınmadır, ilk hikâye de bir başka masaldan esinlenilmiştir. Görsel olarak Rasputin veya Sakallı Celal türü biri örnek alındı diyebilirim, birlikte dolaştığı yedi karga özgün bir yorum. Biliyorsunuz gerek yedi rakamı ile ilgili gerekse kargalara dair din mitolojisinde, dolayısıyla korku ve fantastik edebiyatında epeyce gönderme vardır. Bunları kullandığımızı söyleyebilirim.

Deli Gücük öyküleri nelerden besleniyor?

Hemen herkesin kolaylıkla görebileceği gibi korku ve fantastik edebiyatın pek çok kaynağından beslendiğini söyleyebilirim. Farklı yazar ve çizerler ayrı ayrı yorumlar yaptıkları için bu kaynaklara hem yaklaşıldı hem de kimi hikâyelerde uzaklaşıldığı oldu. Aziz Tuna’nın kimi hikâyeleri korkudan çok entrika temelli aksiyon hikâyeleridir. Murat ve Özgür’ün senaryoları ise korku türüne daha yakın işler oldular.

Kitap yapma fikri nasıl ortaya çıktı peki ve siz projeye nasıl dâhil oldunuz?

Bir kitap yapma fikri hep vardı. Çizgi romanla üretici olarak uğraşmak isteyenler Türkiye’de çok yalnızlar. Bir araya gelmek, ortak çalışma yapmak ve bu çalışmaları yayına dönüştürmek konusunda bir çaba göstermek istiyordum. Deli Gücük’te bir birikim oluşturmuştuk. Yeni hikâyeler ve isimlerle bu birikimi çoğalttık. Editör olarak yaptığım hikâyeleri belirlemek, içeriği, üreticiler arası iletişimi sağlamak oldu.


Deli Gücük’ün Tam Macera’daki öyküleri Aziz Tuna C. ve Coşkun Kuzgun işbirliğinin ürünüydü. Kitapta ise farklı yazarlar ve çizerler görüyoruz. Bu tercihin nedeni neydi?

Her şeyden önce bu çokluğun pratik bir nedeni var. Daha hızlı üretiyorsunuz. Emek ve enerji katılımcılar arasında paylaşılmış oluyor, amacınıza daha kolay ulaşıyorsunuz.

Farklı yazarlar ve çizerler işin içine girince ortaya birden fazla Deli Gücük çıkmış gibi. Özgür Kurtuluş ve Murat Başekim’in yazdığı öykülerin çoğunda Deli Gücük alışık olduğumuzdan daha ürkütücü bir çehreye bürünüyor örneğin. Öte yandan Aziz Tuna C. öykülerinde daha edepsiz, daha güler yüzlü bir Deli Gücük’le karsılaşabiliyoruz. Bu karakterin bütünlüğünü nasıl etkiliyor?

Temel çıkış noktamız Deli Gücük’ü bir kahramandan çok mit olarak düşünmekti. Kimi hikâyeler hem Deli Gücük dışında gelişiyor hem de birbirine uymayan Deli Gücük hikâyeleri var. İnsanların kahraman ve öcü yaratmaya ihtiyaç duyduklarını biliyoruz. Zamana ve mekâna göre o kahramanı veya öcüyü uyarlabiliyorlar. Üstelik bilirsiniz, mevsimler dahi insanları değiştirir, sahil kenarlarında yaşayanlar daha sakindirler vs. Hikâyenin içerdiği vahamete ya da şiddete göre farklı Deli Gücük yüzleriyle karşılaştık. Kaldı ki farklı kişilerin yorumları olduğunu da unutmayalım.

Bir çizgi roman kitabı olmasına rağmen kitapta düzyazı öyküler de var… Onları kitaba dâhil etmeye nasıl karar verdiniz?

Aslına bakarsanız bu biraz da çizgi romana nasıl baktığımız meselesiyle ilgili. Hikâyeler de yazarak kitaba edebi tat ve farklı bir derinlik katmak istedik. Üstelik bu denenmiş bir şey de değildi. Bu da teşvik edici oldu, yazarlara ayrı bir motivasyon getirdi.

Türkiye’de bu tarz isler çok fazla yayınlanmıyor ve/veya ilgi görmüyor. İleride buna benzer projeleri sürdürmeyi düşünüyor musunuz?

Popüler olmak güzeldir, hemen herkes aklının bir köşesinde bunu isteyebilir ama sadece bunu düşünerek üretemezsiniz. Türkiye’de çizgi romanın durumu ortada. Hayat da çok kısa, insanlar sevdiği ve arzu ettiği düşlerini gerçekleştirmeli bence. Üreticiler hem çok yalnızlar hem de bir amaca yoğunlaşmak her zaman mümkün olmuyor. Kişisel olarak yapabilirsem her yıl benzer nitelikte bir çizgi roman kitabı için editör olarak çalışmak istiyorum. Hemen hepimiz bunu istiyoruz zaten. Bize yeni katılacak arkadaşlar da olacaktır. Çizgi roman kitaplarına mutlaka devam edeceğiz. Bu kitap bizi mutlu etti, devam etmek için bu her şeyden daha önemli bir kıstas.

Kamra Yayıncılık Hakkında…

Kamra Yayıncılık, kamu kurumlarının ve özel kuruluşların, görsel ve yazılı içerik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik çözümler geliştiren bir butik yayıncılık ve tasarım şirketidir. 2006 yılının Ocak ayında kurulan yayın ve tasarımevi, bugüne kadar merkezleri Ankara, İstanbul, Budapeşte, Munih, New York gibi Türkiye ve Dünya’nın çeşitli kentlerinde bulunan 50’ye yakın şirket ve kurumla işbirlikleri ve projeler geliştirmiştir. Bu projeler çerçevesinde basılı yayınlara ve elektronik medyaya yönelik içerik, grafik, illüstrasyon, clipart, karikatür, vinyet, 2 ve 3 boyutlu karakter tasarımları, çizgi roman, animasyonlar vb. görsel malzeme üretmektedir. 2007 yılında kendi bünyesinde Tam Macera adlı aylık çizgi roman dergisi yayınlan Kamra, aynı yıl Setne ve Taş Tanrılar adında yine yerli bir çizgi roman yayınlamış. 2009 yılında da Deli Gücük Osmanlı Taşrasından Dehşet ve Korku Hikâyeleri adlı çizgi roman kitabı ile yerli çizgi romana verdiği desteği sürdürmektedir.

Deli Gücük: BlogFacebook grup

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page