Biz o zamanlar Kadıköy’de birkaç kişiydik. Olmayacak şeyler oluyordu. Yağmur bir değişik yağıyor gibiydi. Haftasonları PTT’nin ardındaki meydanda kitap pazarı oluyordu. Haki yeşil giymiş, postalların bağcıkları sarkık kadınlar ve erkekler, çarşının saçağına sığınmış, kutularda kasetler satıyorlardı. Herkes kasetleri kaydediyor, paylaşıyordu. O zamanlar birkaç kişi Danzig dinlerdi, şimdi dinleyen kalmış mıdır bilinmez. Akmar Pasajı’nda Villa Kafe’de How the Gods Kill çalardı, bağrımızda bir pank Ahmet Kaya’sı gibi, yanık ve şişkin sesiyle gurbetteki metalciler ve panklar analarını hatırlayıp biralarını içerlerdi. Danzig, 2015 yılı biterken, pank saldırganlığını koruyan albümünü, yanılmıyorsak onuncu albümünü çıkardı, kasların sarkık ete dönüştüğü zamanlarda, Black Sabbath ve Aerosmith ve şaşırtıcı biçimde Elvis Presley ve The Everly Brothers yorumlarının olduğu bir çalışma şeklinde zuhur eyledi. Şimdi Kadıköy’ün daha temizlendiği varsayılan, kafelerin ve birbirine sarılmış yürüyen, ter ve sidiğin keskin kokusunun sahte bir düzeneğin ardına saklandığı sokaklarda yürürken, pasajların köşelerine, barların ufak masalarına sıkışmış, artık iskeletlere dönmüş, saydamlaşmış insanların biralarını içmeye devam ettiklerini farz ederek, yeni Danzig albümünü selamlıyoruz, demek ki hala ve her şeye rağmen, iskelet formunda olsa dahi, yaşıyoruz.