[sws_2_column title=””]

1930 yılında Romanya’da doğan şair Dan Pagis (1930-1986), önce Romanya’da, sonra Ukrayna’da bulunan bir Nazi Çalışma kampı’nda tutulurken, kaçar. 1946 yılında İsrail’e göç eder. Çok erken yaşta faşizmin ağırlığının hissettiğinden olsa, İfade isimli şiirinde tanrıya ironik bir dil kullanarak “ifade” verir.
[/sws_2_column] [sws_2_columns_last title=””]

İFADE

Yok yok: kesinlikle
insandılar: üniformalar, çizmeler.
Nasıl açıklasam? İmgede
Yaratılmışlardı.
Ben bir gölgeydim.
Farklı bir yaratıcı işiydim.

Öyle ki, merhametinden, bende ölecek bir parça bile bırakmadı.
Böylece O’na doğru koştum, hafif mi hafif bir gül, mavi
Affederek – Hatta özür dileyen bile oldum-
Her şeye kadir olan dumana üflendim
imgesiz ve benzersiz.
[/sws_2_columns_last]
[sws_divider_line]

[sws_2_column title=””]
Dan Pagis’in, kara bir öfkesi vardı. Soykırıma duyduğu öfke daha çok insanlıktan tiksinmesine yöneliyordu. Öfkesi sadece modern zaman cinayetlerime değil, dini hikayelerdeki ilk ailede yaşanan cinayete kadar gidiyor, arada bir fark olmadığını vurguluyordu.

Henüz çocukken çalışma kampına katılan Pagis, kamptan kaçtıktan sonra yerleştiği İsrail’de Orta Çağ İbranicesi üzerine çalışıp öğretmen olur.
[/sws_2_column]
[sws_2_columns_last title=””]

Mühürlenmiş vagonda karakalemle yazılmıştır

işte burada bu vagon yükünde
havva’yım ben
oğlum habil ile
diğer oğlumu görürseniz
kabil insan soyu
Ben’i anlatırsınız kendisine
[/sws_2_columns_last]

[sws_divider_line]

[sws_2_column title=””]

Soykırım ve çalışma kamplarından kaçmak üzerine, deneyiminin de etkisiyle çok kez yazmıştır şair. Hayali bir adama Nazilerin kontrolündeki sınırdan trenle kaçmak üzerine gerekli bilgileri verdiği şiirinde, bir şeylerden kaçsa da, yaşananların onu naıl takip edeceğini alaycı bir dille söyler.

Pagis için, eğer soykırıma uğramasaydı ve kaçıp Orta Doğu’ya geçmeseydi, asla İbranice öğrenip Yahudi şiirine katılacağı söylenemezdi derler. Bir yandan şiirleri karanlık bulunan Pagis’in kendi ülkesinde de kolay kabul edilmediği görülebilir.

[/sws_2_column] [sws_2_columns_last title=””]

SINIRI GEÇECEKLERE TAVSİYELER

Ey hayali adam, haydi git. İşte pasaportun.
Hatırlamana izin yok.
Tanıma uygun olmalısın:
Gözlerin zaten mavi.
Alevlerle kaçma sakın
bacanın içinde:
İnsansın sen, trende otur.
Rahat otur.
Adam gibi bir palton var şimdi,
kendine gelmiş bir bedenin, yeni bir ismin
gırtlağından çıkmaya hazır.
Git. Unutmaya iznin yok ama.
[/sws_2_columns_last]
[sws_divider_line]

[sws_2_column title=””]
Pagis’in kabul edilmeme hikayesi, çocukluğundan başlar. Savaştan çok önce göç etmeyi kafasına koyan babası, 1934 yılında Filistin’e yerleşmek için hazırlık yaparken, aynı anda Pagis’in annesi ölür. Babası Pagis’i Avrupa’da babaannesinin yanına bırakıp Orta Doğu’ya yerleşir. 1939’da ziyaret ettiği Avrupa’dan Pagis’i yanına almayı istemez. Güçlenen Nazi eğilime rağmen Pagis’in babannesi ve dedesi, onu ABD’ye göndermeyi düşünmüştür. Orta Doğu’udan daha güvenli buldukları kasabalarında Pagis’in gideceği yer ise, Nazilerin yahudileri toplayıp bindirdikleri trenler ve Ukrayna’daki çalışma kampları olmuştur.

Annesinin ölümünü, Şölen isimli şiirde hatırlar.
[/sws_2_column] [sws_2_columns_last title=””]

ŞÖLEN

Öldüğü ay, pencere pervazının yanında duruyordu,
şık, düz dalgalı bir genç kadın.
Orada durup pencereden bakarken
Derin düşüncelere dalmış gibi görünüyor.

Camdan yansıyan 1934 yılının bir öğleden sonrası gölgesinde
ona bakarken, bulanık, hafif silik
ama onun inançlı bir hizmetkarı. Dışarıda
Ona bakan benim aslında, neredeyse dört yaşında.

Sessizce, eğlenceye dönüyorum
fotoğraftan çıkıp büyüyorum
dikkatlice, sessizce büyüyorum
ki korkutmayayım kendisini.
[/sws_2_columns_last]

[sws_divider_line]