poe1
Edgar Allan Poe, tarihteki ilk dagerreyotipi denemesinde…

Yazan: Edgar Allan Poe, 1840

Kelime düzgün biçimde ‘Daguerréotype’ şeklinde yazılır ve ‘Dagerreyotipi’ diye okunur. Mucidinin ismi Daguerre lakin Fransızca kullanımında birleşik ismin yapısı gereği ikinci “e” üzerinde aksan gerekiyor.

Kuşkusuz, önemli olan yöntemin kendisidir ve belki de bu icat, modern bilimin en sıra dışı zaferidir. Karanlık odadan alınan ilk fikirle ortaya çıkmış bu icadın tarihine bakabilmek için bu yazıda yerimiz yok. Fotojeni  -Yunanca “Güneş ile boyanan”dan gelir- işleminin en küçük detaylarından bahsetmek bile şu anki amacımızı çokça aşar. Yine de, kısaca diyebiliriz ki, bakır üzerine gümüş levha hazırlanır ve bu levhanın yüzeyi , ışığın hareketine alan tanımak için akla hayale gelecek en pürüzsüz yapıdadır. Levha yoğun biçimde cilalanır ki (Dagerreyolit denen)kireçli sabuntaşı ile kirecin sitetisi ve karbonunu eşit miktarda içerir. Pürüzsüz yüzey sonra iyot içeren tanka yerleştirilerek, muhteviyat soluk sarı renge dönüşene dek iyotlanır. Levha daha sonra karanlık odaya yerleştirilir. Aletin lensleri, resmini alacağı objeye çevrilir. Gerisini, ışığın hareketleri tamamlar. Tüm bu işlemler için gerekli olan zaman, günün hangi saati  -hatta hangi mevsim- olduğuna göre çeşitlilik gösterse de plakanın kaldırılacağını muştulayan kesin ana dek geçen genel zaman periyodu on ila otuz dakika arasındadır. Plaka alındığında, başlangıçta belirli bir görüntüyü yakalamış gözükmez -daha çok bazı kısa görüntüler belirir. Fakat görürüz ki, en mucizevi güzellikle görüntüleri oluşturmaktadır. Bütün bir alfabe dahi, herhangi bir olgunun düşüncesini aktarmakta yetersiz kalır. Bu durumda, görüntü kaynağını, tasarımcının kendisini yansıttığında çok muhteşem belirmeyecektir. Belki de, tamamıyla mükemmel bir aynadan yansıyan nesnenin uzaklığını hayal edersek, diğer bütün anlamlarıyla gerçekliğe yaklaşabiliriz. İşin aslı bu nedenle ‘Dagerreyotipi’ levha, insan eliyle yapılmış herhangi bir resme göre son derece (terimi dikkatle seçip kullanıyoruz), son derece doğruyu yansıtır. Sıradan bir sanat çalışmasını incelediğimizde, güçlü bir mikroskop eşliğinde, doğaya dair benzerlik izlerinin silindiğini görürüz -fakat fotojenik çizimin en yakın tetkikinde daha mutlak bir doğru,  gösterilen nesneyle daha mükemmel bir yönün kimliği ifşa edilir. Gölge çeşitlerinin yanı sıra hem dikey hem de yukarı doğru perspektif geçişleri, görüntünün mükemmeliyetinde gerçeğin ta kendisidir.

İcadın sonuçları uzaktan bile olsa görülemez – ancak felsefi keşfe dair bütün tecrübeler bize şunu öğretmektedir: Böylesi bir keşifte en umulmadık, çok hesaplamamız gerekendir. Neredeyse ispatlanmış bir teoremdir. Her yeni bilimsel icadın sonuçları, günümüzün sınırı aşıldığında, büyük ölçüde en hayal edilebilir olanın en vahşi beklentileridir. Diyebiliriz ki ‘Dagerreyotipi’nin sağladığı avantajlar arasında en açık olanı, sayesinde bir çok durumda asla ulaşılamayacak görüntülerin ortaya çıkarılmasıdır. Çünkü böylesi durumlardaki nesnelerin, mutlak perspektiflerini yansıtacaktır ve doğru bir ay tablosu çizilmesini, bu ışık kaynağının ışınları levhada belireceğinden, nihayet mümkün kılacaktır.