Claude Chabrol Paris’te seksen yaşında öldü. Orta sınıf bir ailede büyümüştü, sinemaya gönül düşürmeden önce hukuk okusa da, sonrasında Fransız yeni dalgasının öncülerinden François Truffaut, Jean-Luc Godard ve Eric Rohmer’le tanışınca, bu ilginç dörtlü, 1950’ler sonunda sinemada gerçekleşen değişimin öncüsü oldular.
Chabrol, aklı başında her insan evladı gibi Alfred Hitchcock hayranıydı. 1958 yılında çektiği ilk filmin parasını, Chabrol’un zengin karısı karşılamıştı: Le Beau Serge. Filmlerinde burjuvaziye ve ahlak anlayışına saldırdı. Bunları yaparken filmlerinde yer alan gerilim atmosferini Hitchcock etkisiyle yarattı.

Chabrol filmlerinde genelde bir kurban ile peşine düşmüş katil gözükürken, izleyici katile kızmak ya da nefret etmek bir yana, sempatiyle yaklaşır. Katil, çünkü bir anlamda toplumun onu ittiği noktadır. Gerçekleşen suçlar, toplumun ikiyüzlülüğünün sonucudur. Herkesin bir nedeni vardır. L’Oeil du malin, Le Boucher, Que la bête meure ve La Ceremonie örnek olabilir. Öte yandan, Madame Bovary uyarlamasında da orta yaş krizi yaşayan kadın tedirginliğini benzer bir atmosferde yansıtmıştır.

En son, 2009’da başrolünde Gérard Depardieu olan Bellamy ile sinema filmi çekmiş oldu. Arada sık sık televizyon film ve dizisi de yapardı.

1930 doğumlu yönetmen, 12 Eylül’de hayatını kaybetti. Provakatif, lümpen toplumcu anlayışı lanetleyen filmleri ve ruhu ise yadigar.