roadrunner1

[av_dropcap1]1[/av_dropcap1]949 yılında başlayıp, günümüze kadar devam eden bu çizgi film ‘kaybetmenin olağanlığını’ bize gösterir. Benim için ayrı yeri olan Çakal’ın; eğlencesine, biraz incelemek istiyorum.

Öncelikle çakalın şizofren olma ihtimali yüksektir. Çünkü Çakal diye bir hayvan vardır ama Road Runner diye bir hayvan yoktur. Bu tabi ki çok göze sokulacak kadar görülen bir şeydir ama Road Runner’ın cinsiyetinin olmayışı ve bir kuş olarak adlandırılması ilginçtir. Bu kuş türü uçamaz. Sadece hızlı koşar. Yakalanamayan ve resimlerden geçebilen bir kuştur aynı zamanda.

Çakal’ın zekâsı yüksektir. Her bölümde yaptığı tuzaklar insanları hayrete düşürmeye yeter. İşin en ironik tarafı mekanizması kusursuz da çalışsa ‘doğa’ ona ihanet eder. Çakal kaybetmeye mahkûm biri değildir ama o sadece deneyen ve isteyen biridir. Sanırım onun durumunu Samuel Beckett mükemmel özetlemiştir:”Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.” Her defasında daha iyi yenilen Çakal bize ‘uçurumdan düşmenin’ standartlığını gösterdi. Çakal, Roan Runner’ı yakalasa onu yer miydi? Sanırım yerdi ve bir saat sonra boşluğa düşerdi. Bu sefer içindeki boşluğa.

Çakal’ın geçmişinde kesinlikle kırmızı kamyon ve kırmızı trenlerle ilgili bir şey olduğu açıktır. Her defasında bu iki araç ona çarpar ve işlerini mahveder. Ansızın gelen kırmızı kamyon onu ezer geçer fakat kırmızı tren onun yaptığı hareketler sonucunda ortaya çıkar. Ve bu iki araç iki kişiyi simgeler. Kırmızı araba baba, kırmızı tren anne. Baba ansızın ortaya çıkarak onu hayallerinden (Road Runner) alı koyar anne ise Çakal’ın yere çizdiği demir yollarından onu ezer. Demir yollarını Çakal çizdiği için aslında annenin pek bir suçu yoktur. İstemeden eziyordu Çakal’ı.

Çakal, bizim kaybedip, yılmayan tarafımızdır. Toplumda kaybedip sürekli didinen insanlarımızın aynasıdır.

Çakal’ın yaptıkları gerçek olur fakat kendi gerçekleştiremez onları. Bir resim çizer, Road Runner o resme girer o giremez ve üstüne üstlük oradan kırmızı bir kamyon gelir onu ezer. Çocukluğunda resim yaptığı kesindir. Kırmızı arabanın onu ezmesi, babası tarafından engellendiğini gösterir.

[av_dropcap1]A[/av_dropcap1]slında Road Runner, Çakal’ın hayalleridir. Çakal onun kadar özgür olmak ister. Cinsiyetinden sıyrılarak hemde. Bir kuş olmak ister ama uçmakta gözü yoktur. Road Runner’ı yeme isteği ulaşamadığı hayalleri yok etme istediğidir de aynı zamanda. Çakal, hiçbirini gerçekleştiremediği gibi hep yüzündeki masumluğu korur. Bunlar bizim kaybeden insanımızın özellikleridir. Road Runner’ın eti onu doyurmaz zaten. O sadece elde etmek istiyor onu ve hayatından çıkmasını istiyor. Hayalleri ona fazla geliyor da olabilir tamamen hayal dünyasında da yaşamak isteyebilir. Bunu ondan başkası anlayamaz.

Bir bakıma Çakal bütün insanlığı da temsil etmektedir. Çünkü çakalın ACME denen bir yerden sürekli bir şeyler aldığını görüyoruz. Acme çakalın dinidir. Belki de bütün planlarını bozan bu mallardır. Eksik mallar. Acme’nin malları Çakal’ın kaybetmesine göre dizayn edilmiştir sanki. Din, onu hayallerinden uzaklaştırıyor AMA o hayale ulaşmanın başka da bir yolunu bilmiyor Çakal.

Çakal, Road Runner’dan daha hızlı koşuyor bazı zamanlarda ama bu tip durumlarda genelde Road Runner bir ‘çakallık’ yapıyor ve Çakal kendi kendini saf dışı bırakıyor. Road Runner’ın ise çok hızlı koşmasıyla ünlenmesi bunun en acı tarafıdır.

Çizgi film serisi bitti ama Çakal hayallerine kavuşamadı. Road Runner’ı yiyemedi. Ve Bu çizgi filmi izleyen kuşak kendi imkânlarıyla son bir bölüm yaptı kendi kendine. Road Runner, Çakal’a yenildi ve afiyetle yedi onu. Resimlerden geçebilen uçamayan kuşumuz bu sefer geçemedi ve Çakal’ın en basit oyunlarından birine kandı ve yenildi.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page