Behçet isimli bir okurumuz, serzeniş dolu bir mektup gönderdi yayımlanması dileğiyle. Bize sadece aktarması düşüyor.

Türkiye’ye hoş geldiniz.

Her katında başka bir şeytani yaratık, başka bir iblis. Adnan hocası, Evren’i, Nursi’si….Kendini post modern bir peygamber gibi gören, muhtemelen diğer bütün sahtekar epileptik peygamberler gibi Tanrının oğlu, elçisi, ya da 7. göbekten akrabası zanneden şarlatanlar ve peşine takılmış askerleri. Şahadet adreslerini karıştırmış, dünyadan kendini soyutlayıp bütün dünyalarını efendilerinin ağzından çıkacak sözleri kendi art niyetleri ve çarpık bilinçleriyle yorumlamaya hazır karbon bazlı vücutlarıyla pis amaçları ortak humanoidler. Ve tabi -9. katın şu anda Pennsylvania’da bulunan mal sahibi.

Ve tabi bir de ben ve sen. Evrenin ve gezegenin sırlarını bir bir çözen bilime inanan, iyi niyetli, yaptığı hareketlerde diğerleri zarar görüyor mu diye iki kez düşünen, fakat emeğini satarak hayatta kalma mücadelesi veren bilinçli İNSAN…Kendi aklını sadece doğru olduğunu bildiğin kaynağı görerek, seçerek, okuyarak, öğrenerek, uygulayarak ve de öğreterek kullanan güzel kardeşim. Yanlış gittiğini düşündüğün şeyleri değiştirmek için ne yapabilirsin bu mevcut sistemde? Cevabı biliyorsun, bildiğin doğruları bilinç düzeyi sana yetişmek için kıvrananlarla paylaşmak zorundasın. Artık oturma. Yaz, isyan et, örgütlen. Sosyal paylaşım çağındayız, artık şu PC’ni sadece para kazanmak ya da eğlenmek için değil, sistemi değiştirmek için kullan.

Ama o da ne? Buna benzer bir çaba, tonla emek, kağıt formata dökülmeden tam da deşifre etmek istediği güruh tarafından, devlet denilen kontrol mekanizmasının polisi marifetiyle yok ediliyor. Bir daha söyleyelim…YOK EDİLİYOR. Yok edilenin sadece bir bilgisayar dosyası olduğunu mu düşünüyorsun? Yok edilen sensin, senin özgürlüğün. İçinde ki genetik Köroğlu her gün ölüyor. Ruhu -9 katlık yolculuğunda her geçen saniye senden uzaklaşıp, bir Gülene yaklaşıyor. Her geçen gün ipin ucundaki İslami bir rol biçilmiş kuklaya dönüşüyorsun.

Medeni insanın sahip olduğu, birazda korkuyla karışık sabrın sonunun geldiğini göremiyor musun? Hadi körsün, yaklaşan tehlikenin çanlarını da mı duymuyorsun? Hadi sağırsın, ortalığı kaplayan sülfür kokusu damı seni rahatsız etmiyor? Ne zaman ayağa kalkacaksın? Ne zaman başlayacak senin hareketin arkadaş? Yoksa bunlara sessiz kalıp, uyum gösterip evrimsel sürece kendini bırakmak mı istiyorsun? Sana hatırlatayım… Sen, sevdiklerin, hepimiz öleceğiz…Arkamızda bırakacağımız tek şey hayattayken yaptıklarımız olacak…yoksa bu da mı seni hiç ilgilendirmiyor?

Behçet – Mart 2011 – Istanbul