BUGÜN ALEJANDRO

Ahretliğimiz Fütüristika’nın bahsine bir iki kelamla katılmak istiyoruz.

“When I made the picture, I felt as though the picture was my father, and now I feel as though the picture is my son.” (A.J.)

Bay Jodorowsky’nin, kötülük sinemasına tutarlı direncini anlamak, bugün onun film yapmayı ve filmleri hakkındaki konuşmayı kendi soykütüğünü onarmakla ilgili rejime nasıl içtenlikle bağladığını ve kamerayı nasıl kişisel tarihinin çözülüşünün hizmetine sunduğunu anlamaktan geçiyor. Alejandro, zihninizdeki labirentten bir çıkış aradığınızı biliyoruz. Bizlerin büyük laf kalabalığına karşı, sizin, filmleriniz hakkında konuşurken daima saf, keskin bir parrhesiastes’e dönüştüğünüze dikkat çekmek istiyoruz. Aynı tavrı filmlerinizde göstermeyegeldiniz: Belki de peygamberimsi kahramanlarınızı filmlerinizde Gösteri’ye kurban eden, kutsal sahnelere hapseden film-kişilerinin aktif bakışlarının film-dışı dünyada bulunmadığını hüzünle fark ettiğinizden, verdiğiniz röportajlarda kendinizi korumayı gereksiz buluyorsunuz. Hakikat bu mudur? Sizin anlatınız varlığını belirli bir sinema ideali olarak sürdüren kutsallaştırmanın, kendini ideolojiye dönüştürmenin karşısına ünlü Godardyen karşı-kutsallaştırmayla çıkmaktansa spiritüelliği önermenin, felsefenin karşısına ise bir tür optik-teolojiyi konuşlandırmanın haritasıdır. Bununla, “benim görüntümün saflığı karşısında büyülen” diyen çağrıya direnen üslubunuzu ve sizi içinde bulunduğunuz uzaklara çivileyen, sizi yutan uzaklığı garantiye alan audio-vizüel yol göstericiliğinizi kastediyoruz; çünkü bir “üslup her zaman üslupçuluğa karşı verilen mücadelenin ödülüdür.”

Anımsatmamıza izin verilirse, Bay Ranciére şöyle demekte idi: “Sanat etkin zekânın maddi özü edilgen olan insanlara hükmetmesini getiren hiyerarşiyle uyum içinde yürür. Bu uyumun askıya alınması gerekir. Belki de bu ayrımı dahi nötrleştiren radikal bir kayıtsızlık gerekir.

EK 1: Öyle görülüyor ki figüratif dünya, yaşlandıkça daha fazla sanat fetişisti olan Bay Jodorowsky tarafından plastikliği ölçüsünde muteberdir ve ama bugün sormak istiyoruz: Neden onun sürrealist çalışması bugün biçim konusundaki bir aşırı stilizasyona ya da dil konusundaki hantal derecede devasa bir eğretileme havuzuna bağımlı kalmak zorunda olsun? Birine ya da diğerine… O kendisinin anlatıda açtığı deliklerden bakmamızı istiyor ama bir tür psikoz halinde bu delikleri kapatmaktan da kendini alıkoyamıyor. Hâttâ bu tavır bugün Jodorowsky filmlerinin motoru haline geldi. Bunu izleyenlere sesleniyoruz: Bu kendinde-film evrenine psikanalitik terminolojinin aşırı erotik dayatmacı tutumunu boca etmek yerine onun filmlerinden belki de başkasının imgesel rejimine teslim olmayı öğrenmek gerekir ve Bay Jodorowsky’ye “yönetmen” diyerek ona hakaret etmeye devam etmek yerine belki de onun büyük “içindeki labirente teslimiyet sanatı” artık hissedilmelidir.
EK 2: Bay Jodorowsky, belki El Topo’daki bütün o kertenkele-siklerin kopan kuyruklarını yeniden yapma yetenekleri gibi filmlerin ve kendini sanatı yücelterek yüceltmek isteyenlerin sizi tamamlamasına artık izin vermemelisiniz.
EK 3: Bütün saygımızla, Filmin, aşırı retinal bir sanat –ama özellikle Sanat- olmaktan kurtulacağı günü hayal etmek çok mu fazladır?
EK 4: Bay Jodorowsky’nin, filmleri hakkında konuşurken iyileştirmeden, terapötik etkilerden giderek daha fazla söz etmesinin bir kühnü* var. Bir gün kanser konusunda ciddi ilerlemeler yapılmasını sağlayabilecek “yönetmenlerin” hayalini kuran Bay Godard’ın da; çünkü bugün kurtarmak gereklidir.

Sözlerimize burada son veriyoruz.

Proscenium Arch adına,
Ozan K.

BUGÜN ALEJANDRO 1

BUGÜN ALEJANDRO 1* Evet, künhü olmalı. Lakin düzeltmiyoruz. Çünkü doğru değiliz.

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page