Bu hafta çok kötü biriydim sevgilim
İçi dışı arasında uçurumlar olan sihirli bir kale kapısında
Kendimle birlikte en az yirmi kişiyi zehirledim
Beş dakika aksayan bir saatin tıkırtısında

Öğrendim ki gereksiz özgüven intihar gibidir
Tecrübe; bedel ödemeden edinilmesi mümkün olmayan
Kibirse insanın kiralık katilidir
Atılmış eski bir ayakkabıda, çöpler arasından

Bu hafta çok ölü biriydim sevgilim
Votka kokteyli, kadın formları, kirli sayfa
Bu haftayla birlikte aylarımızı, yıllarımızı sildim
Bu cinayeti işleyen kalbimdeki değildi

Anladım ki ne olduğumuzu bilebiliyoruz ancak
Her nefes alışım, hem dört duvar arasında oluşum
Ne olacağımızsa asla büyük konuşulmayacak konu
Ben onu istesem de kirletemem, anlıyor musun?

Bu hafta içimdeki benlerden biriyle tanıştım sevgilim
Ben acıydım! Yüzyıllardır biriken. Akan suda.
Dallarına bağlanmış, rüzgârla sallanan çaputlar arasında
Her biri bir başka dert simgesi, o ıssız yamaçtaki uçurumda

Ben de vardım orada, sessiz yatırda
Devrik bir mezar taşında, toprak altında
Uğuldayan yalnız adak ağacında
O ben değildim desem, koca bir yalan olur

İpek böceğinin kozasında
-kelebekler nerede?-

Genç bir kızın yatağının üzerinde
Kendine âşık bir konsola örülmüş
Eğlenceli ama gergin örümcek ağında
Hafif rüzgârlarla sallanan
Varlığına minnettar..

Günah altın kahverengiydi ve beynimi yedi
Ama daha çok pis bir otel odasında
Öyle korktum ki kendimden harcadım ikimizi birden
Can sıkıntısının koynunda, küçük bir taşra kasabasında

*İllüstrasyon: Elif Yıldız

Tweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someonePrint this page