Ataerkil söylem ve girişimciliğin ruhu
Ali Ersen Erol, sürekli olumlanan ‘girişimcilik’ kavramının ekonomik anlamından öte; güç, iktidar ve erkek egemen bilinçaltına nasıl seslendiğini anlatıyor. Bunu yaparken, saldırgan kapitalist cennetin paradoksal varlığındaki ataerkil, sınıfsal ve ayrımcı baskı diline dikkat çekiyor. Türkiye de boş durur mu? Hemen din ve gelenekle birleştirip kendi yıkılmaz görünen yapısını inşa ediyor.
Bir ses aranıyor Van’da: “Sesimi duyan YOK mu?”
Van unutuldu sanki. Felaketin sıcaklığıyla dünyaya birlik dersi veren(!) memleketin basını, yöneticileri, halkı, hızla değişen gündemin seline kendini koyverdi. Orada hava hala ısırıyor. Doğa, ülkenin sistemsel sorununun temelinde politik yönetim bozukluğu olduğunu yüzümüze vuruyor. Van’ı gözümüzün önünden silince, gerçekliği gitmiyor. Gülşah Seyhan, bölgeden döndü yazdı, Kerem Yücel’in fotoğraflarıyla, bizsizliği bize anlattı: ‘Özledim seni, eski günlerini, affet bizi, hakkını helal et. Hey gidi VAN…’
Uluslararası Af Örgütü 2011 Mektup Yazma Maratonu
İnsan haklarına duyarlı Futuristika! takipçilerine açık çağrımızdır. Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi’nin vicdani retçi ve insan hakları savunucusu Halil Savda için başlattığı Mektup Yazma Maratonu’na katılın, acileylem.org adresine giderek bir mektup da siz imzalayın, insan hakları ihlallerine dikkat çekin.
Siyasi soykırım
Ali Ersen Erol, son tutuklamaların gölgesinde sistemin mutlakiyetçi kalıbını anlatıyor. Bu yazının önceki başlığı aslında ‘Türk siyasi kültürünün mutlakiyetçi kalıbında siyasi soykırım’ diye düşünülmüştü. Prof. Büşra Ersanlı’nın da tutuklanması ile yazının başlığı değiştirilmiştir. 605 tutuklamadan sonra 31 Ekim’de tutuklananlar, siyasi soykırımın en son kurbanlarıdır. Sözlerin sustuğu yerde silahlar konuşur. Söz umuttur, düşünce umuttur. Umudumuzun sönmemesi dileği ile.
![[Futuristika!]](http://www.futuristika.org/wp/wp-content/uploads/2011/08/futuristika-logo-beyaz.png)
Görüşler